Bi-Bz

bifosfonat (bisphosphonate) bisfosfonat; kemik yıkımının yoğun olduğu kanserlerde ve postmenopozal osteoporoz tedavisinde uygulanan, önemli bir yan etki olarak çene kemiklerinde nekrozların görülebildildiği drog

bilgisayarlı tomografi (computed tomography; CT) tomografi; BT; hastanın çevresinde dönen bir radyasyon sisteminin ürettiği x-ışınlarının dokulardan geçişinin uygun dedektörlerce algılanıp bilgisayar yardımıyla görüntüye dönüştürüldüğü inceleme tekniği

bilinç bozukluğu (impaired consciousness) başlıca nedenleri kafa travmaları, beyin kanamaları, beyin tümörleri ve abseleri, dolaşım bozukluğu, epi­lepsi, infeksiyon has­talıkları, toksik etkiler, nöropsikiyatrik has­talıklar olan, kişinin çevresi ve kendisine yönelik uyaranlara olan ilgi ve tepkilerde azalma/kaybolma tablosu

bilirubin (bilirubin) hematojen kökenli olmasına karşın demir içermeyen, büyük bölümü parçalanan eritrositlerden kökenli sarı-kahverengi endojen pigment

bipolar bozukluk (bipolar disorder) manik-depresif psikoz; bkz PMD

Birbeck granülleri (Birbeck granule) özellikle derideki dendritik hücrelerderin (Langerhans hücreleri) sitoplazmalarında saptanan raket biçiminde, işlevleri bilinmeyen cisimcikler

 

birden ölüm (sudden death) vücudundaki has­talığı başkaları ve kendisi tarafından bilinmeyen tam sağlıklı görünümdeki bir kişinin, bu has­talığının ya da komplikasyonlarının etkisiyle ansızın ve çok kısa bir süre içerisinde ölmesi

bitişik atış (contact shot) silah namlusunun vücuda temas halinde ya da en fazla 2 cm uzaklıkta bu­lunduğu sırada yapılan, kurşun deliği çevresinde döğme izlenimi veren renkli noktacıkların çok belirgin olduğu atış

 

bitkisel yaşam (vegetative life) beyin fonksiyon­larının yitirildiği, solu­num ve dolaşım sisteminin dış destekle görev yaptığı, tam bilinçsizliğin bulunduğu klinik yaşam türü

 

biyoloji ihtisas dairesi (de­partment of biological ex­aminations) gıda madde­lerinin incelenmesi, kan ve vücut sıvılarının ince­lenmesi, babalık tayini, vb adli biyoloji çalışmalarını yapan ihti­sas dairesi

biyopsi (biopsy) hastalıklarda saptanan lezyonların mikroskoskopik tanısı için doku örneği alınması

biyopsi, aspirasyon (aspiration biopsy; fine-needle aspiration biopsy) aspirasyon biyopsisi; ​ince iğne aspirasyon biyopsisi; sıvı ile dolu kistik oluşumlarda özel iğneler kullanılarak injektörde yaratılan negatif basınçtan yararlanarak sıvı çekme ilkesine dayanan, sıvının fiziksel ve kimyasal nitelikleri ile hücresel içeriğini değerlendirmekte kullanılan mikroskopik inceleme tekniği

biyopsi, eksizyonal (excisional biopsy) küçük bir lezyonun, tanı ve tedavi amacıyla  tümüyle çıkarılması

biyopsi, insizyonal (incisional biopsy) insizyonal biyopsi; genellikle büyük lezyonlardan, lokalizasyonu nedeniyle tümünün çıkarılması sakıncalı olanlardan ve malignite kuşkusu bulunan lezyonlardan histopatolojik tanı için küçük bir örnek alınması tekniği

biyopsi, punch (punch biopsy) panç biyopsi; özellikle deriden ve ağız mukozasından ucunda kenarları çok keskin içi boş bir metal silindir bulunan plastik gövdeli bir çubuk (punch) ile örnek alınması tekniği

bizmut (bismuth; Bi) atom numarası 83 olan, bizmut içeren ilaçları uzun süre kullananlarda deride gri-grimsi mavi bir renk yansıması oluşturan (bismuthia), derinin yanı sıra ağız mukozasında ve konjunktivalarda da birikebilen, ağız mukozasında, dişetlerinin kenarında koyu gri renkte bizmut sülfit çizgileri oluşturabilen, yoğun birikmesi stomatitlere neden olabilen element

bizmut çizgisi (bismuth line) bizmut zehirlenmel­erinde dişetlerinin kenar­larında görülen mavi-kara çizgi

bizmut stomatiti (bismuth stomatitis) bizmut zehir­lenmesinde görülen~ ağız içinde bizmut çizgileri ve yanak mukozasında pig­ment granülleri bulunan, metal tadı ile yanma algılanan, ülserler içeren tablo

bizmut zehirlenmesi (bis­muth poisoning) bizmut stomatiti, iştahsızlık, başağrısı, yüzde kırmızılık ve böbrek etki­lenmesi tablosu

