D

 

dağ hastalığı (mountain sickness) akut olgular 2400 m yüksekliğe kısa sürede çıkan dağcılarda ve basınç düzenlenmesi olmayan uçak yolcularında görülen akut akciğer ödemi ile karakterize tablo; kronik olgulara dağlık yörelerde (4300 m’ye kadar) yaşayanlarda beyin, myokard ve iskelet kasındaki kapiller damar yoğunluğunda artma, iskelet ve kalp kası hücrelerinin myoglobin düzeyi yükselme, hücrelerin mitokondri sayısında artma ve hematokrit yükselmesi ve geniş toraks boşluğu (fıçı göğüs) ile karakterize tablo

dağılma kırığı (comminut­ed fracture) kırık bölge­sinde çok sayıda küçük kemik parçalarının oluştuğu fraktür

dalgıç zararları (diving haz­ards) sualtı sporları ya­panlarda ve dalgıçlarda görülen, gaz embolizmi, karbon dioksid etkisi, de­kompresyon hastalığı, hipotermi, dış ve orta ku­lak yangısı gibi bulgular

Dandy-Walker malformasyonu (Dandy-Walker malformation) santral sinir sisteminin serebellum vermisinin gelişmesinde eksiklik (agenezis/hipoplazi), Luschka-Magendie kanalının tıkanıklığı, kafatası arka rka çukurunda 4.ventrikülün kistik genişlemesi, hidrosefalus, kraniyal sinir palsileri ve trunkal ataksi bulgularıyla ortaya çıkan malformasyonu

DDT zehirlenmesi (DDT poisoning) klorlu insek­tisidler grubundan olan, sindirim kanalı ya da deri yoluyla girdiğinde bu­lantı, kusma, yüzde/dudaklarda uyuşma, bit­kinlik, titreme ve dolaşım-solunum sistemi komplikasyonlarıyla ölüme yol açan zehirlenme tablosu

debil (debile) debilite dere­cesinde zeka geriliği bulu­nan

debilite (debility) IQ ölçeği 50-85 arasında bulunan, yukarı ve aşağı debilite olarak iki alt gruba ayrılan, yukarı debil ola­rak nitelendirilenlerin ko­laylıkla eğitilebildiği ve sosyal uyum sağlayabildiği, zeka yaşı en fazla 16 yaşındaki bir gencin düzeyine çıkabildiği, güç koşullar karşısında boca­layan, özellikle aşağı de­billerde zaman zaman ek­sitasyon ve depresyon, megalomanik hezeyanlar, halüsinasyonlar ve cin­sel sapmaların izlenebil­diği zeka geriliği tablosu

débridman (débridement) yara iyileşmesini hızlandırmak için lezyon bölgesindeki nekrotik, infekte ve hasar görmüş dokuların temizlenmesi işlemi

defekt (defect) herhangi bir yetmezlik, eksiklik ya da tam yokluk

defektif (defective) defekt­li; tamamlanmamış; kişideki fiziksel, mental ve moral eksiklik defeminizasyon (defemini­zation) kadında cinsiyet özelliklerinin kaybı

defensin (defensin) nötrofiller, makrofajlar ve lenfositler ile epitel hücrelerinin ürettiği, canlı etkenlerin ortadan kaldırılmasında etkin olduğu için doğal antibiyotik olarak da nitelendirilen, fagositlerin, derinin ve mukozaların savunma gücünü arttıran, yara iyileşmesini destekleyen, etki spektrumları oldukça geniş olan (gram-negatif ve gram-pozitif bakterileri, mantarları ve bazı virüsleri ortadan kaldırabilen), ölen ya da zarar gören fagositlerden ekstrasellüler ortama çıktıklarında canlı fagositlere kemotaktik etki gösteren, katyonik antimikrobiyal peptid ailesinin doğal bağışıklıkta önemli etkinliği olan üyesi

defin (inhumation) gömme; ölen bir kişinin gömülmesi için gereken defin ruhsatını belediye tabibi, hükümet tabibi, hastane başhekimi, has­tane hekimleri, hekim bulunmayan bölgelerde sağlık memurları, jandar­ma komutanı ya da muh­tarlar verir

 

defisit (deficit) eksiklik; bozulma

deformasyon (deformation) organlarda kalıtsal kökenli olmayan (edinsel), bebekte prenatal (doğum öncesi) çevresel patolojilerin etkisiyle, erişkinlerde çeşitli patolojilerin sekeli olarak ortaya çıkan biçim ve işlev bozukluğu

dehidratasyon, dehidras­yon (dehydratation, de­hydration) sürekli ve ağır diyare, aşırı kusmalar, aşırı terleme, geniş yara ve yanıklar, sürrenal yet­mezliği gibi durumlarda oluşan sıvı kaybı tablosu

dejenerasyon (cell degeneration) çevresel dinamiklerin değiştiği koşullarda ortaya çıkan stresin neden olduğu hücre şişmesi, hücre yağlanması, vb değişiklikler 

