L

 

labil (labile) hareketli; dal­galanan; değişken; oynak

labil hücre (labile cell; intermitotic cell) epitel (deri, mukozalar, bezler), kemik iliği hücreleri gibi G0 evreleri kısa olan, yaşam boyunca en küçük bir uyaranla mitoz evresine girerek çoğalabilme yetisi olan hücreler

labilite (labiity) hareketli­lik; psikiyatride duygularda belirlenen ani değişkenlikler

lakaydi (indiffenence) şizofrenlere özgü olan ve duygulanım kaybıyla karakterize bulgu; ilgisiz­lik

lag evresi (lag period) latent dönem; kanserojen etkilerin bir ya da birden fazla hücrede oluşturduğu DNA zararları ile klinikte tanımlanabilen tümör kitlesinin oluşması arasındaki latent dönem

laktasyon (lacta­tion) emzirme; süt verme

laktasyon psikozu (lacta­tion psychosis) lohusalık döneminin sona erme­siyle başlayan ve em­zirme süresince devam edebilen, bipolar bozukluk, şizofreni, histerik ve nörotik belir­tilerle karakterize tablo

laktoferrin (lactoferrin) gözyaşı bezlerinin, bronşlardaki salgı bezlerininin, tükürük bezlerinin ve meme bezlerinin ürettiği (sütte bulunur), nötrofil polimorf granüllerinde de bulunan,  ortamda bulunan demir iyonlarını kendisine bağlayarak bakterilerin yararlanmasını engelleyen, hidroksil iyonlarının oluşumun hızlandırarak oksidatif sisteme yardımcı olan, transferrin ailesinin üyesi olan antimikrobiyal bir glikoprotein

laküner amnezi (lacunary amnesia) bir zaman dili­minin bazı bölümlerinin anımsanamamasıyla karakterize, daha çok beyin kan dolaşımının bozulması ve uzun süreli açlıklarda saptanan bulgu

lamina dura (lamina dura) iki diş arasındaki kemik çıkıntısını örten kompakt kemik dokusunun oluşturduğu çizgi

laminer akım (laminar current) en büyük partiküller olan lökosit­lerin ortada, daha küçük olan eritrositlerin bunların çevresinde, trombositlerin eritrositlerin çevresinde yer aldığı, en dışta ve damar iç yüzünü sürtünerek akan plazmadan oluşan kan akışı düzeni

laminin (laminin) laminin; hücre yüzey reseptörleri ile ECM’i birbirine yapıştıran bazal membranların ana glikoproteini

Langerhans hücreli histiositozis (langerhans cell histiocytosis) idiopatik histiositozis; ortak yönleri Langerhans tipi histiositik hücrelerin proliferasyonu sonucu meydana gelen tümörler olan eozinofil granüloma, Hand-Schüller-Christian hastalığı ve Letterer-Siwe hastalığı olgularının oluşturduğu histiositozis X kompleksi

Langerhans hücresi (Langerhans cell) deride, skuamöz epitel içinde serpilmiş olan, karşılaştıkları antijeni fagosite eder etmez lenf akımıyla bölgesel lenf düğümlerine göç ederek orada olgunlaşan ve bu süreçte antijenle ilgili bilgileri T-lenfositlerine aktaran dendritik hücreler

Langhans dev hücreleri (Langhans giant cell) tüberkülozdaki makrofajların (epiteloid hücreler) birbirleriyle kaynaşması ya da yalnız çekirdeklerinin bölünmesiyle oluşan, çekirdekleri atnalı biçiminde diziliş gösteren dev hücre türü

largaktil zehirlenmesi (chlonpromazine poison­ing) yüz-boyun kas­larında kasılmalar, torti­kollis, diskinezi, yürüme ve konuşma güçlüğü, tremon, pankinsonizm bulguları ile karakterize tablo

