Ka-Kn

kabakulak (mumps) Paramyxovirus grubundan bir virüsün neden olduğu, özellikle okul çocuklarında ve bahar aylarında patlamalar yapan, geçirilen infeksiyonun ya da aşının yeterli bağışıklığı oluşturamadığı erişkinlerde de etkili olabilen, tükürük bezleri (özellikle parotis) çevresinde ağrıyla başlayan, ateş, başağrısı, bitkinlik bulgularını izleyen parotis(lerin) şişmesinden bir süre sonra klinik bulguların silindiği, pankreatit, ensefalit ve nefrit gibi komplikasyonlar olabilen, kalıcı bağışıklık bırakan sistemik infeksiyon hastalığı
 

kalıtsal kanser (hereditary cancer) genetik kanserler; ailesel kanserler; multipl endokrin neoplazm (MEN) sendromları, ailesel polipozis koli (APC; Gardner sendromu) ve Turcot sendromu gibi olgularda saptanan, çoğu otosomal dominant yolla aktarılan sendromlarda görülen kanserler 

 

kadaverik spazm (cadaver­ic spasm) ölüde ölü katılığı (rigor mortis) oluşumu sırasında görülen ekstre­mite hareketleri

kadavra (cadaver) ceset; ölü

kadmiyum (cadmium; Cd) atom numarası 48 olan, doğada bitkilerde, tahıllarda, yumuşakçalarda ve kabuklu canlılarda (yengeç, karides, istakoz, vb) bulunabilen, sanayide elektronik, pil, oyuncak, takı ve plastik üretiminde kullanılan, solunum yoluyla giren gazlarının akut akciğer ödemi ve akut kadmiyum pnömonisi, sindirim yoluyla çok miktarda alınan bileşiklerinin akut karaciğer ve böbrek zararlarına, kronik zehirlenmelerinde nefrotoksik etki, nefrolityaz, akciğerlerde fibrozis yapabilen, kanserojen etkili (prostat kanseri, akciğer kanseri) element

kadmiyum zehirlenmesi (cadmium poisoning) bu­harıyla akut kadmiyum pnömonisi yapan, kronik zehirlenmelerde akciğer fibrozisi, boğaz kuruması, öksürük, dispne, osteomalasi, multipl kemik kırıkları, hipertansiyon, başağrısı, mide kram­pları, kusma, diyare, böbrek tubulus bozukluk­ları, böbrek yetmezliği ve hematüri, şok ve koma görülen tablo

 

kafaiçi basınç artması sen­dromu (KİBAS; intracranial hy­pertension sydrome) tümör, iltlhap, kanama, kist vb nedenlerle sere­bro-spinal likor nice­liğinin ya da basıncının artmasına bağlı olarak gelişen, başağrısı, bulantı, kusma, ateş, görme bozuklukları, psişik ku­surlar, konvülsiyonlarla karakterize tablo

kaide kırığı (base fracture) kubbe kırıklarının kafa ta­banına kadar ilerlemesi, kıçüstü ya da ayaküstü düşmelerinde, asansör düşmelerinde, gemi güvertesindeki patlamalarda güvertenin birden­bire yükselmesiyle, kafa­tasına ön/arka/yan yönlerden gelen sıkıştırmalarda meydana gelen, kafatabanını oluşturan kemiklerde çoğunluğu çatlak niteliğindeki kırıklar

kalay zehirlenmesi (selen­ism) başağrısı, fotofobi, kafaiçi basınç artışı sendromu, sersemlik, boğulma hissi, işitme kaybı, sfinkter kusurları, hafif hafıza kaybıyla karakterize tablo

kalkaneus kemikleşme noktası (calcaneus ossifi­cation center) topuk kemiği içerisinde bulu­nan, intrauterin 6. ayda beliren, miadında doğmuş çocuklarda uzun ekseni 11 mm olan kırmızı renkli kemikleşme alanı

kalıtsal kanser (hereditary cancer) genetik kanserler; ailesel kanserler; multipl endokrin neoplazm (MEN) sendromları, ailesel polipozis koli (APC; Gardner sendromu) ve Turcot sendromu gibi olgularda saptanan, çoğu otosomal dominant yolla aktarılan 

sendromlarda görülen kanserler 

kalp büyümesi (cardiac hypertrophy) kardiyak hipertrofi

kalp hipertrofisi (cardiac hypertrophy) edinsel myokard hipertrofisi; sistemik hipertansiyon, kalp kapaklarının stenozu, pulmoner hipertansiyon, kalp kapaklarının yetmezlikleri gibi nedenlerle ortaya çıkan, büyük bölümü sol ventrikülden başlayan ve zamanla sağ ventrikülü de etkileyen edinsel myokard hipertrofisi; sporcu kalbi (sporcularda, kalp kası hücrelerine gelen aşırı yüklenme nedeniyle oluşan kalp büyümesi)

kalp kapak hastalığı (valvular heart disease) kalp kapakları kenarlarının birbirlerine yapışması (darlık; stenosis), kapakların serbest kenarları büzüşmesi (yetmezlik; regurgitation), infektif endokarditlerde kapakların parçalanması, kapak kireçlenmeleri ve kapaklar üzerinde verrülerin oluşması gibi bulguların saptandığı tablo

kalp yetmezliği, konjestif (congestive heart failure) konjestif kalp yetmezliği; çoğunlukla sol kalp yetmezliği olarak başlayan, sol atriumdaki ve pulmoner dolaşımdaki kan basıncı artmasıyla (pulmoner hipertansiyon) ve akciğer ödemiyle süren, pulmoner hipertansiyon nedeniyle sağ kalp yetmezliğinin de tetiklendiği, giderilemediğinde kardiak şokla sonlanabilen tablo

kalp yetmezliği, sol (left heart failure) sol kalp yetmezliği; sol ventrikül işlevlerinin akut olarak azaldığı, ansızın ölümlerin en önemli nedenlerinden olan tablo

kalp kusuru hücreleri (heart failure cells) kalp yetmezliği hücreleri; kronik konjestif kalp yetmezliğinde görülen pulmoner venöz hipertansiyonda akciğer alveolleri içine kaçan eritrositlerin parçalanması sonrasında açığa çıkan hemosiderini fagosite eden makrofajlar

kalp tamponadı (cardiac tamponade) kalbin ya da aort başlangıcının trav­matik veya spontan rüptürü sonrasında kanın kalbin iki zarı arasındaki perikard boşluğuna dolarak kalp fonksiyon­larını engellemesi

kalp yetmezliği, sağ (right heart failure, causes) sol kalp yetmezliği (konjenital defektler, idiopatik pulmoner hipertansiyon); sağ ventrikül myokard infarktı; cor pulmonale (pulmoner embolizm, hipoksi nedenli vazokonstriksiyon, KOAH) gibi nedenlerle sağ ventriküldeki kanın akciğerlere gönderilmesindeki aksama 