dekompozisyon (decom­position) karmaşık yapıdaki bileşiklerin ele­manlarına parçalanması; cesette dokuların parçalanması; otoliz

dekompresyon hastalığı (decompression sick­ness; nitrogen embolism) azot gazı embolizmi; derin su dalgıçların su yüzeyine hızla çıkmaları ya da basınç düzenleme sis­temi bulunmayan uçakların ani yükselmeleri sonrasında ve yüksek dağların zirvelerine hızla çıkanlarda dağcılarda kanda ve dokularda eri­miş halde bulunan azo­tun gaz haline dönüşmesiyle beliren, santral ve periferik sinir sistemi elemanlarında ka­nama ile nekrozların ned­en olduğu felçler, akciğerlerde kanama ve ödem, uzun kemiklerin uçlarında nekrozlar ile yağ embolizminin de ek­lendiği tablo; vurgun; caisson hastalığı

dekubitus ülserleri (decub­itus ulcers) yatalakların kemik çıkıntıları üzerindeki deride meydana gelen ve uzun süre yatmaya bağlı olan, iy­ileşmesi güç yaralar

delikli kırık (buttonhole fracture; perforatixıg frac­ture) bir mermi çekirdeğinin delerek geçtiği kemikte oluşan kırık

deliran aktif (delirent ac­tive) mistik paranoyası olan, lider durumunda bulunan ve peşinden deliran pasif bir grubu sürükleyen, onlara tüm isteklerini yaptırabilen kişi; ayrıca bkz deliran pasif

deliran pasif (delirent pas­sive) mistik paranoyası olan lider durumundaki bir kişinin peşinden giden, onun her istediğini yapan histerik veya oli­gofren insanlar; ayrıca bkz deliran aktif

delirium tremens (delirium tremens) 10 yıl ya da daha uzun süredir fazla miktarlarda alkol alan kişilerin (kronik alkolik­lerin), alkol alımını bırakmasında 2-3 gün sonra ortaya çıkan, anid­en beliren şiddetli korku, heyecan, titreme, sıkıntı, gerginlik, çevresinde cüceler-yılanlar görme, su borusunun yılana ben­zetme gibi hayaller, bun­ların etkisiyle ortaya çıkan saldırganlık, güçlü titreme,ateş, terleme, uyum ve idrak kusur­larının bulunduğu, 3-10 gün kadar süren ve 20. gün dolayında tümüyle iyileşme gösterebilen dolaşım ve/veya solu­num durması ya da pen­cereyi kapı sanan ha­stanın yüksekten düşmesi gibi nedenlerle ölümle sonlanabilen ta­blo

deliryum (delirium; acute confusional state; acute brain syndrome) dış uya­ranlara karşı ilgi azal­ması, genellikle korku ve ajitasyonla birlikte olan, bozuk cümleler, enkohe­rans özellikleri içeren düşünce akışı bozukluğu, bilinç bulanıklığı, duyu kusurları, uyku-uyanıklık siklusu bozukluğu, psik­omotor aktivitede azal­ma, yere-zamana-kişiye uyum bozukluğu ile karakterize,organik kökenli akut ve reversibl bir mental bozukluk; başlıca nedenleri: siste­mik infeksiyonlar, ilaç ve toksik madde intoksikas­yonu, zehirlenme, uyuşturucu madde yok­sunluğu, kafa travması, hipoksi, hipoglisemi, su-­elektrolit dengesinin bo­zulması, hepatik ve renal yetmezlikler gibi metab­olik bozukluklar

 

demans (dementia) entel­lektüel fonksiyonların değişik boyutlarının kişinin sosyal ve ekono­mik aktivitelerini olum­suz yönde etkileyecek biçimde sürekli ve ilerley­ici şekilde bozulması, depresyon, paranoya, ank­siete gibi psikiyatrik belirtilerin gözlendiği, içgörü yokluğu ve kararsızlık, kavrama ve karar verme bozuklukları, kişide yavaş yavaş gelişen entellektüel yıkım, kişilik dağılması, giderek artan hafıza kaybı, algılama fonksiyonlarının azalması gibi bulgularla seyreden, ne­denleri arasında Alzheim­er hastalığı, serebro­vasküler ataklara bağlı çok sayıda beyin infark­tları, beyin travması ya da tümörleri, pernisiöz anemi, folik asid eksik­liği, Wernicke-Korsakoff sendromu, hidrosefalus ile Huntington koresi, multipl skleroz ve Par­kinson hastalığı gibi nörolojik hastalıkların bulunduğu bunama tablo­su

demans, multi-infarkt (multi-infarct dementia) multi-infarkt demans; sık sık yineleyen geçici iskemik ataklar sonrasında beyinde oluşan doku kayıplarının neden olduğu bunama

