IİJ

IgA (immunoglobulin A) immün globülin A; epitelyal salgılarda ve serumda bulunan, IgA1 ve IgA2 olmak üzere iki türü olan; gözyaşı, tükürük, kolostrum, anne sütü, bronş salgısı, sindirim kanalı ve genital sistem sıvılarında yoğun olarak bulunan mukozaların koruyucu immunoglobulini

IgA eksikliği, selektif (selective IgA deficiency) selektif IgA eksikliği; IgA sentezindeki sorunlar nedeniyle serumdaki ve salgısal ortamlardaki IgA düzeyi düşüklüğüyle karakterize, çoğu asemptomatik, hastaların bazılarının alerjilere ve kollagen vasküler hastalıklara eğilimin olduğu, IgA içeren kan ürünlerini transfüzyonlarında anafilaktik şok tablosuna varan tepkiler görülebildiği bağışıklık sistemi defekti

IgA pemfigus (IgA pemphigus) deride vezikülopüstüler, ağız mukozasında erozyona dönüşen veziküllerle karakterize, IgA kökenli otoantikorların neden olduğu pemfigus türü

IgD (immunoglobulin D; immün globülin D) serumda az miktarda bulunan kısa ömürlü bir immunoglobulin

IgE (immunoglobulin E) immün globülin E; serumdan çok mukoza yüzeylerinde bulunan, makroparazit hastalıklarında ve alerji olgularında mukoza sıvılarındaki yoğunluğu artan, mast hücrelerini aktive ederek histaminin boşalmasına neden olarak astma ve ürtiker gibi alerjik olgulara yol açan, tip 1 aşırıduyarlılık tepkisinde (anafilaksi) önemli rolü olan immunoglobulin

 

IgG (immunoglobulin G) immün globülin G; normalde serum immunoglobulinlerinin ¾’ünü oluşturan, Fab kollarının her ikisi de antijen bağlayabilen, plasenta yoluyla fetüse gidebilen, 40’lı yaşlarda giderek azalmaya başlayan, dört alt grubu (IgG1, IgG2, IgG3, IgG4) bulunan, opsonizasyon ve kompleman sisteminin klasik yolla aktivasyonu yetileri olan, uzun ömürlü, edinsel bağışıklıktaki antikorların büyük bölümünü oluşturan glikoprotein türü

IgM (immunoglobulin M) immün globülin M; serum immunoglobulinlerinin yaklaşık %10’unu oluşturan, molekül yapısı büyük olduğu için plasentadan geçemeyen, farklı bir antijenin varlığını algılayan bağışıklık sistemince üretilen ilk antikor olan, kompleman bağlama yetisi olan, kısa ömürlü, opsonizasyon yapabilen glikoprotein türü

IL-1 (interleukin-1) interlökin-1; lenfositler, endotel hücreleri, fibroblastik hücreler ve astrositler tarafından üretilen sitokin; lenfositler ve makrofajlar üzerinde uyarıcı etkisi olan, aktive ettiği lenfositlerden IL-2 üretimini tetikleyen, löositlerin endotel hücrelerine yapışmalarında katkısı bulunan, akut faz proteinlerinin üretimini arttıran, ateşe neden olan (endojen pirojen), hücrelerde apoptozisi tetikleyerek kaşeksiye yol açan, karaciğer epitel hücrelerinin serum proteinleri üretimini yönlendiren, hipotansiyona neden olabilen, etkileri kortikosteroidlerle baskılanabilen sitokin

IL-2 (interleukin-2) İnterlökin 2; T-lenfositlerce üretilen ve ana hedefi yine T-lenfositler olan (otokrin etki), T-lenfositlerin proliferasyonu ve özgünleşmesi ile sitokin üretimini uyaran, NK- lenfositleri ile B-lenfositlerinin proliferasyonunda ve aktivasyonunda etkili olan, antikor üretimini hızlandıran, CD8+ lenfositleri ve makrofajları aktive edebilen sitokin

IL-3 (interleukin-3) İnterlökin 3; T-lenfositleri ve kök hücrelerince üretilen sitokin; kemik iliğindeki kök hücrelerini etkileyerek çoğalmalarında, koloni oluşturmalarında ve özgünleşmelerinde etkili sitokin 

 

IL-4 (interleukin-4) İnterlökin 4; T-lenfositlerince (CD4+) üretilen sitokin; B-lenfositlerinin çoğalması ile Th2 hücrelerinin çoğalması ve özgünleşmesini yönlendiren sitokin; IL-4, IL-5, IgG ve IgE üretimini uyarabilen, makrofajların IFN-gamma’dan etkilenmesini frenleyen, mast hücrelerinin çoğalmasını tetikleyen sitokin

IL-5 (interleukin-5) İnterlökin 5; CD4+ lenfositlerince üretilen sitokin; ana hedefi B-lenfositlerinin çoğalması ve özgünleşmesini etkileyerek IgA üretimini destekleyen, eozinofillerin üretimi ve aktivasyonunu ile doğal bağışıklık hücrelerinin çoğalmasını yöneten sitokin

IL-6 (interleukin-6) İnterlökin 6; T ve B-lenfositlerinin, fibroblastik hücrelerin ve makrofajları ürettiği sitokin; B-lenfositlerin özgünleşmesinde sağlayan ve akut faz proteinlerinin ve adezyon moleküllerinin üretimini arttıran, sedimantasyonu hızlandıran, pro-inflamatuvar sitokin

IL-7 (interleukin-7) İnterlökin 7; kemik iliğinin stroma hücreleri tarafından üretilen, T ve B-lenfositlerinin çoğalmasını kamçılayan sitokin

IL-8 (interleukin-8) İnterlökin 8; fibroblastik hücreler ve monositler tarafından üretilen, nötrofil ve bazofil polimorflar ile mast hücreleri, makrofajlara ve skuamöz epitel hücreleri üzerinde etkili, nötrofillerin granüllerini boşaltmasını, kemotaksisi ve angiogenezisi uyaran sitokin

IL-9 (interleukin-9) İnterlökin 9; Th lenfositler, mast hücreleri ve NK-lenfositler  tarafından üretilen, T-lenfositlerinin yaşam sürelerini uzatabilen, mast hücrelerini aktive eden ve eritropoietin ile sinerjik etkileşimi olan sitokin

IL-10 (interleukin-10) İnterlökin 10; Th2 lenfositlerce üretilen, IL-2 ve IFN-gamma etkileri ile IL-12 üretimini baskılayan, dendritik hücrelerin antijen sunma işlevlerini yavaşlatan anti-inflamatuvar sitokin