 

kalp yetmezliği, sol (left heart failure, causes) volüm yüklenmesi (mitral ve aort kapakları yetmezliği, anemi, hipertiroidizm); basınç yüklenmesi (sistemik hipertansiyon, aort darlığı, asimetrik septal hipertrofi; kalp kası dokusunun yitirilmesi (myokard infarktı, SLE); kasılma gücünde azalma (alkol, kobalt zehirlenmesi, doxorubicin); virüs, bakteri, parazit infeksiyonları; mitral stenozunda sol ventriküllün dolma güçlüğü; perikard patolojisi (konstriktif perikardit, tamponad, amiloidoz) gibi nedenlerle sol ventriküldeki kanın aorta gönderilmesindeki aksama 

kalsifikasyon(calcification) fizyolojik kalsifikasyon; kemiklere ve dişlere kalsiyum tuzlarının çökmesi

kalsifikasyon, patolojik (calcification) patolojik kalsifikasyon; laksiyum tuzlerinin kemikler ve dişler dışındaki dokulara çökmesi olgusu

kalsifikasyon, distrofik (dystrophic calcification) distrofik kalsifikasyon; kandaki kalsiyum düzeyi normal olan bireylerde kalsiyum fosfat kristallerinin nekrotik ve dejenere hücrelere çökmesi olgusu

kalsifikasyon, metastati(metastatic calcification) metastatik kalsifikasyon; kan kalsiyum düzeyinin yüksek  olduğu bireylerde kalsiyum tuzlarının normal dokulara çökmesi olgusu

kan grubu (blood group) ABO ve Rh sistemlerinden oluşan, bireyler arasında farklılıklar gösteren, kan transfüzyonlarında ve transplantasyonlarda oldukça önemli olan sistem

 

kan hacmi, total (total blood volume) total kan hacmi; sağ kalbin akciğerlere pompaladığı kan (pulmoner dolaşım) hacmi ile sol kalbin tüm vücuda pompaladığı kan (sistemik dolaşım)  hacmi toplamı

kan hacmi, vurum (stroke volume) vurum hacmi; sol kalbin 1 dakikada pompaladığı kan hacmi (normal erişkinlerdeki vurum hacmi 4.6-4.8 litredir)

 

kanabis (cannabis) esrar

kanama (hemorrhage) kanın kalp ya da damar lümeni dışına çıkması

kanama, abondan (abundant hemorrhage; massive hemorrhage) masif kanama; ansızın gelişen, %33’lük bir kan kaybı oluştuğunda hipovolemik şoka neden olan kanama

 

kanama, diabrozis (hemorrhage per diabrosis; hemorrhagia per diabrosis) çevre dokulardaki mide ülseri ve akciğer tüber­külozu gibi bir yangı, tümör invazyonu vb hastalıkların damar çeperini inceltmesi sonucu oluşan kanamalar

 

kanama, diapedesis (hemorrhage per diapedesis; hemorrhagia per diapedesin) infeksiyon hastalıkları, Henoch-Schönlein purpurası, C ve K vitaminleri eksikliği, arsenik ve fosfor zehirlenmesi ile kan hastalıkları gibi damarların bazal membranlarını bozan patolojilerde dokuların içine kan sızmasına bağlı, damar yırtılmasına olmaksızın görülen kanamalar 

kanama, mide (gastric hemorrhage) mide kanaması; akut bir mide ülserinin ülser kenarlarında bulunan küçük damarların yırtılması ya da derinleşen bir ülserin içindeki arterlerin çeperlerinin asid etkisiyle aşınması nedeniyle oluşan balonlaşmanın (anevrizma) yırtılması sonucu oluşan kanama

kanama, reksis (hemorrhagia per rhexian; hemorrhage per rexin) reksis kanaması; damar ve kalp yırtılmasına bağlı, kırmızı renkli ve fışkıran kanama

kanser (cancer) belirli bir dokuyu oluşturan hücreleri taklit etmeye çalışan, otonomi, kazanarak sınırsız biçimde çoğalabilen, çevre dokulara içlerine girebilen, lenf ve kan damarlarına girerek uzak organlara ve dokulara yayılabilen, gidiş hızı ve tedavisi türüne göre  farklılıkar göstreren hastalık 

kanser kemoterapisi (cancer chemotherapy) kanser tedavisinde kullanılan, kemik iliği süpresyonu (anemi, lökopeni, trombositopeni), immunosüpresyon, çıkarcı infeksiyon riskinde artma, kanserojen etki, sekonder amiloidoz, saç dökülmesi, ağız ve sindirim kanalı ülserleri, karaciğer sirozu, kardiyotoksik etki gibi olumsuz etkileri de görülebilen, kanser hücrelerinin yanı sıra normal hücrelere de toksik etkileri olan ilaçların uygulanması

kanser komplikasyonları (complications of cancer) onkoterapinin neden olduğu infeksiyon, sepsislere ve septik şok, kanamalar (lösemi, beyin tümörü), kaşeksi, yetmezlik bulguları (kalp, böbrek ve solunum sistemi), patolojik kırıklar

kanser coğrafyası (cancer geography) Ürgüp Karain köyünde akciğer kanseri, Afrika sıtma kuşağında Butkitt lenfoması, İran’da özofagus ve mide kanseri, Japonlarda mide kanseri, Cezayir, Senegal, Sudan, Endonezya ve Çin (özellikle Hong Kong) gibi ülkelerde aflatoksine bağlı karaciğer tümörleri 

kanser, az diferansiye (less differentiated tumor) az diferansiye tümör; kanserlerde, kaynaklandıkları hücreleri taklitteki başarısızlık

kanser, hematojen yayılma (hematogenous dissemination) hematojen yayılma; sarkom hücrelerinin öncelikle kan damarlarını kullanarak akciğerlere ve sonraları başkaca organlara yayılması

kanser, lenfatik yayılma (lymphatic dissemination) lenfojen yayılma; karsinom ve malign melanom lenf hücrelerinin öncelikle lenf  damarlarını kullanarak bölgesel lenf düğümlerine yayılması