 

demans prekoks (demen­tia praecox) erken buna­ma; şizofreni

dementia pugulistica (dementia pugulistica) unut­kanlık, düşünmede yavaşlama, konuşma bo­zukluğu, özellikle bacak­larda yavaş ve doğal ol­mayan hareketlerle karakterize, baş bölgesine peşpeşe gelmiş travma­ların kümülatif etkisiyle ortaya çıkan, daha çok boksörlerde görülen tablo

dementia senilis (dementia senilis) yaşlılık buna­ması

demonofobi (demonopho­bia) cinlerden/melekler­den/ruhlardan aşırı dere­cede korkmak

dendritik hücre (dendritic cell) immun sistem tepkilerinin tetiklenmesi ve denetlenmesinde önemli görevleri olan, kemik iliğinde üretilen ya da monosit kökenli, sitoplazmala çıkıntıları nedeniyle (dendritler) örümceği anımsatan, dolaşımdaki antijenik molekülleri fagosite ederek parçalayan, dalak ve lenf düğümlerindeki foliküllerin germinatif merkezlerine taşıyan, deneyimsiz T-lenfositlerine sunarak CD4+ hücrelerine dönüşmelerini tetikleyen, B-lenfositlerini tetiklediğinde çoğalmalarını yönlendiren, antijen sunan hücre niteliği gösterebilen makrofaj kökenli hücreler

dental (dental) diş/ dişlerle ilgili; dişe ait; diş kökenli

dental lamina (dental lamina) gebeliğin 6. haftasında ektodermden kökenli ağız epitelinin bazal hücrelerinden altındaki ektomezenkimal doku içerisine doğru gelişen, diş taslaklarının oluşacağı iki sıra hücreden oluşan uzantılar

dentelioblast (denthelioblastic cell) dental laminayı oluşturan, artıklarından (Malassez epitel artıkları) odontogen tümörlerin ve kistlerin geliştiği epitel hücreleri

dentelioblastik ameloblastoma (denthelioblastic ameloblastoma) bazaloid tip ameloblastoma; dentelioblastik hücreler özgün bir tümör

dentigeröz kist (dentigerous cyst) foliküler kist; gelişmekte olan, kök oluşumu henüz başlamamış ancak kuron gelişimi tamamlanmış diş taslaklarının (diş folikülü) çevresini kuşatan, gömük bir dişi kuşatan iç yüzü skuamöz epitelle döşeli odontogen kist

dentin displazisi (dentin dysplasia) dentinde saptanan yapısal bozukluk; dişlerin dayanıklılığının yitirilmesi, renk değişikliği, kuron ve kök pulpası anomalileri gibi bulguları içeren malformasyon

dentinogenesis imperfecta (dentinogenesis imperfecta) diş dentininin oluşumundaki doğumsal yetersizlik

dentinoma (dentinoma) gömük bir azıdişinin kuronu çevresinde radyopak cisimlerin saptandığı ameloblastik dentino-fibromanın dentin yoğun biçimde dokusu içeren olgun dönemi

depandans (dependence) iptila; bağımlılık

depandan (dependent) bağımlı; iptilası olan

depandan kişilik (depen­dent personality) bkz bağımlı kişilik

dereistik düşünce (dereis­tic thinking) gerçekler ve deneyimlerle uyumu bu­lunmayan, saçma, kişilik yapısına bağlı olarak or­taya çıkan düşünce şekli; şizofreni hastasının gerçeklerden uzak, rüya aleminde yaşar gibi ve keyifli bir düşünce yapısı içinde bulunması

derin ekimoz (deep ecchy­mose) derialtı ve daha derin dokularda ortaya çıkan, travma etkisiyle oluşan büyük damar yırtılmalarına bağlı olan, önceleri farkedilmeyen ve belirli bir süre sonra deride renk değişimiyle kendini gösteren sarımsı-mor alan

destrüktif (destructive) yıpratıcı; yıkıcı

dermatomyozit (dermatomyositis) deriyi ve çevresindeki kas dokusunu birlikte etkileyen, akciğerleri, özofagusu ve eklemleri de tutabilen, ateş, eklem ağrıları, kas güçsüzlüğü gibi bulgularla beliren, nedeni bilinmeyen hastalık

dermoid kist (dermoid cyst) kafatasında, sırtta, ovaryumlarda, çene-yüz bölgesinde boyunda ve ağız tabanında oluşan, epitelinde keratinleşme ve kıl oluşumu, çeperinde deri adnekslerinin bulunabildiği embriyonal artıklardan kökenli kist

desmoplastik (desmoplastic) yer yer hyalinleşmelerin oluştuğu yoğun kollagen lif içeren

desmoplastik fibrom (desmoplastic fibroma) desmoplastik fibroma; genetik, endokrin ve fiziksel (mekanik travma) etkilerin tetikleyebildiğpi, yavaş gelişen ve başlangıçta belirti vermeyen, zamanla agresif nitelik kazanan, yüzde deformasyon, ağrı ve trismus bulgularının görülebildiği, radyolojisinde, sınırları yer yer belirsiz, uniloküler ya da multiloküler litik lezyon saptanan, residivlerin sık görüldüğü tümör

desmoplazi (desmoplasia) tümörlerin bir bölümünde epitel hücrelerinin bağ dokusunu uyarmasıyla bol lif yapılması