IL-11 (interleukin-11) İnterlökin 11; Th2 kemik iliğinin stroma hücreleri ve fibroblastik hücreler tarafından  üretilen, hemopoietik sistem hücrelerini ve osteoklastları etkileyen sitokin

IL-12 (interleukin-12) İnterlökin 12; monositler ve makrofajlar tarafından  üretilen, Th1 hücrelerini uyaran, IFN-gamma üretimini tetikleyen, aşırı olduğunda alerjik tepkilere neden olan, kortikosteroidlerle etkisi baskılanabilen, tümör gelişmesini ve metastazları önlemek amacıyla da üretilen pro-inflamatuvar sitokin

IL-13 (interleukin-13) İnterlökin 13; CD4+ lenfositler, NK-lenfositler ve mast hücreleri tarafından üretilen sitokin; fibroblastik hücrelerin kollagen üretimini, epitel hücrelerinin mukus üretimini arttırmasını ve B-lenfositlerinin çoğalması ve özgünleşmesini, IL-4 ile birlikte alerjik tepkileri ve parazit hastalıklarına olan reaksiyonları düzenleyen sitokin

IL-14 (interleukin-14) İnterlökin 14; T- lenfositlerce üretilen, aktif B- lenfositlerini baskılayarak immunoglobulin üretiminin azalmasına neden olan sitokin

IL-15 (interleukin-15) İnterlökin 14; epitel hücreleri, monositler ve kas hücrelerince üretilen, T ve B- lenfositleri ile NK -bellek lenfositlerinin çoğalmasını tetikleyen sitokin

IL-16 (interleukin-16) İnterlökin 16; eozinofiller ve CD8+ lenfositler tarafından üretilen, CD8+ lenfositlerini etkileyen sitokin

IL-17 (interleukin-17) İnterlökin 17; T- lenfositler tarafından üretilen, epitel ve endotel hücreleri üzerinde etkili olan, pro-inflamatuvar sitokinler ile IL-6’nın ve endotel hücrelerinden kemokin üretilmesini tetikleyen, antijen sunan hücrelerin etkinliğini arttıran sitokin

IL-18 (interleukin-18) İnterlökin 18; büyük bölümü makrofajlarca tarafından üretilen, karaciğer epitel hücrelerinin (hepatosit) ve keratinositlerin de üretebildiği, Th1 lenfositleri ve NK hücrelerini etkileyebilen, IFN-gamma üretimini tetikleyen sitokin

IL-19 (interleukin-19) İnterlökin 19; Th2 lenfositler tarafından üretilen, anti-inflamatuvar etkili, iskemik dokularda angiogenezisin uyarılmasında kullanılabilen sitokin

IL-20 (interleukin-20) İnterlökin 20; lökositler ve epitel hücrelerince üretilen, yangısal tepkilerde epitel hücreleriyle lökositler arasındaki iletişimde etkili sitokin

IL-21 (interleukin-21) İnterlökin 21; NK ve CD4+ lenfositler tarafından üretilen, B ve T-lenfositlerin proliferasyonu ile NK hücrelerinin etkinliğini arttıran sitokin

IL-22 (interleukin-22) İnterlökin 22; çoğu T lenfositler, bir bölümüyse öteki lökositlerce üretilen, IL-4 üretimini baskılayan, mukozaların korunmasında ve yara iyileşmesinde arttıran sitokin

IL-23 (interleukin-23) İnterlökin 23; dnedritik hücreler ve makrofajlar tarafından üretilen, T-lenfositlerin IL-17 üretmesini tetikleyen sitokin

IL-24 (interleukin-24) İnterlökin 24; T ve B lenfositler ile monositler tarafından üretilen, antiğ-kanser etkili, bakteri infeksiyonlarınde ve kardiyovasküler hastalıklarda koruyucu etkisi olabilen, yara iyileşmesinde etkin sitokin

IL-25 (interleukin-25) İnterlökin 25; dendritik hücreler tarafından üretilen, T-lenfositlerin etkinliğini arttırarak IL-4 ve IL-13 üretimine katkıda bulunan sitokin

IL-26 (interleukin-26) İnterlökin 26; psöriasiste, yangısal bağırsak hastalığında, sinovitlerde yüksek düzeylere ulaşan, T-lenfositler tarafından üretilen, epitel hücreleri üzerinde etkili, çok sayıda interlökin üretimini arttıran sitokin

IL-27 (interleukin-27) İnterlökin 27; T-lenfositler tarafından üretilen, NK hücrelerinin etkinliğini arttıran, IL-10 üretimi başlatan sitokin

IL-28 (interleukin-28) İnterlökin 28; T-lenfositler tarafından üretilen, keratinositler ve melanositler üzerinde etkili olan, CD8+ lenfositlerinin virüs antijenlerini algılamasında etkili, proliferasyonu ile NK hücrelerinin etkinliğini arttıran, skuamöz epitel hücrelerinin patojenleri algılamasını kolaylaştıran, hepatit-C (HCV infeksiyonu) tedavisinde etkili olabilen sitokin

IL-29 (interleukin-29) İnterlökin 29; virüsle infekte hücreler ile dendritik hücreler ve T-lenfositler tarafından üretilen, virüslerle savaşımın etkinliğini arttıran, interferon (tip-3) niteliği taşıyan, osteoartrit markeri olarak kullanılan sitokin

IL-30 (interleukin-30) İnterlökin 30; monositler tarafından üretilen, bakteri çeperlerindeki lipopolisakkaridlere antagonist, monositler, makrofajlar, dendritik hücreler, lenfositler, NBK hücreleri, mast hücreleri ve endotel hücreleri üzerinde etkisi olan sitokin

IL-31 (interleukin-31) İnterlökin 31; Th2 ve dendritik hücrelerce üretilen, nötrofil polimorflara kemotaktik etkisi bulunan, monositler ve T-lenfositler üzerine de etkili, kemokin üretimi ile IL-6, IL-16 ve IL-32 üretimini tetikleyen sitokin

IL-32 (interleukin-32) İnterlökin 32; monositler ve NK hücrelerince üretilen, kemokin üretimi ile IL-6, IL-1 üretimini tetikleyen, IL-15 üretimini inhibe edebilen sitokin

IL-33 (interleukin-33) İnterlökin 33; Th2 ve mast hücrelerince üretilen, bağışıklık sisteminin hemen tüm hücreleri üzerinde etkili, tip-I aşırıduyarlılıkta ve parazit hastalıklarındaki tepkileri yönlendiren sitokin

IL-34 (interleukin-34) İnterlökin 34; fagositler ve epitel hücreleince üretilen, antijen sunan hücrelerin ve mikroglial hücrelerin gelişmesinde ve özgünleşmesinde etkili, IL-6 üretimini arttıran sitokin