kanser, lenfohematojen yayılma (lymphohematogenous dissemination) lenfohematojen yayılma; lenf yollarını kullanarak yayılan kanser hücrelerinin bir süre sonra kan dolaşımına da girerek yayılmasını sürdürmesi

kanserler, erkeklere özgü (common cancers in men) akciğer, prostat, kolorektal bölge,  ağız boşluğu, farinks, mide, larinks, idrar yolları, deri, lösemiler 

kanserler, kadınlara özgü (common cancers in women) akciğer, meme, tiroid, uterus serviksi, safra kesesi 

kanserojen (cancerogen; carcinogen) karsinojen; kanser nedeni olan etki/madde 

kanserojen mikroplar (viral/bacterial carcinogenesis) hücrelerin DNA yapısını bozarak  (virüsler), kronik iritasyon ve yangı oluşturarak (Helicobacter pylori), bağışıklık sistemini etkileyerek (HIV) kanser oluşmasına neden olan mikroplar 

kanserojen, kimyasal (chemical carcinogen) DNA zararı ile kanser oluşumuna neden 

olan, immunosüpresyon yapabilen çevre kirliliği (pestisidler, hava kirliliği), işlenmiş besinler içerisindeki katkı maddeler, bozulmuş gıdalar, tütün kullanımının yaygınlaşması, 

petrol ürünleri, inorganik maddeler (nikelk, arsenik, kromatlar, kadmiyum, asbestos), 

mantar toksinleri (aflatoksin), ilaçlar (kemoterapi) ve benzeri genotoksik etkili faktörler

kapiller kırık (capillary fracture) genellikle kafa kemiklerinde görülen, kırık parçalarının birbirin­den ayrılmadığı ve ara­larında saç kılı kalınlığında ince bir boşluğun bulunduğu kırık

Kaposi sarkomu (Kaposi sarcoma) büyük bir bölümü AIDS sürecinde gelişen KSHV (HHV8) infeksiyonuna, bir bölümü de organ transplantasyonları sonrasındaki immunosüpresyona ya da güçlü kortikosteroid tedavisine bağlı olan, deride, mukozalarda, viseral organlarda multifokal lezyonların oluştuğu, ağız mukozasında kırmızımsı bir leke olarak beliren ve zamanla koyu kahverengi nodüler kitleler oluşturan tipik endotel hücrelerinin sarkomu

karaciğer yağlanması (steatosis) proteinsiz beslenme, diabet, obesite, alkolizm, toksik maddeler gibi karaciğer epitel hücrelerinde aşırı yağlı beslenme ya da yağ metabolizması aksamaları nedeniyle aşırı trigliserid birikmesi

 

karboksihemoglobin (car­boxyhemoglobin) karbon monoksid zehirlenmelerinde karbon monoksid ve hemoglobi­nin oluşturduğu kom­pleks

karbon dioksid zehirlen­mesi (carbon dioxide poi­soning) güçsüzlük, kulak çınlaması, dispne ve çar­pıntı bulguları içeren ze­hirlenme tablosu

karbon disülfid zehirlen­mesi (carbon disulfide poisoning) yapay ipek, film ve lastik işyerlerinde çalışanlarda görülen, ağır zehirlenmelerde manik ve depresif tip psikozlar, sarımsak kokan nefes, irritabilite, güçsüzlük, narkoz hali, delirium, körlük, parkinsonizm, konvülsiyon, koma, felç ve solunum yetmezliğiyle seyreden, kronik zehir­lenmelerde polinöropati, intihara gidebilen depresif tablo, kas yor­gunlukları, optik sinir et­kilenrnesi, uyku bozuk­lukları, başağrısı, libido kaybı ve parkinsonizm yapan tablo

karbon monoksid zehirlen­mesi (carbon monoxyde poisoning) akut olgularda karbon mo­noksid gazının solunum yoluyla vücuda girmesi ve eritrositlerle birleşerek karboksihemoglobin oluşturması sonrasında beliren, başağrısı, başdönmesi, dispne, konfüzyon, pupillalarda genişleme, konvülsiyon ve koma ile gelişen, genellikle kaza orijinli, çoğu kez ölümle sonlanan, akut zehirlenmelerinde ölü morluklarının ve tüm organların açık kırmızı renkte olduğu; kronik zehirlenmelerin meslek hastalıklarında ve sigara içenlerde saptandığı asfiksi türü

karbon tetraklorür zehir­lenmesi (carbon tetra­chloride poisoning) bu­lantı, kusma, karın ağrısı, başağrısı, konfüzyon, görme bozuklukları, de­presyon, kalpte fibrilas­yon, böbrek ve karaciğer etkilenmesiyle seyreden tablo

kardiyak (cardiac) kardiak; kalple ilgili; kalp kökenli; kalbe ait

kardiyak arrest (cardiac ar­rest) ani kalp durması

kardiyak atım (cardiac output) kalbin 1 dakikada pompalayabildiği total kanın hacmi; kardiyak atım kalbin sistol sayısı ve her sistolde pompaladığı kan miktarı

kardiyak indeks (cadiac index; CI) ventrikül fonksiyonunun ölçümü yöntemi; kardiyak atım ile bireyin vücut yüzey genişliğinin birlikte değerlendirilir:

CI = kardiyak atım (cardiac output) / vücut yüzey genişliği 

kardiyak siroz (cardiac cirrhosis) uzun süren güçlü konstriktif perikarditlere ve triküspid kapak stenozlarına bağlı karaciğer konjesyonunda gelişen güçlü fibrozis nedeniyle karaciğerin kıvamındaki katılaşma

kardiyak volüm (cardiac volume) kardiyak atım (cardiac output) / vücut yüzey genişliği; başka bir deyişle (vurum sayısı * vurum hacmi) / vücüt yüzölçümü

kardiyak vurum hacmi; strok volümü (stroke volume) kalp vurum hacmi; her sistolde kalbin pompaladığı kan hacmi

kardiyojen şok (cardiogen­ic shock) akut myokard infarktı, kalp tamponadı, akut akciğer embolizmi, kalp kapakları has­talıkları, myokardit gibi kalpten kökenli neden­lere bağlı, kalbin pompal­ama yetisinin azaldığı/kaybolduğu durumlarda görülen, ölüm ile sonlan­abilen şok

kardiyomegali (cardiome­galia; cardiomegaly) kalp büyümesi

kardiyomyopati (cardiom­yopathy) kalp kasının herhangi bir hastalığı; myokard hastalıklarının tümünü tanımlayan kav­ram