dev hücreli fibroma (giant-cell fibroma) kollagen demetleri içinde yıldızları anımsatan saçaklı ve şişkin sitoplazmalı, bazıları birkaç çekirdekli fibroblastik hücreler içeren iritasyon fibromu

dev hücreli reparatif granülom (giant cell granuloma) dev hücreli granülom; kemik içinde (santral tip) ya da dişetlerinde (periferik tip) oluşan, tümör ya da reaktif lezyon oldukları tartışılan, osteoklastik dev hücrelerinden zengin bir yapısı olan kitle

dev hücreli reparatif granülom, periferik (peripheral giant cell granuloma) periferik dev hücreli reparatif granülom; dişetlerinde genellikle altçenede, çenelerin ön bölümünde ve dişli alanlarda oluşan, kırmızımsı-mor renkli,  kolayca kanayan dev hücreli reparatif granülom türü

 

dev hücreli reparatif granülom, santral (central giant cell granuloma) santral dev hücreli reparatif granülom; altçenede ve çenelerin ön bölümlerinde küçük, dingin ve sessiz, üstçene yerleşimi gösterenlerse agresif olabilen, agresif tiplerde dişlerin yer değiştirdiği, kök rezorpsiyonlarının belirlendiği, parestezi ve ağrı yakınmalarının olduğu dev hücreli reparatif granülom

dev hücreli tümör, kemik (giant cell tumor of bone) kemiğin dev hücreli tümörü; uzun kemiklerde (özellikle diz eklemi kuşağı kemikleri) oluşan, dingin ya da agresif olabilen, radyolojisinde multiloküler (sabun köpüğü) yapıda, mikroskopisinde mononükleer hücrelerden (genç mezenkim hücreleri) ve multinükleer hücrelerden (osteoklastik dev hücreleri) oluşan tümör

dezartikülasyon (disarticu­lation) ekstremitelerin eklemlerinden ayrılarak kesilmesi şeklinde uygu­lanan cerrahi tekniği

dezorganizasyon (disor­gamzation) organların yapı ve düzenlerinin parçalara ayrılması/dağılması; psikiyatride duygu ve düşüncelerin dağılması

dezoryantasyon (disorien­tation) yer, zaman ve kişi algılanmasının bozul­ması ile karakterize men­tal konfüzyon durumu​

diabet​, bronz (bronze diabetes) bronz diabet; herediter hemakromatozda, pankreastaki hemosiderin birikmesi ve buna bağlı fibrozis sonucunda beliren tip 2 diabet olgusuyla birlikte derideki melanin artışına bağlı bronz ten olgusu

diabetes insipidus (diabetes insipidus) şekersiz diyabet; hipofiz infarktı, empty sella sendromu, meninjit, ensefalit, kafa travması, kronik lityum kullanımı, renal medüller patolojiler gibi nedenlerle ortaya çıkan, poliüri, polidipsi, sıvı kaybı (dehidrasyon) ve idrar konsantrasyonu bozukluğu bulgularını içeren tablo

diabetes mellitus (diabetes mellitus; DM)  diyabet; pankreasın insülin üreten endokrin komponentine özgü, metabolizma bozuklukları yapan, kandaki insülin düzeyinin düşük olmasına bağlı hiperglisemi ve glikozüri, ateroskleroz, mikroangiopatiler, nefropatiler ve nöropati bulgularıyla karakterize, oral kavitede gingivitis, yapışık dişetinde hiperplazi, dişetlerinde spontan kanamalar, diş çürüklerinde artış, ağız yaralarının geç iyileşmesi, diabetik sialadenozise bağlı xerostomia ve mantar infeksiyonları (candidiasis, mucormycosis) görülebilen, 4 tipi olan tablo

diabetes mellitus, tip I (type I diabetes mellitus) tip I diyabet; ; idiopatik ya da otoimmun mekanizmayla oluşan, çocukluk yaşlarında beliren tam bir insülin eksikliği saptanan diabet türü

diabetes mellitus, tip II (type II diabetes mellitus) tip II diyabet; insülin resistansıyla başlayan zamanla insülin yetersizliği bulgularının da eklendiği, orta ve ileri yaşlarda beliren diabet türü

diabetes mellitus, tip III (type III diabetes mellitus) tip III diyabet; pankreasta yıkım yapan kistik fibrozis, kronik pankreatit, vb hastalıkların komplikasyonu olarak görülen diabet türü