IL-35 (interleukin-35) İnterlökin 35; B-lenfositlerce üretilen, lenfositlerin özgünleşmesinde etkili olan, immun sistem tepkilerini baskılayabilen sitokin

IL-36 (interleukin-36) İnterlökin 36; fagositler tarafından üretilen, T-lenfositler ve NK hücreler üzerinde etkili, IFN-gamma üretimini denetleyen, hematopoezi uyarıcı etkisi olan, generalize püstüler psöriasiste yüksek düzeylere ulaşan sitokin

IL-37 (interleukin-37) İnterlökin 37; fagositler ve çeşitli organları oluştuan hücreler tarafından üretilen, doğal bağışıklık tepkileri ile otoimmun hastalıklardaki tepkileri düzenleyen, SLE’deki böbrek etkilenmesiyle bağlantısı olan sitokin

IL-38 (interleukin-38) İnterlökin 38; plasentada, tonsillardaki B-lenfositlerinde, dalakta, deride ve timusta saptanan, IL-17 ve IL-22 sentezini baskılayan, otoimmun hastalılarda etliki olabilen sitokin

IL-39 (interleukin-39) İnterlökin 39; B-lenfositlerin ürettiği, nötrofil polimorfların özgünleşmesinde etkili pro-inflamatuvar sitokin

IL-40 (interleukin-40) İnterlökin 40; kemik iliği hücreleri, fetüs karaciğer hücreleri ve aktive olmuş B-lenfositlerce üretilen, sıvısal bağışıklık sisteminin gelişmesinde ve B-lenfosit lenfomasının patogenezinde etkili olduğu varsayılan sitokin

ırza geçme (rape; viol) isteği ve onayı olmayan ya da yaşı (15 yaşını bi­tirmemiş olması) nede­niyle istek faktörü yasa­larca kabul edilmeyen dişi ya da erkeğin vaji­nasına/anüsüne failin penisinin cinsi te­ması sağlayacak şekilde girmesi; kızların ırzına geçilmesinde penis kızlıkzarını aşması zo­runludur, ancak zarın yırtılmış olması zorunlu­luğu yoktur

 

ırza geçme-paradoks (para­dox rape) bir kadının bir erkek çocuğunun penisi­ni ereksiyon haline geti­rip kendisine mastürbasyon/koitus uygulaması

ırza tasaddi (sexual offence; attentat a la pu­deur) cinsel organını el­lettirmek/ellemek, kucağına oturtmak, öpmek, sıkıştırmak, sürtünmek, oral seks gibi cinsel zevk için yapılan, ülkemiz yasa­larına göre ırza geçme kapsamı dışında kalan her türlü cinsel eylemi kapsayan kavram

ısı şoku proteinleri (heat-shock proteins; HSP) canlı bir organizmada, kendisine yönelik her türden zararlı etkiye karşı, ortam ısısının yükselmesiyle birlikte sentezlenen ubiquitin,  chaperonin, vb özgün proteinlerdir

ısı şoku tepkisi (heat-shock) canlı bir organizmada, kendisine yönelik her türden zararlı etkiye karşı gösterilen, özgün proteinler olan, vücut ısısının yükselmesine ilk yanıt olarak beliren  “heat-shock protein (HSP)” üretimi ile karakterize metabolik nitelikli tepki

ısırık izleri (bite marks; bite-mark examination) cinsel ısırık ve/veya saldırı ısırığı şeklinde oluşan, dişhekimliğinde kul­lanılan yöntemlerden ya­rarlanılarak eylemi yapan kişinin diş özelliklerinin saptandığı izler

IQ (intelligence quotient) I.Q.; kişinin zeka yaşının kronolojik yaşına bölümünden elde edilen sayının 100 katsayısıyla çarpımından çıkan sayıyla ifade edilen, 130 ve üstü deha, 130-120 çok üstün zeka, 102-110 üstün zeka,110-90 nor­mal zeka, 90-80 normalin altında zeka, 80-70 hu­dut zeka, 70-55 debilite, 55-40 embesilite, 40 ve altı idiosi anlamına gelen test

icterus neonatorum gravis (icterus neonatorum gravis) anne-bebek Rh uyuşmazlığı sonucundagelişen hemoliz nedeniyle yeni doğanın kanında konjuge olmamış bilirubin ve serbest bilirubin düzeyleri çok yükselmesi

iç kanama (internal hemor­rhage) kanın vücut boşlukları içerisinde kalan, vücut dışına çıkmadığı için dışta belirti vermeyen kanama

id-ego-süperego (id-ego-superego) Freud tarafından önerilen üçlü; id: haz duygularını beslemeye yönelik cinsellik ve saldırganlık gibi sağkalım dürtüleridir; ego: id'in isteklerini dış dünyaya ve gerçeklere uyumlu biçime dönüştürür, bir eyleme yönelirken risk/yarar ya da yöntem/sonuç değerlendirmelerini yapar; süperego: egoyu denetleyerek eylemlerin kurallara ve topluma uygun bir biçimde gerçekleştirilmesini sağlar, gerektiğinde egoya kısıtlamalar getirir

identifikasyon; idantifikasyon (identifica­tion) saptama, belirleme; psikiyatride, kişinin sıkıntılarından kurtul­mak için kendisine çok beğendiği bir şahsın ye­rine koyma çabası

idiopatik (idiopathic) primer; nedeni bilinmeyen

 

idiosi (idiocity) IQ=0-40 arası bulunan, eretik ti­pleri aktif ve saldırgan, apatik tipleri ise sakin ve hareketsiz olarak izlenen, eğitilmesi olanaksız, büyük bölümünde epi­lepsi nöbetlerinin de bulunduğu ağır zeka geriliği tablosu; aşırı mental re­tardasyon; yaşamın he­rhangi bir dönemindeki kişide zeka yaşının 0-3 arasında bulunması

idiot (idiot) ileri derecede zeka geriliği olan kişi

ikileme süresi (doubling time) bir tümörün büyümesinde hücre sayısının ikiye katlanarak (geometrik) çoğalması; bir tümördeki mitoz sayısı ile koşut olan büyüme hızı

iktal (ictal) akut bir has­talık atağı ya da epilepsi nöbeti ile karakterize

ikter (icterus; jaundice) sarılık

ikter, hemolitik (hemolytic jaundice) hemolitik ikter; Rh uyuşmazlığı, hemolitik anemiler, hemoliz yapan toksinlerin etkisi gibi hemolizin arttığı durumlarda ortaya çıkan sarılık tablosu