kardiyomyopati, dilate (dilated cardiomyopathy) dilate kardiyomyopati; dilatasyonlu kardiyomyopati; myokard iskemisinde, hipertansiyonda, diabette, virüs infeksiyonlarında, kronik alkolizmde, gebelikte, bazı ilaçların ve kimyasal maddelerin toksik etkileriyle oluşabilen, öncelikle kalp ventriküllerinin (çoğu kez sol ventrikül)aşırı genişlemesi olarak beliren, ventriküllerde biriken kan nedeniyle pulmoner ödem, hipoksi, kardiyojen şok ve kalp yetmezliği bulgularının saptandığı tablo

kardiyomyopati, hipertrofik (dilated cardiomyopathy) hipertrofik kardiyomyopati; Reggie Lewis hastalığı; Les Aspin hastalığı; sol ventrikül kalp kasının ileri düzeylerde hipertrofisiyle karakterize, pulmoner konjesyon, myokard iskemisi (angina pectoris), ventriküler aritmiler, progresif konjestif kalp yetmezliğiyle sonlanabilen genetik kalp hastalığı

kardiyomyopati, restriktif (restrictive cardiomyopathy) restriktif kardiyomyopati; endomyokardial fibrozis, Löffler sendromu, kardiak amiloidoz, hemokromatozis, radyasyon zararları gibi nedenlerle katılaşarak sistol ve diastol işlevleri kısıtlanan, sistemik embolizm, konjestif kalp yetmezliği, aritmi gibi bulgularla ortaya çıkan kalp hastalığı

kardiyopulmoner resussi­tasyon (cardiopulmonary resuscitation; CPR) kalp ve solunum durmasında kişiyi yaşama döndürme çabası

kardiyotoksik (cardiotox­ic) kalp üzerinde zehirli ektisi olan

kardiyovasküler (cardio­vascular) kalp ve damar­ları birlikte ilgilendiren

karın-göğüs sıkışması (in­hibition of chest rnove­ments; traumatic asphyx­ia) karın ve göğüs hare­ketlerinin engellenmesi sonucunda solunumun yapılamadığı, kaza ya da cinayet orijinli asfiksi türü

karotis sinüs refleksi (ca­rotid sinus reflex) kalp ritminin boyun­daki şah damarına yapılan basıyla düşmesi - vurum sayısının azalması

karotis sinüsü sendromu (carotid sinus syndrome) şah damarları çevresinde bulunan sinus caroticum üzerine bası uygu­landığında ortaya çıkan konvulsif nöbet ve bayılma biçimindeki ta­blo

karpal tünel sendromu (carpal tunnel syndrome) karpal tünelden geçen n. medianus üzerine gelen basıyla ortaya çıkan, bazı hastalarda dirseğe kadar yayılan ağrı, parestezi ve yanma yakınmalarıyla kendini gösteren tablo

karsinogenez (carcinogenesis) normal bir hücredeki bir dizi genetik farklılaşma ile tümör hücresine dönüşmesi ve çoğalarak bir kitle oluşturması süreci 

karsinogenez, alansal (field origin in carcinogenesis) tümör kitlesinin bir alandaki çok sayıda hücrede oluşan DNA hasarı sonucunda gelişmesi

karsinogenez, monoklonal (monoclonal origin in carcinogenesis) tümör kitlesinin tek bir hücredeki DNA hasarı sonucunda gelişmesi

karsinom (carcinoma; ca) epitel dokusundan kökenli kanser 

karsinom, in situ (carcinoma in situ; CIS) in situ karsinom; intraepitelyal karsinom; preinvazif karsinom; skuamöz epiteldeki displastik değişikliklerin son aşaması olan, eritroplaki ve lökoplaki gibi prekanseröz lezyonlarda görülen, lezyonun bulunduğu alandaki epitel dokusunun tüm katmanlarında atipik hücrelerden oluştuğu, çok sayıda mitoz içeren, ancak bazal membran bütünlüğünü koruduğu için bağ dokusu invazyonunun görülmediği yapısal değişimi içeren lezyon

karsinom, müsinöz (mucinous carcinoma) müsinöz karsinom; müsinden zengin tümörler; müsin üreten salgı bezlerinin kanseri

karyorlizis (karyolysis) ölen hücrenin karyoreksis evresindeki çekirdeğinin enzimlerce eritilerek silinmesi

karyoreksis (karyorrhexis) ölen hücredeki piknotik (büzüşen) çekirdeğin küçük parçalara ayrılması

kaşeksi (cachexia) katabolizma artışı, kanserler ve HIV/AIDS gibi ağır bir hastalık ya da aşırı beslenme bozukluğu sonucu meydana gelen olağanüstü zayıflık; bir deri bir kemik

kaşeksi, kanser (cancer cachexia) kanser kaşeksisi; kanserli hastalar görülen,tümörün kanaması, nekrotik dokuların yıkımı sırasında ortaya çıkabilen toksik maddeler, TNF (tumor necrosis factor) vb çeşitli sitokinlerin varlığı, psiko­lojik bozukluğa bağlı uykusuzluk ve tedirginlik, iştahsızlık, sindirim kanalındaki tümör­lerde kusma ve diyare, bakteri infeksiyonları, ağrı gibi nedenlere bağlı aşırı zayıflama

katalepsi (catalepsy, kata­lepsis) organik ve psikol­ojik bozukluklar ile hip­noz halindeki kişilerde görülen, balmumundan yapılmış gibi hangi pozis­yona sokulursa sürekli olarak o pozisyonda kal­masıyla karakterize ta­blo

katatoni (catatonia; catat­ony) şizofrenide saptanan güçlü bir negati­vizm-telkiniyet ikilemi ile şizofrenin diğer bulgu­larının yanı sıra görülen güçlü ve anlamsız-yıkıcı ajitasyon tablosu, belir­gin mutizm, güçlü kabızlık, idrar retansiyo­nu katatonik (catatonic) şizofrenisi olan kişi

katkı maddeleri (food additives) özellikle besin maddelerine katılan monosodium glutamate, gıda boyaları, sodyum nitrit, yoğun fruktoz, tatlandırıcılar, sodyum benzoat, trans yağlar, genetiği değiştirilmiş tahıllar, vb diabet, obezite, ateroskleroz ve kanser etyolojisinde önemli rolleri olan maddeler  

kavern (cavern) solid organlarda (özellikle akciğerlerde) yangı ya da başka nedenlerle meydana gelen yuvarlakça boşluklar

kavernöz sinüs trombozu (thrombosis of sinus ca­vernosus) kafaiçi-çevresi her türlü iltihap, yüzün üst yarısının ve kulak bölümlerinin iltiha­plarının etkisi ile oluşan, yüzün üst yarısında ödem, önemli göz bulgu­larıyla seyreden, septik embolizm ya da tromboembolizm ile sürebilen kafaiçi büyük toplardamarlarının trombozu