B-lenfosit (B-cell; bone marrow lymphocyte; bursa fabricius lymphocyte) kemik iliğinde kalarak olgunlaşarak antikor üretme yetisini kazanan, daha sonra lenf düğümlerindeki foliküllerin germinatif merkezlerine göç eden,Th-lenfositlerin uyarısıyla ya da poliklonal B-lenfosit aktivatörleri olarak nitelenen polivalan maddelerin tetiklemesiyle  immunoglobulin (antikor) üreten plazma hücrelerine dönüşebilme yetisini bulunan, sıvısal (hümöral) bağışıklığın temel bileşeni olan, görece kısa ömürlü lenfosit ailesi

Bleuler siması (Bleuler’s face) şizofrenik hastanın, canlı fakat anlamsız par­lak gözler ile çevresindeki olayları an­lamak için çaba harcayan insanlardakine benzer şekilde kırıştırılmış alın derisi yapısı ile karakter­ize yüz ifadesi

boğazlama (cut throat) du­dakları düzenli ve birbi­rinden çok uzakta bulu­nan, ortası derin ve kemiğe kadar inebilen ve önemli damarların-­larinksin-trakeanın kesil­ebildiği, uçları sığ, damar kesilmelerinde kanama ve hava embolizmi yapa­bilen, gırtlak kesilmelerinde akciğere giren kanla boğulmaya neden olan, genellikle cinayet, bazen intihar ya da kaza orijinli olan yaralanma biçimi

boğma (strangulation) boyun bölgesine ip, bağ ya da el ile uygulanan güç nedeni ile meydana gelen, asfiksi ve inhibis­yona ile oluşan zorlu ölüm; ayrıca bkz elle boğma, iple boğma

Bohn nodülleri (Bohn’s nodules) dental lamina kisti; bebeklerde alveol kretini örten mukozadaki dental lamina artıklarından kökenli, genellikle üstçenede beliren, 1-3 mm çapında, sarımsı beyaz kabarıklıklar biçiminde, doğumdan sonraki 3. aya kadar kendiliğinden patlayarak silinen kistler

boksör demansı (dementia pugulistica) bkz demen­tia pugulistica

 

borik asid zehirlenmesi (acid boric poisoning) bulantı, kusma, diyare, kanlı gastroenterit, güçsüzlük, vücut ısısında düşme, deride kızarmalar, böbrek fonk­siyon bozuklukları, da­mar spazmları, depres­yon, konvülsiyon, şok tablosu ve ölüme yol açabilen zehirlenme

boşanma (divorce) eşlerden birinde 3 yıldır süren ve iyileşmesi ola­naksız bir akıl has­talığının varlığında boşanma davası ancak sağlıklı eş tarafından açılabilir; ayrıca, cinsel iktidarsızlık, eşine kötü muamele, cinsel sapıklıklar, cana kast, zina, cürüm, onursuzluk gibi nedenlerin temelinde akıl hastalığı düzeyinde olmayan ancak evliliği karşı taraf için çekilmez hale getirebilen psikiya­trik bozukluklar boşanma nedenidir

botrioid odontogen kist (botryoid odontogenic cyst) botriyoid odontogen kist; lateral periodontal kisti andıran, çoğu multiloküler ve polikistik nitelikte ender görülen bir odontogen kist

böbrek kanseri (renal cancer) böbrek hücreli karsinom ya da hipernefrom olarak bilinen, böbrek tubuluslarının epitel hücrelerinden kökenli kanser

brakisefali (brachycephaly) ön-arka boyutu kısa, sağ-sol boyutu uzun ölçülen, alın ve artkafa kemiğinin düz olan, koronal suturaların erken kapanması nedenli, ailesel olabilen kafatası yapısı

bromür zehirlenmesi (bro­mide poisoning) bulantı, kusma, peltek konuşma, konfüzyon, psikotik dav­ranışlar, koma ve felç ta­blosu

bronchiolitis obliterans (bronchiolitis obliterans; BOOP) tıkayıcı bronşiyolit; bronşiollerdeki ve alveol lümenlerindeki eksüdanın eriyip rezorbe olamadığı, granülasyon dokusuna dönüşmesi ve fibrozis gelişmesiyle karakterize, pulmoner hipertansiyon ve cor pulmonale ile sonlanabilen kronik yangı