ikter, tıkanma (obstructive jaundice) tıkanma ikteri; obstrüktif ikter; cerrahi ikter; safra yollarının intrahepatik tıkanmalarına (doğumsal, kimyasal maddelerin ve anabolik steroidlerin etkisi)  ya da ekstrahepatik tıkanmalarına (safra kanalları ve pankreas başı karsinomları, safra yollarının dışarıdan basıyla sıkışması, safra taşları, parazitler) bağlı olan, uzarsa karaciğer biliyer siroza yol açabilen sarılık tablosu 

ikter, yenidoğanda (icterus neonatorum) yenidoğan sarılığı; yenidoğanların ilk günlerinde görülen fizyolojik hemoliz nedeniyle dolaşımdaki fazlaca konjuge olmamış bilirubinin artmasına bağlı ikter tablosu

ikterik (icteric) sarilığı olan; sarılıkla karakterize

iktus (ictus) ani atak, darbe, nöbet

ilaç psikozu (drug psycho­sis) bazı ilaçların yan et­kisi olarak beliren ruhsal bozukluk

ilaç reaksiyonları, ağız mukozası (drug reactions in oral mucosa) ağız mukozasının ilaç reaksiyonları; kullanılan ilacın neden olduğu xerostomia, anafilaksiye bağlı ödem, veziküllü ve büllü lezyonlar, erozyonlu/ülserli lezyonlar, mukoza pigmentasyonu, dişeti büyümeleri, vb lezyonların oluşması süreci

ileus (ileus) bağırsak tıkan­ması; tümör, katılaşmış dışkı, meyve çekirdekleri, bağırsak kurtları, safra taşları, bağırsak yapışıklıkları, bağırsağın sapı üzerinde büklüm yapması, karıniçi yangıları, karın travma­ları, karın damarlarının tıkanması, böbrek has­talıkları, karıniçi cerrahi uygulamaları gibi neden­lerle meydana gelen bağırsak tıkanması/bağırsak felci

ikter (icterus; jaundice) sarılık; hiperbilirubinemi nedeniyle skleraların, derinin, mukozaların ve organların sarıya boyandığı olgu

immatür (immature) tam gelişmemiş; olgun­laşmamış

immun kompleks (imuune complex) antijen niteliğindeki bir madde ile bu maddeye karşı oluşmuş antikorların oluşturduğu kimyasal bileşik; dolaşımdaki antijenlerin kendilerine karşı üretilmiş antikorlarla birleşerek oluşturduğu kompleks

immun kompleks, flojistik (phlogistic immune complex) yangı uyarıcı immun kompleks; dolaşımdaki antijen düzeyinin yüksek olduğu koşullarda oluşan, suda eriyebilen, dokulara süzüldükleri yerlerde (damar bazal membranı, glomerüllerin mezangiumu, vd) birikebilen, kompleman sistemini aktive eden, lökositler için kemotaktik etkili immun kompleks türü 

immun sistem (immune system)  bağışıkılk sistemi; organizmanın hücresel (lökositler) ve sıvısal (immunoglobulinler, kompleman) bileşenleri olan savunma sistemi

adjuvan (adjuvant) aşıların içeriğindeki antijenle birlikte verildiğinde, antijenlere karşı verilen immun tepkinin güçlü ve uzun ömürlü olmasını sağlayan madde

​immun tolerans (immune tolerence) immun hoşgörü; bağışıklık sisteminin kendi hücrelerindeki antijenik yapılara tepki göstermemesi

immun yetmezlik (immunodeficiency) bağışıklık sisteminin doğumsal (primer) ya da edinsel (sekonder) herhangi bir nedenle baskılanması ve doğal davranışlarının kısıtlanması ile savunma sistemi elemanlarının koordinasyon bozukluğuna bağlı sendromlar

agammaglobulinemi, Bruton (Bruton agammaglobulinemia) Bruton agammaglobulinemisi; B-lenfositlerini olgunlaşmasında önemli bir işlevi olan B-lenfosit tyrosine kinase (Bruton tyrosine kinase [BTK]) enziminin çalışamaması nedeniyle 5-8 aylık erkek çocuklarında güçlü bir hipogammaglobulineminin yol açtığı yineleyen pyojen infeksiyonların yanı sıra başkaca infeksiyon hastalıklarına karşı direnç yokluğu ile karakterize, olgun B-lenfositleri ile plazma hücrelerinin sayısal ve niteliksel yetersizliğinin saptandığı genetik bir hastalık

immun yetmezlik, adenosine deaminase eksikliği (adenosine deaminase deficiency) ADA geninin mutasyonuyla ortaya çıkan, otosomal resessif geçen, pürin nükleotid katabolizmasında etki işlevi olan ADA eksikliğinde T- ve B-lenfositlerin işlevlerindeki bozulmayla karakterize immun yetmezlik

immun yetmezlik, değişken (common variable immunodeficiency; CVID) değişken immun yetmezlikler; B-lenfositlerdeki olgunlaşma defektleri ya da T-lenfositlerin yönlendirme aksaklıkları sonucu beliren, yineleyen pyojen infeksiyonlar (özellikle pnömoni) ve Giardia lamblia infeksiyonuna bağlı diyare, herpes virüs infeksiyonları (herpes simplex atakları ve herpes zoster), kalın bağırsak yangıları, otoimmun kan hastalıkları (hemolitik anemi, nötropeni, trombositopeni, pernisiyöz anemi) ile yüksek mide kanseri ve lenfoma riski saptanan, hastadan hastaya farklı bulgularla ortaya çıkan değişken bir bağışıklık sistemi defekti
 

immun yetmezlik, doğumsal (congenital immunodeficiency) doğumsal immun yetmezlik; primer immun yetmezlik; bağışıklık sisteminin Bruton agammaglobulinemisi, DiGeorge sendromu, hiper IgM sendromu, Wiskott-Aldrich sendromu gibi çoğu kalıtsal olan

immun yetmezlik, edinsel (acquired immunodeficiency) edinsel immun yetmezlik; sekonder immun yetmezlik; bağışıklık sistemi işlevlerinde diabetes mellitus, iskemiye neden olan vasküler hastalıklar, nötrofil polimorfların nicelik ve nitelik yetersizlikleri, kanserler, immunoglobulin yitirilmesi, immunosupresyon yapan ilaçlar, yaşlanma, prematürelik, beslenme bozuklukları, infeksiyon hastalıkları gibi nedenlerle beliren yetersizlik