 

diabetes mellitus, tip IV (type IV diabetes mellitus; gestational diabetes) tip IV diyabet; gebelik diabeti; gebelikle birlikte ortaya çıkan, doğumla birlikte düzelebilme olasılığı olan dşabet türü

diabetik sialadenozis (diabetic sialadenosis) parotislerde görülen diffuz ve ağrısız büyümelere karşın salgının azaldığı (ağız kuruluğu), azalan tükürük salgısı içerisindeki şeker yoğunluğu ve nötrofil polimorflardaki aksaklıklar nedeniyle dil sırtında atrofik candidiasis, ketoasidozlu hastalarda mucormycosis infeksiyonunun geliştiği, diabete özgü oral bulguların (diabetik stomatit) arttığı tablo

dializ demansı (dialysis dementia) dializ sıvısında bulunan alumin­yumun etkisiyle meyda­na geldiği düşünülen ve kronik hemodializ hasta­larında görülen progressif ensefalopatinin sonucu olarak ortaya çıkan, konuşma bozukluğu, bu­nama, tikler, epilepsiye benzer nöbetler ve psi­koz tablosu; dializ ensef­alopatisi

diapedez (diapedesis) diapedezis; kan dolaşımındaki sıvıların (serum; plazma) ve/veya şekilli bileşenlerin (lökositler) damarlardaki geçirgenliğin artması sonucu doku aralıklarına çıkması olgusu; marginasyon ile damar endotel yüzeyine yapışan nötrofil lökosit çeşitli yönlere sitoplazmik uzantı (psödopod) oluşturur ve uzantısını histaminin etkisiyle endotel hücre­leri arasında oluşan geniş bir intersellüler yarıktan (kapıdan) damar dışına doğru uzanır (bu arada önüne çıkan bazal membranı özel enzimleriyle deler) ve yavaş yavaş (2-9 dakikada) kendini damar dışına çekerek doku aralıklarına çıkar

 

diapedezis, eritrosit (erythrocyte diapedesis) alyuvar eksüdasyonu; güçlü toksinler nedeniyle damarlardaki geçirgenliğin aşırı düzeyde artması sonucu doku aralıklarında oluşan kanamalar

diapedezis, lökosit (leukocyte diapedesis) lökosit eksüdasyonu; damarlardaki geçirgenliğin artması sonucu lökositlerin (özellikle nötrofil polimorfların) kan dolaşımından doku aralıklarına çıkması olgusu

diapedezis, plazma (plazma diapedesis) plazma eksüdasyonu; damarlardaki geçirgenliğin artması sonucunda globülinlerden ve fibrinojenden zengin sıvının (plazma) kan dolaşımından doku aralıklarına çıkması olgusu

diapedezis, serum (serum diapedesis) serum eksüdasyonu; damarlardaki geçirgenliğin hafifçe artması sonucunda protein niceliği az olan sıvının (serum) kan dolaşımından doku aralıklarına çıkması olgusu

diare (diarrhea) diyare; dışkı mik­tarının ve akışkanlığının fazlalaşması ile bağırsak hareketlerinin artması sonucu kişinin olağanüstü sayıda ve miktarda dışkılama yap­ması; ishal; sürgün

diasetilmorfin (diacetyl­morphine; heroin) eroin; toz halinde beyaz kristal­lerden oluşan, analjezik ve narkotik etkili, aşırı bağımlılık yapan toksik madde; ayrıca bkz eroin

 

diazepam (diazepam) se­datif, kas gevşetici, anes­tezik, antikonvülsan etki­li, alkol yoksunluğu sendromu ve delirium tremens tedavisinde de kullanılan benzodiazepin grubundan bir trankilizan

diferansiyasyon (differentation) özgünleşme; bir tümörün kaynaklandığı ya da taklit ettiği dokuları oluşturan hücrelere benzerlik düzeyi

diffuz (diffuse) difüz; oldukça yaygın; derinlemesine gelişen; solid organın büyük bir bölümünü etkileyen

DiGeorge sendromu (DiGeorge syndrome; 22q11 deletion syndrome) 22q11 deletion sendromu; 3. ve 4. brankiyal arkların (faringeal poşların) embriyolojik dönemdeki gelişim kusurlarının sonucu ortaya çıkan timusun ve paratiroid bezlerin gelişimindeki aksamalar ve sonuçlarıyla karakterize, organ anomalilerinin yanı sıra yineleyen ve çıkarcı kronik infeksiyon (özellikle virüs ve mantar) hastalıklarının görüldüğü sendrom

dijital anjiyografi (digital subtraction angiography; DSA) tekniklerinde kontrast madde içermeyen bölümler gözardı edilerek yalnızca damarsal yapıların niteliklerinin incelendiği tanı tekniği

 

dijital zehirlenmesi (digital poisoning) kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ilaçların neden olabildiği, sindirim sistemi bulgu­ları, sarı görme, bradikar­di gibi bulgularıyla karak­terize, ölüme neden olabilen zehirlenme tablo­su

dikkat (cognition; atten­tion) kişinin çevresi ve kendisiyle ilgili olayların farkında olması, belirgin bir işe konsantre olabil­mesi; iradi dikkat: kişinin dikkatini irade­siyle bir yerde yoğunlaştırması; spon­tan dikkat: gözümüze rasgele çarpan olayların aklımızda kalması

dilantin (phenytoin) özellikle epilepside görülen konvülsiyon ataklarını önlemek için kullanılan, lenfadenomegali ve dişeti hiperplazisi gibi yan etkileri olabilen ilaç

 

dilatasyon (dilatation; dil­atatio) boru ya da kese biçimindeki bir organın normal limitlerin