laringoskopi (laryngoscopy) larinksin özel araçla (laringoskop) incelenmesi

laserasyon (laceration) yırtık; gerilme etkisiyle ortaya çıkan, doku kaybının az, yara dudaklarının düz ancak düzensiz olduğu kesiler

lateral periodontal kisti (lateral periodontal cyst) diş kökleri çevresinde, sement yüzeyi ile alveol kemiği arasında gelişen, odontogen epitel artıklarından kökenli kist

leiomyom (leiomyoma) leiomyoma; düz kas hücrelerinden oluşan iyi huylu tümör

leiomyosarkom (leiomyosarcoma) leiomyosarkoma; düz kas hücrelerini taklit etmeye çalışan hücrelerden oluşan kanser

lenfadenit (lymphadenitis) lenf düğümü yangısı

lenfadenit, dermatopatik (dermatopathic lymphadenitis) dermatopatik lenfadenit; kaşıntılı deri hastalıklarında bölgesel lenf düğümlerinde görülen büyüme

lenfadenopati (lymphadenopathy) lenf düğümlerinin lenforetiküler sistemi etkileyen uyaranlara karşı gösterdiği tepki nedeniyle büyümesi

lenfadenopati, immun (immune lymphadenopathy) immun lenfadenopati; reaktif lenfadenopati; reaktif hiperplazi; bakteri infeksiyonları (pyojen bakteriler, Bartonella henselae, tularemi, sifilis, mikobakteri), virüs infeksiyonları (EBV, HIV, CMV, HBV), aşılar (virüs aşıları), mantar infeksiyonları (histoplasmosis, coccidioidomycosis), parazitler (toxoplasmosis, leishmaniasis), otoimmun hastalıklar (SLE, RA), ilaçlara karşı aşırıduyarlılık tepkileri ve tümör antijenleri olgularında görülen, bağışıklık sisteminin tepkileri nedeniyle oluşan lenfadenopati

lenfadenopati, immun olmayan (non-immune lymphadenopathy) lenfomalar, lösemiler, ilaçlar ve kimyasal maddeler, lenfanjiyografi, deri hastalıkları, depo hastalıkları, kanser metastazlarının etkisiyle oluşan, bağışıklık sisteminin uyarılmadığı lenfadenopati

lenfadenopati, sistemik (generalized lymphadenopathy) infeksiyon hastalıkları (virüs, mantar), otoimmun hastalıkla, depo hastalıkları ve kanser gibi nedenlerle organizmadaki lenf düğümlerinin büyük bölümünde saptanan büyüme

lenfadenopati, yerel (local lymphadenopathy) sınırlı bir alandaki lenf düğümlerinin yerel infeksiyonlar, aşı tepkisi, tümör antijenleri ve metastazlar gibi nedenle büyümesi

lenfangiogenezis, tümörde (tumor lymphangiogenesis) tümörün periferik alanlarında saptanan VEGF-C (vascular endothelium growth factor) etkisiyle tetiklenen ve  kanser hücrelerinin lenfojen yayılmasını kolaylaştıran lenf damarları proliferasyonu

lenfangiom (lymphangioma) lenfanjiyom; lenfangioma; lenf damarlarından kökenli, gerçek bir tümörden çok gelişim kusuru olarak değerlendirilen, çoğu kez konjenital olduğu saptanan kitle

lenfangiom, kavernöz (cavernous lymphangioma) kavernöz lenfangioma; büyük bölümü konjenital, ağız boşluğunda ve deride görülebilen, yumuşak sünger izlenimi veren bir kitle oluşturan, büyükçe oluşumlarda lenfoid dokudan zengin kesimlerin bulunduğu kitle

lenfanjiyografi (lymphangiography) lenf damarları içine radyopak madde verilerek kanserlerin lenf düğümü metastazlarını, lenf akımının kesildiği ve yön değiştirdiği yerlerden metastazın dağılımı incelemek için kullanılan inceleme tekniği