immun yetmezlik, güçlü kombine (severe combined immunodeficiency; SCID): güçlü kombine immun yetmezlikler; T- ve B-lenfositlerinin birlikte etkilendiği, T-lenfosit sayısının ileri derecede düşük olduğu ve güçlü bir hipogammaglobulineminin saptandığı, yineleyen virüs, mantar, bakteri ve parazit infeksiyonlarının izlendiği bağışıklık sistemi yetmezliği tablosu

immunfloresan mikroskopi (immunofluorescence microscopy) biyopsi örneklerinden frozen tekniğiyle alınan kesitlerin floresan veren bir maddeyle boyanarak mikroskopik incelenmesi tekniği

immun yetmezlik, nötrofil polimorf kökenli (defective neutrophil immunodeficiency) nötrofil polimorf sayısının azalması (nötropeni), kemotaksis defekti, opsonizasyon defekti, bakterisid etki defekti, niteliksiz nötrofil üretimi gibi nedenlerle ortaya çıkan immun yetmezlik olguları

immun yetmezlik, yangısal (inflammatory immunodeficiency) bağışıklık sistemi işlevlerinde diabet ya da iskemiye neden olan damar hastalıkları nedeniyle ortaya çıkan edinsel immun yetmezlik olgusu

immunoglobulin (Ig; immunoglobulin; antibody) immün globülin; antikor; total plazma proteinlerinin 1/5’ini oluşturan, globülin niteliği taşıyan, algıladıkları antijenin etkisiyle B-lenfositlerin dönüşümü ile oluşan plazma hücrelerince üretildiklerinde antikor aktivitesi gösteren ve oluşmalarını tetikleyen antijenlerle kimyasal reaksiyonlara girerek immun kompleks yapma yetisi olan,  polipeptid zincirindeki niteliklerine göre 5 alt grupta (IgG, IgA, IgM, IgD,IgE) toplanan glikoproteinler

immunoglobulin süper ailesi (immunoglobulin superfamily; IgSF) VCAM-1 (CD106) ICAM-1(CD54) PECAM-1 (CD31) MAdCAM-1; epitel hücreleri, venüllerdeki endotel hücreleri, akciğer alveol hücreleri, endotel hücreleri, trombosit, monosit ve lökosit yüzeylerinde bulunan, adezyon, migrasyon, angiogenezis, integrin uyarma, lenfositlerin “homing” eylemi gibi süreçlerde etkili medyatörler

immunosüpresif tedavi (immunosuppressive therapy) otoimmun hastalıklarda, transplantasyon girişimlerinde, vb olgularda antijenik moleküllere aşırı gösterilmesi olası tepkilere karşı organizmayı korumak amacıyla uygulanan tedavi

immunosüpresyon (immunosuppression) immunosupresyon; bağışıklık sisteminin baskılanması

immunosüpresyon, gebelik (physiologic immunosuppression in pregnancy) gebelik immunosüpresyonu; fizyolojik immunosüpresyon; gebe anne vücudunda kromozomlarının yarısı kendisine ait bir semiallogreft taşır ve babaya özgü proteinlere düşük düzeyde de olsa bir tepki izlenir, ancak immun sistemin bu davranışı gebeliği etkilemez

immunoterapi (immunotherapy) ​hastanın bağışıklık sistemini destekleyerek tümöre karşı direncini arttırmak amacıyla anti-tümör antikorlarının uygulanması, konvansiyonel aşı tekniği, nonspesifik immun stimülatörlerin kullanılması tekniklerine dayanan kanser tedavisi yöntemi

implantasyon kisti (implantation cyst; epidermoid cyst) epidermoid kist; yara iyileşmesinde, sikatris dokusu içinde kalan rejenere epitel hücrelerinin bir süre sonra proliferasyonuyla beliren kist

impotans (impotence) empotans; er­keklerde görülen, psikol­ojik ya da organik kökenli cinsel yetersiz­lik; empotans

impulsiyon (impulsion) hastanın saçma olduğunu bildiği halde önüne geçemediği, yap­maktan kendisini bir türlü alıkoyamadığı bir hareketi yapmak dürtüsü

in situ karsinom (carcinoma in situ; CIS) intraepitelyal karsinom; jinekopatolojik değerlendirme amaçlı smear incelemelerinde epitelin tüm katmanlarına yayılan CIN III olguları (güçlü displazi) bulguları içeren, henüz bazal membranı aşarak çevre dokulara girmemiş, bazal membranın aşılmasıyla birlikte invazif karsinoma dönüşme riski olan lezyon 

in utero (in utero) intrau­terin; uterus içinde

indiferans (indifference) endiferans; kişi, kendisinde anksiet­eye neden olan çevresel streslere yenildiğinde ya da bunlarla yaptığı savaştan vazgeçtiğinde ortaya çıkan, olaylara ve çevresine ilgisizlikle karakterize tablo

indurasyon; endurasyon (induration) katılaşma

infant (infant) küçük çocuk; 12-14 aylığa ka­dar olan bebek

infantil (infantile) bebeksi; bebeklikle ilgili

infantil hemipleji (infantile hemiplegia) bebeklerde, doğumdan önce ya da doğum sırasında oluşan beyin lezyonuna bağlı felç

infantil kortikal hiperostozis (infantile cortical hyperostosis; Caffey’s disease) Caffey hastalığı; bazı kemiklerde hiperplastik korteks kalınlaşmasıyla ortaya çıkan, bir bölümü kalıtsal olan, sporadik olguların etyolojisinde immunolojik ve bozukluklar, infeksiyon hastalıkları, endokrin sistem aksamaları, kollagen bozuklukları ile travma gibi faktörlerin etkili olabileceği, belirsiz zaman aralıklarında alevlenebilen, altçene lezyonlarının simetrik olduğu, ekspansiyon yapan kemik yoğunlaşması​

infantil otizm (infantile autism) küçük çocuklarda görülen, anormal sosyal ilişkiler, konuşma-anlama bozuklukları, ek­olali, kompulsif tablo ve entellektüel gelişme bozukluğuyla karakterize sendrom

infantil spastik parapleji (infantile spastic paraple­gia) beyin anomalisi, doğum öncesindeki beyin kanaması ve zor doğum komplikasyonu olarak kalan, çocukluğun ilk dönemlerinde beliren spastik paralizi

infantilizm (infantilism) erişkinde görülen çocuklaşma hali

infantisid (infanticide) yeni doğmuş gayrimeşru bir çocuğun, annesi ta­rafından, doğumdan hemen sonraki saatlerde, kasten ve namus, şeref, vb nedenlerle öldürülmesi eylemi; çocuk öldürme (bu kavram, yasalarda yapılan değişikliklerle TCK'dan çıkarılmıştır; doğrudan "adam öldürme" suçu olarak değerlendirilmektedir)

infantisid yöntemleri (methods of infanticide) ağız ve burun tıkamak, ağza-boğaza yabancı cisim koymak, batıcı alet kullanmak, boğma, kafa kırmak

infarksiyon (infarction) enfarksiyon; dolaşım yetmezliğine bağlı iskemik doku nekrozu süreci