üzerinde genişleme göstermesi; gevşeme

dipsomani (dypsomania) alkol kullanmayan hatta alkolden nefret eden kişinin periyodik olarak dayanılmaz bir içki içme arzusu içerisine girmesi, bu arzusunu engellemeye çalışmasına rağmen çevresinde bulduğu ilk alkollü içeceği sızana ka­dar içmesiyle karakter­ize, bu nöbetten çıkan hastanın pişmanlık, kendisinden utanma ve nefret etme duyguları içeren tablo

disartri (dysarthria) san­tral ya da periferik sinir sisteminin lezyonları so­nucu kas kontrolünde meydana gelen bozukluk­lara bağlı olarak ortaya çıkan, cümlelerin hatalı birleştirilmesiyle karak­terize konuşma bozuk­luğu

disbiyozis (dysbiosis) oral ve gastrointestinal floranın bozulması

disemine intravasküler koagülasyon (disseminated intravascular coagulation; DIC) septik şok, gebelik sorunları, pankreas kanseri, lösemi, yaygın travma ve yanıklar, yaygın doku nekrozları, küçük damarları tutan vaskülitler, sıcak çarpması, şok, karaciğer sirozu gibi nedenlerin tetiklediği vücuttaki küçük damarların tümünde trombusların oluşması olgusu

disfazi (dysphasia) beyin lezyonu sonucu oluşan koordinasyon eksikliği ile sözcüklerin yerinde kullanılamamasına bağlı konuşma bozukluğu

disgenetik polikistik hastalık, tükürük bezleri (dysgenetic polycystic disease) tükürük bezlerinin polikistik hastalığı; parotisin unilateral ya da bilateral büyümesiyle ve yemek sırasında tükürük bez(ler)inin şişmesiyle karakterize, sialografide, etkilenen alanlarda lobuluslarda büzüşme (sialoektazi) saptanan,  mikroskopisinde tükürük bezinde bal peteği izlenimi veren çok sayıda kistik yapının izlendiği doğumsal hastalık

diskinezi (dyskiııesia) is­temli hareketlerin yapılması gücünde azal­ma/bozulma

diskinezik hareketler (dys­kinesias) istemsiz olarak yapılan, ritmik olmayan, bazan stereotipik özellik taşıyabilen kas ti­treşimleri

 

disleksi (dyslexia) oku­maktan zevk almayan, hecelemesi ve yazısı kötü olan, sağdan sola doğru okuma, yazıları görme ve sözcükleri işitme güçlüğü ile karakterize tablo; yazıları görüp anlayabil­en kişinin okuma, hece­leme ve yazabilme ye­teneğinin kaybıyla karak­terize, erkeklerde daha sık görülen kalıtsal bo­zukluk

dislokasyon kırığı (dislo­cation fracture) bir ek­leme komşu alanda mey­dana gelen ve eklemin bozulmasına neden olan kırık

dismenore (dysmenorrhea) ağrılı menstrüasyon; adet sırasında ağrı; menstrüal kolik

 

dismetri (dysmetria) me­safe uyumunun kaybol­ması ve mesafenin kon­trol edilememesi (yürürken, adımların değişik uzunluklarda atılması gibi)

dismimi (dysmimia) düşüncelere uygun hare­ketlerin ve mimiklerin yapılamaınası

dismnezi (dysmnesia) hafıza bozukluğu

displazi, oral epitelyal (oral epithelial dysplasia) oral epitelyal displazi; ağız mukozasının prekanseröz lezyonlarında, epitel dokusunda yer yer atipik hücrelerin varlığı, bazal tabaka hücrelerinde hiperplazi, epitel hücrelerinde olgunlaşma ve tabakalaşma bozuklukları, hiperkromatik çekirdekli hücrelerin bulunması, serpilmiş ve garip mitozların saptanması gibi bulgular içeren kanserleşme eğilimi

displazi (dysplasia) iki anlamlıdır. (i) bir dokunun/organın doğumsal biçim ve/veya yapı bozukluğu; (ii) bir dokuda kanser öncüsü olabilen anormal hücrelerin varlığı

dispne (dyspnea) solu­num zorluğu; güçlükle yapılan solunum

disseksiyon (dissection) parçalarına ayırma; anat­omide kadavradaki tüm doku ve organların en ince ayrıntılarını incele­mek üzere yapılan işlem

dissemine (disseminated) disemine; yaygın; çevreye dağılmış

dissemine intravasküler koagülopati (disseminated intravascular coagulation; DIC) çekim ya da intraoral herhangi bir operasyon sırasında gelişen bakteriyemi (özellikle gram negatifler) etkisiyle beliren kapiller damarlardaki yaygın intravasküler koagülasyon (trombuslar) ile karakterize, çok sayıda organda iskemiye bağlı yetmezlik bulgularının yanı sıra trombositler ve pıhtılaşma faktörlerinde oluşan yetersizlik nedeniyle cerrahi girişim uygulanan bölgelerde (örneğin, çekim yerlerinde ya da insizyon bölgelerinde) durdurulamayan kanamalara yol açarak hipovolemik şok tablosunu tetikleyebilen, doğum komplikasyonları (amnion sıvısındaki tromboplastinin etkisi), kanserler (pankreas ve prostat adenokarsinomları) ve otoimmun hastalıklar (romatoid artrit, SLE, Sjögren sendromu) olgularında da gelişebilen tablo