Kawasaki sendromu (Kawasaki syndrome; mucocutaneous lymph node syndrome) 5 yaşın altındaki çocuklarda görülen, ağız mukozasında ve deride gelişen eritemli döküntülere eşlik eden ateş, ödem, ödemli ve kırmızı dil papillaları (çilek dil), yer yer hemorajik çatlakların oluştuğu eritemli dudaklar,  bilateral konjunktivit, akut servikal lenfadenopati ile koroner arter yangılarına bağlı anevrizmalar, ekstremitelerde ve genital bölgelerde deri soyulması, asimetrik eklem ağrılarının saptandığı tablo

Kayser-Fleischer halkası (​ Kayser-Fleischer ring) Wilson hastalığında, gözde kornea dış sınırında irisi kuşatan sarımsı-gri-kahverengi boyanma 

kefal hematom (cephalic heamatoma) doğum tüm­seği bölgesinde görülen yoğun kanama; sefalik hematom

kelebek kırığı (butterfly fracture) ana kırık alanı­nın her iki yanında kele­bek kanatları gibi iki ke­mik parçasının bulun­duğu kırık

kelime sağırlığı (word deaf­ness) hasta tarafından seslerin duyulduğu ancak ne anlama geldiklerinin çözümlenemediği, beyin­deki işitme merkezi lez­yonuna bağlı olan durum

 

keloid (keloid)  iyileşen bir yara yerinde aşırı kollagen üretimi nedeniyle oluşan kaşıntılı kitle

kemik iliği embolizmi (bone marrow embolism) kemik kırıklarında/ameli­yatlarında ve orak hücreli anemide görülen, kemik iliği parçacıklarının kan dolaşımına girmesiyle karakterize tablo

kemokin (chemokine) kemotaksisi tetikleyen sitokin; kemotaksis sitokini; dolaşımdaki lökositleri doku zararı olan bölgeye çeken (kemotaksisi uyaran) ve damar dışına çıkan lökositleri bulunduğu bölgeye hareketlendiren (diapedezis), T-lenfositlerin özgünleşmesine, kanser metastazında ve sinir sistemi modülasyonunda etkili olabilen küçük moleküllü proteinler

kemokin reseptörleri (chemokine receptors) hücrelerin yüzeylerinde bulunan, kemokinlere bağlanarak kemotaksis ve hücrelerarası iletişim sağlayan aksesuar protein

 

kemotaksis (chemotaxis) hareket edebilen canlıların tümü (bakteriler, amipler, polimorflar, makrofajlar, sperm, vb) ilgilerini çeken bir kimyasal maddeye doğru gidebildikleri en yüksek hızla ulaşmaya çabalarlar; kemotropizm yörüngesine giren lökositlerin yangı odağına doğru günde ortalama 4-7 mm hızla yürümeleri; hareket edebilen canlıların tümü (bakteriler, amipler, polimorflar, makrofajlar, sperm, vb) beslenmek, kendini korumak ya da üremek gibi amaçlarla ilgilerini çeken bir kimyasal maddeye doğru gidebildikleri en yüksek hızla ulaşmaya çabalaması; kemotropizm yörüngesine giren lökositlerin yangı odağına doğru günde ortalama 4-7 mm hızla yürümeleri

kemotaktik maddeler (chemotaxis stimulating substance) kemotaktik faktörler; yangıya neden olan etkenin kendisinden ve/veya yangıda zarara uğrayan dokulardan ve yangı hücrelerinden açığa çıkan, polimorfları ve makrofajları kendisine çekebilen kimyasal maddeler; nötrofiller için en çekici maddeler C5a, bakteri kökenli maddeler, mitokondriyel ürünler (FMLP gibi küçük moleküllü N-formylated peptidler), arachidonic acid türevi olan LTB4, ekstasellüler matriks yıkım ürünler ile kemokinler; bazofiller, eozinofiller, lenfositler ve monositler için de çekiciliği olan özgün önemlileri PAF, TGF, katyonik proteinler ve limfokinler

kemotaktik maddeler, eozinofil polimorflara (neutrophil chemoattractants) eozinofil polimorflar için kemotaktik maddeler; immun kompleksler (IgE+parazit antijeni), mast hücreleri, bazofiller, eozinofil kemotaktik faktörü, ECF (aktive lenfositler)

kemotaktik maddeler, monositlere ve makrofajlara (neutrophil chemoattractants) monositler ve makrofajlar için kemotaktik maddeler; kompleman sistemi aktivasyonu (C3a veC5a), lökotriyenler (LTB4), interlökinler (IL-8), GM-CSF (Granulocyte-Macrophage Colony-Stimulating Factor), büyüme faktörleri (T-Cell Growth Factor; TGF), bakteri ürünleri, fibronektin parçaları, limfokinler

kemotaktik maddeler, nötrofil polimorflara (neutrophil chemoattractants) nötrofil polimorflar için kemotaktik maddeler; nükleik asid türevleri (parçalanmış bakteri ve nekrotik doku artıkları), fibrinopeptidler (parçalanmış fibrin ürünleri), kompleman sistemi aktivasyonu (C3a, C4a, C5a) lökotriyenler (LTB4), immun kompleksler, kininler (kallikrein-kinin sistemi), GM-CSF (Granulocyte-Macrophage Colony-Stimulating Factor), lizozomal hidrolazlar, bakteri parçalayanlar (lizozim, defensinler), protein artıklarını ortadan kaldıranlar (elastaze, proteazeler; kollagenazeler), asid hidrolazlar, serin proteazeler, myeloperoksidaze (MPO), matriks metalloproteinaze, katepsin, jelatinaze, ürokinaze-tipi plazminojen aktivatörü (u-PA)

kemoterapi (chemotherapy) ilaç tedavisi; kanser hücrelerinin gelişmelerini durdurmak ya da kanser hücrelerini öldürmek amacıyla uygulanan ilaç tedavisi

kemotropizm (chemotropism) etkenden ve etkilenen hücrelerden çıkan bazı maddelerin (kemotaktik faktörler) duyarlı hücreleri (yangıda polimorfları ve monositleri) kendilerine çekmeleri olgusu

keratin belirteçleri (keratin markers; cytokeratin markers) sitokeratin belirteçleri; ağız mukozasının displastik lezyonlardaki hücrelerin içerdiği keratin proteinlerinin dağılımını değerlendirerek diferansiyasyon bozukluklarını incelemekte katkısı olan belirteçler