 

infarkt (infarct; nfarctus) enfarkt; kısa sürede oluşan güçlü dolaşım yetmezliğine bağlı yerel iskemik dokulardaki koagülasyon nekrozu (beyindekiler kollikuasyon nekrozudur)

 

infarkt, ekstremite (limb infarction) bacak infarksiyonu; gangren; diabette ve endarteritis obliterans gibi sistemik bir damar hastalığında görülen nekroz

 

infarkt, hemorajik (hemorrhagic infarct; red infarct) kırmızı infarkt; hemorajik infarkt; akciğer, bağırsak, beyin gibi çift sistemden kan alan organlardaki arter tıkanmalarına kanamalı nekrozlar

 

infarkt, hepatik (hepatic infarction) karaciğer infarktı; ameliyat sırasında arteria hepatica’nın ligatüründe büyük, periarteritis nodosa hastalığında çok sayıda küçük nekroz alanlarının oluşması

 

infarkt, intestinal (intestinal infarction) bağırsak infarktı; arteria mesenterica superior trombozlarında bağırsaklarda oluşan geniş hemorajik nekrozlar ve buna bağlı ileus tablosu

 

infarkt, myokardiyal (myocardial infarction; MI) myokard infarktı; koroner arter dallarının akut olarak tıkanması sonucu gelişen iskemik nekroz (komplikasyonları: akut kalp yetmezliği, kalp tam­ponadı, nekroz alanı üzerindeki endokarddan kökenli tromboembolizm)

 

infarkt, pulmoner (pulmonary infarction) akciğer infarktı; kalp yetmezliği ya da A.pulmonalis’i tıkayabilen bir embolus varlığında görülen hemorajik infarkt

 

infarkt, renal (renal infarction) böbrek infarktı; renal arter hastalıklarına ve tromboembolizminde oluşan koagülasyon nekrozu

 

infarkt, serebral (cerebral infarction) beyin infarktı; endokarddan ya da aortadaki aterom plağından kökenli sistemik tromboembolizm, beyin arterlerindeki ya da ven sinüslerindeki trombozlar, hipotansiyon ve şok gibi nedenlerle oluşan, hızla erimeye başlayan soluk infarkt

 

infarkt, watershed (watershed infarction) “der yatağı” infarktı; hipotansiyonda ve şok olgularında beyin arterlerinin sulama havzaları dışında kalan alanlarda oluşan infarktlar

infeksiyon şoku (infection shock) ağır infeksiyon hastalıklarında görülen toksemi ve sürrenal zar­arı sonucu gelişen şok tablosu

infeksiyon hastalığı, ağız boşluğu (infections of oral cavity) ağız boşluğu infeksiyon hastalıkları; büyük bölümü periodonsiyumdan kaynaklanan, dişetlerini, periodontal lifleri, sement ve kemik dokularını etkileyen, çoğunluğunu Gram(-) çomakların oluşturduğu, aterosklerozu ve kardiyovasküler hastalıkları hızlandıran, gebelerde erken doğumlara ve düşüklere neden olabilen, sepsis, septik şok, pyemi gibi komplikasyonları olan, Porphyromonas gingivalis, Streptococcus sanguis, Bacteroides forsythus ve Actinobacillus actinomycetemcomitans, vd oral flora bakterilerinin neden olduğu infeksiyonlar

infeksiyöz (infectious) bulaşıcı

inferiorite (inferiority) aşağılık duygusu

infertil (infertile) kısır

infertilite (infertility) kısırlık

infiltran (infiltrating) yayılabilen, yayılan

infiltrasyon (infiltration) invazyon; ; doku aralıklarına süzülme; dokular arasına normalden fazla sıvı, hücre ya da madde girmesi

 

infiltratif (infiltrative) doku aralıklarına giren; yayılıcı

inhalasyon (inhalation) havanın ya da gaz halin­deki maddelerin solunum yoluyla akciğere alınması

inhibisyon (inhibition) yavaşlatma; aktivitesini azaltma; bir davranışın ya da isteğin bilinçli ya da bilinçsiz olarak bastırılması

inhibisyon merkezleri (in­hibition centers) herhan­gi bir uyarandan etkilen­diklerinde dolaşım ve solunum sistemi inhibis­yonunun kolayca meyda­na geldiği, larinks, larinks/farinks/mide mukozası, epigastrium, testisler, vajina, anüs, uterus kollumu gibi anat­omik bölgeler ile bazı olaylarda vücudun tümü

inhibisyon ölümü (inhibi­tion death) sinir uçlarının travma, sıcak, soğuk, tahriş edici gazlar, vb ile uyarılması ya da korku, öfke, ağrı gibi ne­denler sonucunda mey­dana gelen, solunum ve dolaşım sisteminin re­fleks yolla durmasına bağlı olarak beliren, travmanın ya da olayın etki­si ile ölüm arasında çok kısa bir sürenin bulun­duğu, ölünün dış muay­enesinde ve otopsisinde ölüm nedeni olabilecek herhangi bir patolojik değişikliğin görülmediği ölüm şekli

inkar (denial) kişiye sıkıntı verilen olgunun gözardı edilmesi şeklindeki savunma mekanizması

inkomplet koitus (coitus incompletum; coitus in­terruptus) ejakulasyon­dan hemen önce penisin çekilmesiyle sonlanan cinsel ilişki

inkontinans (incontinence) dışkılama ya da işeme gibi fonksiyonların kon­trol edilememesi hali

insest (incest) ensest; birinci der­ecede kan bağı bulunan kişiler (baba-kız, ana-oğul, dede-torun, vb) arasındaki cinsel ilişki; evlilikleri yasalarla engel­lenen, anne-oğul, baba-­kız, kardeşler vb akrabalar arasındaki cinsel ilişki; fücur

insektisid (insecticide) DDT, organofosfatlar, vb gibi böcek ve sinek öldürücüler

insizyon (incision) kesik; kesici cisimlerle oluşturulan doku kaybının az, yara dudaklarının düz ve düzenli olduğu kesiler

insomni (insomnia) uy­kusuzluk; uyuyamamak; uykuya dalma güçlüğü, sık sık uyanma ve sabahları çok erken uyanma ile karakterize ,yaşlanma, sıkıntı, depresyon ve fobi nöbetleri sırasında görülen tablo