dissimülasyon (dissimula­tion) paranoid kompo­nentler içeren bir akıl hastalığının erken döneminde ya da sere­broskleroza bağlı demans tablosuna girmekte bulu­nan ve bu durumunu farketmeye başlayan kişinin hastalığını sakla­ma çabası içerisinde bulunduğu tablo

dissomni (dyssomnia) uyku bozukluğu! düzensizliği

dissosiyasyon (dissocia­tion) parçalanma; yaşamın bir bölümünün hafızadan koptuğu­/kaybolduğu, böylece be­lirli bir olay ya da za­manın hiçbir şekilde hatırlanamadığı tablo

dissosyal (dyssocial) anti-sosyal kişilik ya da akıl hastalığına etkisinde ol­madan kriminal davranışta bulunan kişileri niteleyen kavram

disspermi (dysspermia) semendeki spermlerin bozukluğu

distopi, vertikal orbital (vertical orbital dystopia) vertikal orbital distopi; orbitayı ve maksillayı etkileyen yüz yarığı

diş boyanması (dental stain) dişlerde renk değişikliklerine neden olan, tetrasiklin, tütün, klorheksidin, metaller, dolgu maddeleri, renkli yiyecekler gibi ekzojen maddelerin yan sıra dişleri etkileyen genetik hastalıklar (amelogenesis imperfecta, dentinogenesis imperfecta, dentin displazisi), diş hipoplazileri, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan abrazyonlar ve erozyonlar ile çürükler, hemoliz görülen hastalıklar (hemolitik anemiler), ikter gibi endojen faktörlerin neden olduğu boyanmalar

diş tomurcuğu evresi (odontogenesis, bud stage) dental laminanın uç kesimindeki hücrelerin aktivasyonu ile oluşan diş tomurcuğunun distal ucunda meydana gelen çöküntü ile bu alanda tetiklenen mezenkimal hücreler aktivasyonu evresi

dişeti hiperplazisi, yaygın (generalized gingival fibromatosis) ağız hijyeni bozukluğunun, yaygın periodontal patolojilerin ve etkin ilaçların (hydantoin, cyclosporine, nifedipin, vd) önemli risk faktörleri olduğu, gebelikte, pubertede, ağız solunumu yapanlarda, Crohn hastalığı, sarkoidoz, sistemik amiloidozis, lösemi gibi hastalıklarda görülebilen, bazen kuron yüzeylerini tümüyle örtebilecek düzeylere ulaşabilen yaygın dişeti büyümeleri

dişeti hiperplazisi, yerel (localized gingival fibromatosis) diş taşları, diş plakları ve uzun süreli kronik gingivitislerin neden olduğu, bir ya da birkaç dişeti papilinin etkilendiği büyüme

dizartri (dysarthria) bir cümleyi oluşturan sözcüklerin yanlış yer­lerde kullanılması şeklinde görülen konuşma bozukluğu

dizmnezi (dysmnesia) sayıların ve isimlerin tam ve kolay hatırlanamamasıyla karakterize, demansiyel tabloların başlangıcında izlenen bulgu

DNA (deoxyribonucleic acid) bir sarmal oluşturan iki polinukleotid zincirinin yaptığı, canlıların tüm genetik nitelikleri içeren bilgileri taşıyan, kromozomlar üzerinde diziler yapan molekül

DNA anöploidi testi (DNA aneuploidy testing) invazif karsinoma dönüşme eğilimi gösteren prekanseröz lezyonların prognozunu önceden kestirebilmek için ağız mukozasından fırça (brush) ya da yüzey kazıması yöntemleriyle alınan örneklerde hücrelerin DNA içeriğinin değişme düzeyini gösteren "flow cytometry" ve "image cytometry" yöntemlerinin kullanıldığı test tekniği

DNA-parmakizi (DNA-­fingerprinting) kan, kemik, vücut sıvıları, kıllar, vb materyali inceleyerek kromo­zomlarda kişiden kişiye farklı yerleşim gösteren DNA dizilerinin lokalizas­yonunun araştırılması ve karşılaştırılmasıyla kimliklendirmeye yönelik çalışma

doğal immunite, dişeti (gingival innate immunity) dişetinin doğal bağışıklığı; skuamöz epitel hücreleri (Langerhans hücreleri, makrofajlar, mukozal lenfositler), skuamöz epitel ürünleri (hBD-2 mRNA türü β-defensin, CCL20, sitokinler, adezyon molekülleri, vb), tükürük kimyası (pH, lizozimler, HBD-1 mRNA türü β-defensin, bio-active CD14, müsinler), immunoglobulinler (sIgA), dişeti oluğu sıvısı (β-defensinler) gibi bileşenlerden oluşan savunma sistemi

doğal ölüm (natural death) yaşlılık ya da varlığı bi­linen bir hastalık sırasında meydana gelen ölüm; tabii ölüm; patolojik ölüm

doğum kırıkları (birth frac­tures) doğum sırasında görülen, en fazla klaviku­la ortasında meydana ge­len, bazan humerus ve fe­murda da görülebilen kemik kırıkları