bronkoskopi (bronchoscopy) bronşların özel araçla (bronkoskop) incelenmesi

bronşiektazi (bronchiectasis) bronşların ve bronşiyollerin kalıcı genişlemesine yol açan, bol miktarda irinli balgam, öksürük ve ateş bulgularının saptandığı, obstrüksiyon kökenli (tümör, yabancı cisim, mukus tıkaçları, KOAH, kistik fibrozis hastalığı, konjenital bronşiektazi) ya da obstrüksiyon olmaksızın (bronkopulmoner infeksiyonlar, nörolojik bozukluklar, özofagus alt sfinkter yetmezliği, nazogastrik intübasyon, hipogammaglobulinemiler, vd) oluşan, pnömoni, pyemi ve sepsis, cor pulmonale gibi komplikasyonları olan nekrotizan akciğer hastalığı

bronşit (bronchitis) akut türlerin çoğunluğuna virüslerin, kronik olgulara ise tütün dumanı ve hava kirliliğinin neden olduğu ana solunum yolları yangısı

bronşit, kronik (chronic bronchitis) en önemli nedenlerinin tütün dumanı (%90) ve hava kirliliği (sülfür dioksid, azot dioksid) olduğu, bronşlarda ve bronşiollerde duvar kalınlaşması nedeniyle oluşan daralmalar, mukus üreten hücrelerin ve mukus üretiminin artışı nedeniyle oluşan mukus tıkaçlarının neden olduğu obstrüksiyon (KOAH) tablosuna eklenebilen mukus tıkaçlarına eklenen sekonder infeksiyonlar, skuamöz epitel metaplazisi ve bundan kökenli skuamöz hücreli karsinom, cor pulmonale ve kalp yetmezliği ile sürebilen kronik obstrüktif akciğer hastalığı

bronşiyal astma (bronchial astma) temelinde sıklıkla allerjik nedenle­rin bulunduğu, allerjenin organizmaya girmesiyle bronşlarda meydana ge­len daralmaya/tıkanmaya bağlı solunum güçlüğü bulgularının belirdiği ta­blo

bronşiyolit (bronchiolitis) akut türlerin çoğunluğuna virüslerin, kronik olgulara ise tütün dumanı ve hava kirliliğinin neden olduğu solunum yollarının dallanmalar gösteren son bölümünün yangısı

brankiyal kist (branchial cleft cyst; lymphoepithelial cyst) lenfoepitelyal kist; boyunda, sternokleidomastoid kas oluşan, embriyonal dönemde brankiyal yarıkların kaynaşması aşamasında ya da servikal lenf düğümlerinde gömülü kalan epitel artıklarından kökenli, genellikle angulus mandibulae yakınında çocukluk yaşlarında beliren, giderek büyüyen, çeperini skuamöz epitel ya da silindirik epitelin döşediği,  epitelin hemen altında germinatif merkezleri olan lenfoid doku bulunan kist

bruksizm (bruxism) uyku­da diş gıcırdatma

bruksomani (bruxomania) uyanıklık halinde diş gıcırdatma hastalığı

bulber paralizi (bulbar par­alysis) beynin medulla oblongata adı verilen bölümündeki motor mer­kezlerin hastalığına bağlı olarak ortaya çıkan, 50 yaşın üzerinde görülen, kronik, ölümle sonlanan, ilerleyici felç, dudak-dil-­larinks-farinks-ağız kas­ları artofisiyle karakter­ize hastalık; Duchenne paralizisi

bulimiya (bulimia nervosa) kilo alma korkusu yaşayan genç kadınlarda sık görülen, beslenme bozukluğunun olmadığı ancak yemeklerden sonra zorlamalı kusma, laksatif kullanma, aşırı spor yüklenmesi gibi girişimlerin saptandığı, zorlamalı kusma nedeniyle özofagus yırtıkları ve Mallory-Weiss sendromu, aspirasyon pnömonisi, laksatif kullanımı nedeniyle alkaloz ve hipokalemi ile aritmilerin görülebildiği obsessif-kompulsif bozukluk

bur-hol (burr-hole) kemiklere, özellikle kafatasına uygulanan cerrahi yöntemler sırasında açılan delik

bükülme kırığı (bending fracture) uzun bir kemiğin bükülmesiyle oluşan kırık

bül (bulla; blister) derinin ikinci derece yanık gibi seröz yangılarında oluşan, içi serumla dolu 1-2 cm çapında ya da daha büyük kabarcıklar

büllöz (bullous) bül özelliklerini içeren; büllerin görüldüğü; büllü

büllöz pemfigoid (bullous pemphigoid) ileri yaşlarda ortaya çıkan,  deride büyükçe büllerin, ağız mukozasında veziküllerin saptandığı pemfigoid türü

büyüme faktörleri (growth factors) makrofajlar, plaketler, mezenkimal hücreler, epitel hücreleri, endotel ve mast hücreleri ile T-lenfositlerince üretilebilen, hücrelerin üreme ve çoğalmalarını etkileyen sitokinler

büyüme hormonu yetmezliği sendromu (growth hormone insufficiency syndrome) GH yetmezliği sendromu; çocuklarda sistemik gelişme geriliği ve cücelik bulgularıyla beliren sendromu