integrin (integrins) VLA-4, LFA-1, Mac-1 gibi türleri olan, ekstrasellüler matrikste (ECM), eozinofil, lenfosit, monosit yüzeylerinde bulunan, adezyon ve migrasyon süreçlerinde etkili olan, ECM’deki fibronektin ve laminin komponentlerine yapışarak hücre ile çevredeki matriksi birbirlerine bağlayan, hücre proliferasyonu, özgünleşmesi ve apoptozis süreçlerinde katkıları olabilen, yeni damar oluşumuna ve korunmasına destek veren proteinler

interferon (interferon; lFN) kanser hücrelerine ve virüslerle infekte hücrelere gösterilen tepkilerde sentezlenen, hücre içerisindeki virüs replikasyonunu sınırlandıran, alfa/beta/gamma türleri olan sitokin; otoimmun hastalıklarda (SLE, romatoid artrit), diabette, hepatitte, pankreatitte, nefritlerde, multipl sklerozda, aterosklerozda ve alerjilerde etkili olabilen glikoprotein yapısındaki sitokinler

interferon, alfa (alpha interferon) alfa interferon; lenfositler ve öteki lökositler tarafından üretilebilen, antiviral etkili, viral replikasyonu baskılayan sitokin

interferon, beta (beta interferon) beta interferon; fibroblastik hücreler tarafından üretilebilen, virüs hastalıklarında ve multipl skleroz hastalığının kontrolünde etkili olabilen sitokin

interferon, gamma (gamma interferon) gamma interferon; antijenle uyarılan NK ve T-lenfositler tarafından üretilebilen, fagositleri ve NK-lefositleri aktive eden, patojenlerin algılanmasını ve antijen sunumunu düzenleyen, canlı etkenlere -özellikle virüslere- karşı beliren güçlü tepkilerde etkin olan, başkaca sitokinlerin iletişimini ve lökosit trafiğini düzenleyen sitokin

interferon, rekombinant alfa (recombinant alpha interferon) rekombinant alfa interferon; rekombinant DNA tekniğiyle in vitro olarak üretilen, lenfomaların, multipl myelomanın, bazı lösemilerin, HIV/AIDS kökenli Kaposi sarkomunun ve kronikleşen hepatit C tedavisinde etkili olduğu bildirilen sitokin

interlökin (interleukin; IL) organizmadaki birçok hücre tarafından üretilebilen, bağışıklık sistemindeki hücrelerin aktivasyonu, çoğalması, olgunlaşması, özgünleşmesi, migrasyonu ve birbirleriyle iletişimi gibi etki alanları bulunan, pro-inflamatuvar ve ve anti-inflamatuvar olabilen, parakrin ve otokrin yolla etkili, çok sayıda üyesi olan sitokin ailesi

intihar (suicide) kendini öldürme; başkasına yönelik öldürme isteğinin ası, yüksekten atlama, suya atla­ma,yüksek doz ilaç alımı, zehir içme, karbon mon­oksid soluma, vb yöntemler kullanarak kendi varlığına yönlendirilmesi

intoksikasyon (intoxica­tion) entoksikasyon; zehirlenme

intrakranial (intracranial; intracranialis) kafatası içi; kafatası içinde intrakranial hipertansiyon (intracranial hyperten­sion) tümör, kanama, yangı, ödem, hidrosefalus gibi nedenlerle oluşan kafa içi basıncının art­ması

intranükleer (intranuclear) çekirdek içi; çekirdek içinde

intrasellüler (intracellular) hücre içi; hücre içinde

intrasellüler madde birikmesi (intracellular accumulation) metabolizma sorunları olan organizma tarafından üretilen ya da dışarıdan gelen maddelerin hücrelerde birikmesidir

intrasellüler madde birikmesi, trigliseridler (intracellular lipid accumulation) metabolizma sorunları olan organizma tarafından üretilen ya da dışarıdan gelen ma) steatozis; aşırı yağlı beslenme ya da yağ metabolizmasındaki aksamalar nedeniyle trigliseridlerin hücreler içinde birikmesidir

intrasitoplazmik (intracytoplasmic) sitoplazma içinde

intrauterin (intrauterine) rahim içi

 

intrauterin ölüm (fetal death; death in utero) er­ken tip (gebeliğin ilk 20

haftası içindeki ölüm), ara tip (gebeliğin 21-28 haftaları arasındaki ölüm), geç tip (28 hafta­dan büyük bebeğin in utero ölümü) gibi 3 tipi bulunan, bebeğin intrau­terin dönemde ölmesi olgusu

introvert (introvert) içedönük

intubasyon; entubasyon (intubation) dış ortama boru biçiminde bir bağlı kanalla organlara, doğal olarak bulunan boru biçimindeki bir geçitten tüp sokularak ulaşma

invazif (invasive) doku aralıklarına giren; infiltratif

invazif karsinom (invasive carcinoma) salgı bezleri duktuslarında ya da skuamöz epitelde saptanan intraepitelyal karsinom hücrelerinin bazal membranı aşarak çevre dokulara girdiği kanser türü; özellikle meme kanseri hastalarında birkaç kanser hücresinden oluşan metastatik koloni 

invazyon (invasion) bir kanseri oluşturan hücrelerin sınır tanımaksızın doku aralıklarına girmesi olgusu; infiltrasyon

invazyon enzimleri, kanserde (proteases in invasion) kanser hücrelerinin önlerine çıkan engelleri (bazal membranlar, dokuları ve organları kuşatan zarlar ve kapsüller, kemik, vb) aşabilmek için salgıladığı proteazeler (matrixin ya da matrix metalloproteinase, heparanaze ve kollagenaze) gibi proteolitik enzimler ve litik faktörler

invazyon, perinöral (perineural invasion)  kanser hücrelerinin sinir kılıfları arasına girmesi

inverted papillom (inverted papilloma) burun boşluğu ve paranazal sinüslerde oluşan, ağız mukozasında ender görülen, derin dokulara doğru gelişen (endofitik), agresif davranışlı, skuamöz hücreli karsinoma dönüşebilen oluşumlar

iple boğma (garotting) çoğu zaman cinayet ori­jinli olan, ip, kayış, kravat, eşarp, çorap, vb araçlarla uygulanan,çenenin he­men altında ve tüm boy­nu saran telemi bulunan, yumuşak ve geniş yüzeyli bağlar kul­lanıldığında telem izinin oluşmadığı, boğuşma olduğundan vücutta ayrıca bunlara ait izlerin de bulunduğu öldürme eylemi