 

keratinosit (keratinocyt) skuamöz epitelin keratinleşen hücreleri; spinal hücreler

keratinosit büyüme faktörü (keratinocyte growth factor; KGF; FGF-7) fibroblast büyüme faktörü-7; fibroblastik hücrelerin ürettiği, keratinositlere uyarıcı (keratinositlerin migrasyonu, proliferasyonu ve diferansiyasyonu), kanser hücrelerine mitojen etki gösterebilen polipeptid yapısında büyüme faktörü

kernicterus (kernicterus) bilirubin ensefalopatisi; yenidoğanda beyin bazal gangliyonlarına ve serebellumdaki nucleus dentate ile pontin’i sarıya boyayan konjuge olmamış bilirubinin toksik etkisiyle meydana gelen, öldürücü olabilen, yaşayabilenlerde güçlü koreoatetozis ve mental retardasyon gibi sekeller bırakan beyin zararları

kesici alet yarası (incised wound) en az bir yüzü keskin olan bir aletin (ji­let, ustura, bıçak, vb), ke­skin yüzünün deriye sürtülmesi ya da sürülmesiyle oluşan, çizgi şeklinde, dudakları düzenli, çok kanayan, kenarları dar açı yapan, boyu derinliğinden fazla, kayık biçiminde, en derin yeri ortası olan iki kuy­ruklu yara

kesici-batıcı alet yarası (stab wound) sivri ucuyla delen ve keskin yüzü/yüzleri ile dokuları kesen aletlerin oluşturduğu, ya­ranın özelliklerine göre kullanılan aletin niteliklerinin tanımlanabildiği, derinliği aletin boyuna eşit ya da çok yakın olan, dudakları düzenli, bıçağın çıkış yerinde kuy­ruğu bulunabilen, çakı, sustalı, bıçak, makas, süngü, kılıç, vb aletlerin oluşturduğu yara

kesici-ezici alet yarası (tool wound) balta, keser, satır gibi hem ağırlıkları hem de keskin yüzleriyle iş gören, yara dudaklarında ezikler ve ekimozların oluştuğu, altındaki kemik do­kusunda da lezyonların bulunduğu yara

kesik (incision; incisio) keskin yüzlü bir cismin (bıçak, bistüri gibi) basınçla itilmesi ya da sürtül­mesiyle oluşan, sınırları keskin ve düzenli olan ameliyat, kaza, saldırı, intihar gibi nedenlerle oluşan yara

keşif muayenesi (crime scene examination) olay yeri incelemesi;  ölüm ihbarı yapılan olaylarda, kişinin gerçekten ölüp ölmediğini saptamak, olayınn orijinini ve nede­nini araştırmak, ölümde bir kişinin etkisi söz ko­nusu ise bununla ilgili iz­leri ve kanıtları araştırmak ve toplamak, ölünün kimliğini sapta­mak, ölüm zamanının belirlemek amacıyla yapı­lan işlemlerin tümü

keşif paranoyası (explora­tion paranoia) önemli bir aleti ya da bir teoriyi kendisinin bulmuş olduğunu, bu nedenle buluşun kendi adına tes­cili için sürekli olarak re­smi kuruluşlara başvurma, icad ettiği konu ile ilgili sorulara kaçamak ve absürd yanıtlar verme ile karak­terize paranoya

kırık (fracture) kemiklerin direkt bir çarpma, bükülme ve kaldıraç etkisiyle kırılması

kırık, patolojik (fracture) patolojik kırık; spontan kırık; kemiklerin yapısını değiştiren hastalıklarda (osteoporoz, tümör, kist, vb) zayıflamış bir kemiğin kendiliğinden ya da çok hafif bir mekanik zorlanmayla kırılması

kısa namlulu silah (short­ barreled gun) namlu uzunluğu 60 cm’den kısa olan ateşli silah

 

kıskançlık hezeyanları (jaelousy delusions) karısını yakın ve uzak çevresindeki insanlardan aşırı kıskanma ile karak­terize, çevresindeki tanıdık/tanımadık herke­sin kendi aralarında yap­tıkları konuşma ve gülüş­melerden alınarak kendi­si ile alay ettikleri, ken­disinin namussuz olduğunu ima ettikleri yorumunun yapıldığı, paranoid sendromda, al­kolizm ve yaş dönümü psikozlarında saptanan hezeyanlar

kıskançlık paranoyası (jaelousy paranoia) kişinin karısının kendisi­ni aldattığına kesinlikle inanması, çevresindeki tüm olaylar ile düşüncelerinin doğruluğu arasında bağlantılar kura­rak hezeyanlarını beslemesi (örneğin, bir araba komasının karısına işaret vermesi, karısının balko­na kırmızı ya da yeşil renkli çamaşır asmasının aşığına bir mesaj olduğu), tv’deki ya da bir gazete­deki öykünün aslında karısının yaşamı olduğuna inanma gibi), ha­stanın gizli homoseksüel eğilimini, impotansın ya da aşağılık duygularını gösteren hezeyanlarla karakterize, bu nedenle semt/şehir /ülke değiştirme, karısından boşanmak üzere girişim­lerde bulunma ve sonun­da karısını öldürmeye varabilen bulgular içeren tablo

kıymık kırığı (splintered fracture) kıymık parçaları gibi ince ve ke­skin kenarlı kemik parçacıklarının oluştuğu kırık

kızamık (rubeola) etkeni bir paramyxovirus olan, nezle, konjunktivit, lenforetiküler hiperplazi, deri döküntüleri (kulak çevresinden başlayarak aşağı doğru inen), ağızda Koplik lekeleri, lenfoid dokularda Warthin-Finkeldey hücreleri ile ileri olgularda “dev hücreli pnömoni” saptanan infeksiyon hastalığı

kızamık stomatiti (rubeola stomatitis) Koplik lekeleri; bir paramyxovirus olan morbillivirus’ün neden olduğu lenforetiküler hiperplazi ve kırmızı renkli deri döküntüleri ortaya çıktığı infeksiyon hastalığında, ilk bulgu olarak ağız mukozasında Stensen (Stenon) kanalının çevresindeki mukozada ve yanakta veziküllü/ülserli lezyonlar

kızamıkçık (rubella)etkeni rubellavirus olan, kısa sürede iyileşen döküntülere eşlik eden lenfadenomegali ve ateş bulgularının olduğu infeksiyon hastalığı hastalık