 

doğum travması (birth trauma) doğum olayı sırasında, annenin doğum yolları ile bebeğin büyüklüğü arasındaki uyumsuzluk, doğumu kolaylaştırmak için uy­gulanan yöntemlerin et­kisi gibi nedenlerle mey­dana gelen, kafatası ve beyin lezyonları, kemik kırıkları, yumuşak doku lezyonları ile karakterize tablo

doğum tümseği (birth crest) zor doğumlarda, bebeğin kafatasının yan-arka bölümlerine doğru gelişen, kemik üzerinde kolayca hareket eden deri bulgusuyla karakter­ize, kan ve ödem sıvısından oluşan ka­barıklık

doku uyum antijenleri (human leucocyte antigen; HLA) insan lökosit antijeni; transplantasyon antijeni; genetik yapıları farklı olan iki birey arasındaki transplantasyonda ret mekanizmasını belirleyen MHC kompleksi

dolaşım kollapsı (circula­tion schock) konjestif kalp yetmezliği ol­maksızın gelişen dolaşım yetmezliği; şok

dolikosefali (dolichocephaly) ön-arka boyut uzun, sağ-sol boyutu kısa olan, ailesel nitelik taşıyabilen kafatası yapısı

donma (frostnip) vücut ısısının yerel ya da genel olarak azalması son­rasında ortaya çıkan ta­blo; yerel hafıf donmada renk solukluğu ve uyuşukluk, orta derecede yerel donmada ödem, ve­zikül ve bül oluşumu, ağır yerel donmada gan­grene kadar gidebilen nekrozlar, sinir dokusu etkilenmeleri ile damar lezyonlarının oluştuğu tablo; genel donmada akciğer ödemi ve sağ kalp dilatasyonu bulguların saptandığı tablo

doppler ultrasonography (doppler US) dopler; yüksek frekanslı ses dalgalarının yansımasıyla damarlarda hareket eden kan hücrelerinin akım yönü, hızı ve biçimini belirleyen US tekniği

döğme (tattoo) suda erimeyen metalik ve bitkisel boyaların deri altı dokularına implantasyonuyla gerçekleştirilen süsleme (kullanılan boya maddeleri toksik ya da immunolojik tepkilere ve infeksiyon hastalıklarının bulaşmasına yol açabilmektedir)

Dubin-Johnson sendromu (Dubin-Johnson syndrome) aralıklı ve hafif kronik konjuge hiperbilirubinemiyle beliren, koyu renkli idrar görülen, karaciğerin kapkara bir renk yansıttığı, İran Yahudileri ile Japonlar arasındaki evliliklerden doğan çocuklarda görece sık saptanan kalıtsal hepatosellüler ikter 

duhule müsait (suitable for coitus) cinsel birleşmeden etkilenmey­en ancak doğum sırasında yırtılabilen kızlık zarlarını niteleyen tanımlama

duktal karsinom, tükürük bezi (salivary duct carcinoma) tükürük bezinin duktal karsinomu; klinik ve mikroskopik özellikleriyle memede saptanan duktal karsinomlara büyük benzerlik gösteren, çoğu parotiste katı ve ağrısız bir kitle oluşturan, müsin içeren geniş eozinofil sitoplazmalı ve yuvarlakça çekirdekli hücrelerin oluşturduğu, bölgesel lenf düğümleri, akciğer ve kemik metastazlarının sıkça görüldüğü kanser

duktal papilloma, tükürük bezi (salivary duct papilloma) tükürük bezi duktal papilloması;  tükürük bezi tükürük bezlerinin toplayıcı duktusları ve boşaltma bölümünden (ductus excretorius) kökenli, inverted duktal papilloma, sialadenoma papilliferum, intraduktal papilloma gibi türleri olan tümör

duygulanım (affection) bkz affeksiyon

düşük (abortus) gebe kadın uterusundaki em­bryo ya da fetüsün, doğal gebelik süresinin tamamlanmasından (miadından) önce uterus kavitesi dışına çıkması; çocuk düşürme

düşük komplikasyonları (complications of abor­tus) inhibis­yon, embolizm, kanama, infeksiyon, sepsis, zehir­lenmeler, sterilite, ani ölüm

düşük tehdidi (abortus im­minens) bel, sırt, kasık ağrıları ve hafif kanama ile seyreden, kollumun kapalı olduğu tablo; gebe kadında aşırı kanama ile uterus ve servikste klasik abortus bulgularının or­taya çıkmasıyla karak­terize önlenebilir düşük

dyskeratosis congenita (dyskeratosis congenita) ağız mukozasında saptanan lökoplaki ve eritroplakilerin yanı sıra deride retiküler pigmentasyon, tırnak distrofileri ve kemik iliği yetmezliği bulgularını içeren kalıtsal hastalık