iptila (dependence) bağımlılık; depandans; uy­utucu-uyuşturucu ve toksik bir maddenin sürekli ya da zaman zaman alınmasını gerektiren kompulsif tablonun yanı sıra bu maddenin alınmadığı zamanlarda yoksunluk sendromu adı verilen bir klinik tablo­nun meydana geldiği, bu maddenin temini için kişinin sosyal ve ekono­mik varlığını kolaylıkla ve tümüyle harcayabil­diği, belirli bir entel­lektüel yıkımın bulun­duğu, sık sık tedavi girişimlerinin ve ipti­lasıyla ilgili adli sabıkaların bulunması

irin (pus) sarı veya sarı-yeşil renkli, canlı ve ölü polimorflardan oluşan, erimiş doku artıkları ile bunlardan açığa çıkan kolesterin, lesitin, yağlar, sabunlar, nükleik asidler, çeşitli enzimler, vb maddeleri içeren koyuca kıvamlı bir madde

irinli meninjit (purulent meningitis; meningitis suppurativa) beyin zar­larının infeksiyon has­talığı; beyin zarlarına ka­dar giren batıcı-delici alet yaralanmaları, mermi çekirdeklerinin iritasyonu, kafatası çatlakları/kırıkları, orta ve iç kulak infeksiyonları gibi neden­lerle meydana gelen me­ninjit

irinli nezle (purulent catarrh) burun, trakea, bronş, vb mukozaların yüzeyinde mukusla karışık irinli akıntı

iritan gazlar (irritant gases) klor, fosgen, sülfür diok­sid, hidrojen sülfür, azot dioksid ve amonyum gibi gazlar olup, bu gazların yoğun olduğu ortamlarda bulunanlarda üst solu­num yollarında ve akciğerlerde iyileşebilen bronşit yapan gazlar

​iritasyon fibromu (irritation fibroma; peripheral fibroma) periferik fibroma; kronik iritasyonların neden olduğu, çenelerin ön bölgesinde ve dişetlerinde görece sık, yuvarlakça-oval, saplı ya da geniş tabanlı, mukoza renginde fibröz hiperplazi

ironi morbid (ironie mor­bide) şizofrenlerde sık görülen, absürd, renksiz ve müstehzi konuşma şekli

irreversibl (irreversible) ge­riye dönüşü olmayan; düzelemeyen; iy­ileşmeyen

irritabilite (irritability) uya­ranlara gereğinden fazla tepki göstermek; hafif uyaranlara güçlü reaksiyon vermek

irritabl (irritable) doğal düzeydeki uyaranlara aşırı derecede duyarlı olan/tepki veren

iskemi (ischemia) kanlanma eksikliği; yerel oksijensizlik; vücudun ya bir organın sınırlı bir bölümündeki kan dolaşımında ateroskleroz, tromboz, embolizm, vaskülitler, tümör basısı, cerrahi dikiş, herni strangülas­yonu, kompartman sendromu, damar spazmı gibi nedenlerle oluşan aksama; yerel dolaşım bozukluğuna bağlı anoksi (tam oksijensizlik) durumu; dokularda kan dolaşımı yoktur; tam oksijensizliğin yanı sıra besleyici maddeler de gelemez ve metabolizma artıkları temizlenemez

 

iskemik atak, geçici (transient ischemic attack) geçici iskemik atak; aterom çamuru embolizminde büyük arterlerdeki geniş aterom plaklarının ülserleşmesi sonrasında dolaşıma dökülen kolesterol kristallerinden zengin çamurun beyindeki küçük damarları tıkayarak oluşturduğu kısa süreli, zaman zaman yineleyebilen motor bozukluk

iskemik hipoksidoz (is­chemic hypoxidosis) olig­emik hipoksidoz; dolaşımdaki kan mik­tarının normalin altına düşmesine bağlı oksijen azlığı

iskemik kalp hastalığı, akut (acute ischemic heart diasese; myocardial infarction) akut iskemik kalp hastalığı; özellikle sol kalp myokardını besleyen koroner arterlerdeki kan debisinin akut olarak azalmasıyla ortaya çıkan tablo

iskemik kalp hastalığı, kronik (acute ischemic heart diasese; myocardial infarction) kronik iskemik kalp hastalığı; angina pectoris hastalarında görülen, özellikle sol kalp myokardını besleyen koroner arterlerdeki kan debisinin zaman zaman azalmasıyla ortaya çıkan tablo

iskemik paralizi (ischemic paralysis) embolizm ve tromboz gibi yerel dolaşım bozukluğuna neden olan olayların son­rasında ortaya çıkan felç

isoniazid zehirlenmesi (INH-poisoning) INH tedavisi gören tüberkülozlu hastalarda izlenen, peri­ferik nöropati, konvülsiyonlar, stupor, ataksi, bellek bozukluk­ları ve psikotik tablo ile karakterize zehirlenme

iş nörozu (occupational neurosis) çalışılan iş ile ilgili psikojen inhibisyon ve nörotik belirtiler

iyonlaştırıcı radyasyon (ionizing radiation) kanser radyoterapisinde kullanılan x-ışınları ve gamma ışınları

izogreft (isograft) tek yumurta ikizleri gibi özdeş genetik yapıdaki bireyler arasında doku nakli

izopropil alkol zehirlenme­si (isopropyl alcohol poi­soning) koordinasyon bozukluğu, sersemlik, stupor ve koma, gas­troenterit, hipotansiyon gibi bulgularla seyreden zehirlenme

Janeway makülleri (Janeway lesion) infektif endokarditlerde avuçiçleri ve ayak tabanlarında saptanan lezyonlar

jenezik halüsinasyon (ge­nesic hallucination) has­tanın uyurken ırzına geçildiğini hissetmesi ve buna tüm benliğinle ina­narak gerçek olduğunu iddia etmesiyle karakterize, daha çok paranoid şizofrenlerde görülen halüsinasyon türü

jerk (jerk) istemsiz olarak yapılan ve refleksi andıran ani hareketler

jinefobi (gynephobi; gyno­phobia) kadın korkusu

jinekoid (gynecoid) kadın özellikleri gösteren; kadınsı

jinekomasti (gynecomas­tia; gynecomasty) karaciğer sirozunda ya da östrojen verilen prostat kanserli erkek hastalarda memelerin büyümesi

jüvenil ksantogranüloma (juvenile xanthogranuloma) 1-2 yaşlarındaki çocuklarda görülen, kendiliğinden iyileşebilen, yaygın (generalize) ve yalnızca deri yerleşimi gösteren tipleri olan, yaygın tipinda dişetlerinde, yanak ve dil mukozası oluşumları da saptanan, kahverengi, plazmositoid monositlerin reaktif hiperplazisi sonucu ortaya çıkan tablo ​