Klippel-Feil anomalisi (Klippel-Feil anomaly) servikal vertebralarda boyun kısalığına ve hareketlerinin sınırlanmasına neden olan hipoplazi ve kaynaşma ile trapez kasında yelkensi görünümün saptandığı konjenital anomali

KİBAS  (intracranial hypertension) kafaiçi basınç artması sendromu

kimlik (identity) bir kişinin tanınmasında, tanımlanmasında ve diğer kişilerden ayırdedilmesinde etkin olan özelliklerin bütünü

kimlik, adli (legal identity) nüfus kayıtlarındaki cinsiyet, doğum yeri, doğum yılı, anne, baba ve kardeşlerle ilgili bilgileri içeren, fotoğraflı bir belge (kimlik belgesi, sürücü belgesi, okul belgesi, pasaport, vb) üzerinde gösterilebilen bireysel niteliklerin tümü

 

kimlik, tıbbi (medical identity) boy, vücut ağırlığı, cinsiyet, renk (saç, ten, göz), yüz özelliklerin (kulak, burun, ağız, saç, sakal, kaş, kirpik, vb), ameliyat ya da yanık/yara sikatrisleri, deri lekeleri ve döğmeler, sünnet, kızlık zarı, doğum bulguları, ekstremitelerdeki eksiklikler/fazlalıklar, parmakizleri, kemikler, paranazal sinüsler, dişler (eksik, fazla, protez, renk, dolgu, vb), kan grubu, DNA yapısı gibi bireysel niteliklerin tümü

kinidin zehirlenmesi (quini­din poisoning) kalp has­talıkları tedavisinde kul­lanılan kinidinin kaza ya da intihar amacıyla aşırı miktarda alınmasına bağlı olarak ortaya çıkan, ara­da taşikardilerle seyred­en bradikardi, ekstrasis­toller ve kalp durmasıyla seyreden zehirlenme

kinin sistemi, yangıda (kinin system in inflammation) Hageman faktörünün etkisiyle aktive olan, kemotaksiste ve komplaman sisteminde etkili olan ve prostanoidler, TNF-alfa ve interlökinler gibi sitokinler, nitrik oksid gibi medyatörlerin üretimini kamçılayarak yangısal tepkiyi abartan medyatör sistemi

kinin zehirlenmesi (quinine poisoning) sıtma tedavi­sinde kullanılan kininin bir kerede 5 gramın üzerinde alınmasıyla meydana gelen, sindirim kanalı bozuklukları, hipo­tansiyon, başağrısı, sarı görme, kulak çınlaması ile başlayan, sağırlık, körlük, hemolitik ikter, böbrek yetmezliği bulgu­larıyla gelişen ve solunum durması sonucu ölümle sonlanan tablo

kist (cyst) vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen sıvı ya da gazla dolu patolojik boşluk

kist, gerçek (true cyst) gerçek kist; fibröz kist çeperinin iç yüzünü epitel  dokusunun döşediği kist

kist, yalancı (pseudocyst) yalancı kist; fibröz kist çeperinin iç yüzünü döşeyen epitel  dokusunun bulunmadığı kist

kistik fibrozis (cystic fibrosis; mucoviscidiosis) ekzokrin salgı bezlerinin tümünü etkileyen, özellikle pankreasın ekzokrin komponentindeki etkilenmelere bağlı komplikasyonları ön planda görüldüğü,  salgı bezlerinin duktusları koyulaşan mukus tarafından tıkanması nedeniyle tıkaçların arkasında kalan parenkim içerisinde kistik boşlukların, fibrozis ve atrofinin geliştiği,  bronşlardaki tıkaçların kronik akciğer hastalıklarına, pankreas tıkaçlarının pankreas atrofisine ve yetmezliğine (diabetes mellitus tip III), safra yollarındaki tıkaçların karaciğer sirozuna, bağırsaklardaki koyu mukusun ileuslara, tükürük bezlerinin (özellikle parotis) duktuslarında oluşan tıkaçların atrofiye ve ağız kuruluğuna, bağırsak sorunları nedeniyle A ve K vitaminlerinin eksikliğine bağlı bulguların izlendiği, otosomal resessif geçiş gösteren kalıtsal hastalık

kişilik (personality) günlük yaşamda her bireyin bulunduğu ortama göre değiştirdiği maskeleri vardır. Kişilik, bir bireyin maskesiz olduğu durumlarda çevresi tarafından gözlemlenebilen duygu ve davranış nitelikleridir. Kişilik yapısı bieye özgüdür

 

kişilik bozuklukluğu (personality disorders)  duygu, davranış ve karakter bozuklukları içeren bir tablodur. Saf bir kişilik bozukluğundan çok içiçe geçmiş bulgulardan oluşur. Kişilik bozukluğu aklı hastalığı değildir; çoğu olguda, TCK karşısında normal bireylere uygulanan yaptırımlar vardır

kişilik bozukluğu, antisosyal tip (antisocial personality disorder) antisosyal; acımasız, dik kafalı, sorumsuz, empati yoksunu, toplumsal davranış biçimlerini ve yasaları reddeden, yalancı, saldırganlık, sürekli işdeğiştirmek ya da çalışmadan başkalarının sırtından geçinmek, çevresine gösterdiği zararlı eylmeler için kendine özgü savunma sistemi ileri süren bir yapısı vardır. Psikopatik davranış bozuklukları gösterenlerde benzer bulgular vardır; ancak, psikopatlar yukarıdaki davranış bozukluklarının büyük bölümün normal insanlara özgü davranış maskelerinin arkasına saklanarak gizlerler; antisosyaller acımasız davranışlarını insan seçmeksizin uygularlar, psikopatlar ise bu davranışlarını özellikle seçtikleri bireylere uygularlar

kişilik bozukluğu, bağımlı tip (dependent personality disorder) bağımlı kişilik; her koşula boyun eğen, çocuksu, yetersiz, güçsüz ve kırılgandır; yapacağı işlerde kendisinden güçlü olarak algıladığı insanların onayını bekler

kişilik bozukluğu, depresif tip (depressive personality disorder) depresif kişilik; yılgın, karamsar, kasvetli, kırılgan, düşünceli ve kadercidir; kendisini terk edilmiş ve hor görülen biri olarak algılar

kişilik bozukluğu, histironik tip (histrionic personality disorder) histrionik kişilik; duygularını göstermekte aşırı abartılıdır; sürekli uyaran arayan, teatral, yüzeysel ancak gösterişli ve cinsellikte baştan çıkarıcı, küçük olaylara abartılı tepkiler veren, ilgi odağı olmayı bekleyen, telkinlere yatkın bireylerdir

kişilik bozukluğu, kaçıngan tip (avoidant personality disorder) çekingen kişilik; kaçıngan kişilik; aşırı çekingen, kararsız, sıkılgan, mahcup, kaygılı, huzursuz, reddedilme korkusu içindedir; yetersiz, aşağılık ve ilgi çekici olmadığını düşünür. Çelişkiler içinde yanlız ve boşlukta gibidir, alay konusu olacağı korkusuyla toplumsal aktivitelerden uzaktır; sevildiğini hissettirmeyen kişilerle ilişki kurmaz

kişilik bozukluğu, mazoşist tip (masochistic personality disorder) mazoşist; köle ruhlu, sürekli geri planda kalmaya çabalayan, acı çekmekten mutlu olan, başarız olmak için çabalayn ve başarısız olunca haz duyan, sürekli kendi kusurlarını irdeleyen kişilik yapısı

 

kişilik bozukluğu, narsisistik tip (narcissistic personality disorder) narsisist; kibirli, çevresini umursamaz, empati yoksunudur; küstahtır, kendisini üstün gördüğü için hayranlık duyulmasını özel ilgi gösterilmesini bekler, sürekli kıskanıldığı gibi bir saplantısı vardır

kişilik bozukluğu, negativist tip (negativistic personality disorder) negativist; pesimist; kuşkucu, geçimsiz, renksiz, olumsuzdur; yol gösterenlere direnç gösterir, zıtlaştığı kişilerin işlerini bozar, iş birliğinden kaçınır

kişilik bozukluğu, obsesif kompülsif tip (obsessive-compulsive personality disorder) obsesif kompülsif; işkolik, cimri, kuralcı, katı, sıkıcıdır; kendisini etki ve saygılı, vefalı ve güvenilir biri olarak görür; ayrıntıları sever, ayrıntılar arasında bocalarken yaptığı işleri genellikle bitiremez; kontrollüdür ve çevresindeklileri de kontrol etmeye çabalar

kişilik bozukluğu, paranoid tip (paranoid personality disorder) paranoid; aşırı kuşkulu, kıskanç,  içe kapanık ve tedbirlidir; başkalarının zarar verebileceği korkusuyla önlemler alma çabası gösterir; komplo teorileri üretir ve ürettiği düşüncelerini kanıtlama çabası içindedir; sömürülme ve haksızlıklara uğrama korkusu yaşar; kin tutar ve kırıcı olur; iyi niyetli sözlerden ve davranışlardan kötü anlamlar çıkarır

kişilik bozukluğu, pasif-agresif tip (passive-agressive personality disorder) pasif agresif; görevlerini yapmamak için ertelemek-ihmal-oyalamak gibi pasif direniş gösteren, çevresindekilerce yanlış anlaşıldığını düşünen, somurkan, geçimsiz-kavgacı, iftiracı, küçümseyici, empati yapamayan, otoriteyi sevmeyen, başarılı insanları kıskanan, sorunlarından sıkça yakınan bireylerdir; olumsuz yanlarının çoğunu aile içinde gösteren, toplum içinde maskeli dolaşan, duygu durumlarında çalkantılar olan kişilik yapısı

 

kişilik bozukluğu, sadistik tip (sadistic personality disorder) sadist; sabit fikirli, yıpratıcı, acımasız, dik kafalı, baskıcıdır; anlık öfke patlamaları gösterir, başkalarının gözünü korkutmak ve küçük düşürmekten mutluluk duyar

kişilik bozukluğu, sınırda tip (borderline personality disorder) sınırda kişilik; dengesiz, dışlanmak ve terk edilme korkusu içinde, sevgi ve nefret arasında değişen duygulanım

dalgalanmaları gösteren, kimlik karmaşası içinde, kendisine zarar verebilen, intihara meyilli, paranoid düşünce atakları ile kaygı ve öfke atakları yaşayan kişilik yapısı

kişilik bozukluğu, şizotipal tip (schizotypal personality disorder) şizotipal bozukluk; gerçekle düş dünyası arasında yaşayan dalgın, kuşkucu, büyülere ve sihirlere inanan, altıcı hissi olduğu düşüncesinde, garip fantazileri olan, düşüncelerini aşırı ayrıntılı sözcüklerle aktaran, garip davranışlar sergileyen, asosyal kişilik yapısı

 

kişilik bozukluğu, şizoid tip (schizoid personality disorder) şizoid; soğuk, kayıtsız, mesafeli, yalnız, insan ilişkilerine isteksiz kişilerdir; kendisinin ve çevresindekilerin duygularına ilgisizdir, dürtüleri ve hırsları oldukça siliktir. Ailenin bir bireyi olmakta  ve dost edinmekte zorlanır. Başkalarının övgü ve yergilerine kayıtsızdır.  

kleptomani (kleptomania) çalma eyleminin verdiği aşırı hazza bağlı ol­arak hırsızlığa karşı önlenemeyen  istek ve eylem

 

klor zehirlenmesi (chlorine poisoning) yüzme havuz­larının dezenfeksiyonun­da ve gözyaşı bombası yapımında kullanılan kor gazının solunum yo­luyla alınmasında glottis spazmı, öksürük, kusma, ödem ve siyanoz, yutul­duğunda sindirim ka­nalında tahriş, erozyon ve iilserler, karın ağrısı, taşikardi, dolaşım kollapsı tablosu

 

kloral hidrat zehirlenmesi (chloral hydrate poison­ing) dalgınlık, konfüzyon, şok bulguları ve koma, solunum yet­mezliği, böbrek ve kara­ciğer etkilenmesi gös­teren tablo

 

kloramfenikol zararları (chloramphenicol injury) aplastik anemiye yol açan kırmızı kemik iliği yağlanması, myokardda küçük kanamalar, mantar infeksiyonlarına zemin hazırlama, bebeklerde derinin grileşmesi gibi bulguların saptandığı aşırı kloramfenikol alımına bağlı tablo

klorat zehirlenmesi (chlo­rate poisoning) bulantı, kusma, diyare, siyanoz, toksik nefrit, şok, konvülsiyon, depresyon, koma ve sarılık ile gelişen tablo