lenfoepitelyal kist (lymphoepithelial cyst) HIV/AIDS kistik tükürük bezi hastalığı; HIV/AIDS hastalarında lenfoid hiperplazi ya da lenfoepitelyal kistik oluşumlar nedeniyle oluşabilen iki ya da tek taraflı parotis büyümesi

lenfoid sistem, bağırsaklar (gut associated lymphoid tissue; GALT) ince bağırsakların Peyer plakları ve apendiks, kolon ve rektum mukozası boyunca diziler yapan lenf folikülleri, mezenter ve lenf düğümlerinden oluşan sistem

lenfoid sistem, bronşlar (bronchus-associated lymphoid tissue; BALT) peribronşiyal ve mediasten lenf düğümleri ve/veyabronş mukozasında lenf düğümlerini andırır biçimde germinatif merkezler içeren lenf folikülleri ve sinüslerden oluşan lenfoid dokular

lenfoid sistem, mukozalar (mucosa-associated lymphoid tissue; MALT) mukozalarda (bağırsak, bronş, nazofarinks) ve salgı bezlerinde (meme, tükürük bezleri, genital sistem)  lenf düğümleri ve/veya lenf düğümlerini andırır biçimde germinatif merkezler içeren lenf folikülleri ve sinüslerden oluşan lenfoid dokular

lenfoid sistem, nazofarinks (nasopharinx-associated lymphoid tissue; NALT) orofarinks ve nazofarinksteki  lingual ve palatal tonsiller ile adenoidlerin oluşturduğu lenfoid kümeler

lenfoma (lymphoma) limfoma; Hodgkin lenfoması ve non- Hodgkin lenfoması olmak üzere 2 tipi olan lenfoid doku kanseri

lenfoma, Burkitt  (Burkitt ‘s lymphoma) Burkitt lenfoması; daha çok Afrikanın sıtma kuşağında (Ekvator çevresi ve Doğu Afrika) yaşayan çocuklarda ve endemik olarak görülen (Afrika tipi Burkitt lenfoması), etyolojisinde Epstein-Barr virüsü (EBV) önemli yer tuttuğu, çene kemiklerinin yanı sıra batın organları tümörleri de bulunabilen,  Afrika tipinde her iki çenede, bilateral tümör oluşan, Afrika-dışı ülkelerde saptanan olgularda çene tümörlerinden çok batın tümörlerine rastlanan, aşırı kemik yıkımı nedeniyle yüzen dişler saptanan, yüz asimetrisi ve ağız içi kitlelerinin belirgin olduğu  lenfoid sistem kanseri

lenfoma, ekstranodal non-Hodgkin (extranodal non-Hodgkin’s lymphoma; HL) ekstranodal non-Hodgkin lenfoma; HIV infeksiyonunun yaygınlaşmasıyla birlikte görülme sıklığı da artan, lenf düğümlerinin dışında (genellikle Waldeyer halkası, mide, deri, kemik iliği, terminal ileum, parotis, ağız boşluğu) oluşan, ağız boşluğu tümörlerinin dil kökünde ve sert damağın arka bölümlerinde, yanak-dil mukozasında, dişetlerinde yerleşebildiği, ağız mukozasında kırmızı-mor renkli, yumuşak ve ağrısız bir kitle oluşturan, dişeti tümörlernini gingival hiperplazi izlenimi verdiği, parotis ve yanak yerleşimi gösteren olgularda n.facialis paralizisinin gelişebildiği, dişeti ve sert damak mukozası yerleşimi gösteren olgularda kemik dokusu infiltrasyonuna bağlı lamina durada silikleşme, yüzen dişler izlenen, Burkitt lenfoması, deri lenfoması,” lymphotropic virus type (HTLV-1)” kökenli erişkin T-lenfosit lenfoması, “mantle cell” lenfoma, MALT (mucosa-associated lymphoid tissue) lenfoması, lenfoblastik lenfoma, foliküler lenfoma, büyük B-hücreli lenfoma gibi tipieri saptanan lenfoid sistem kanserleri

lenfoma, Hodgkin (Hodgkin’s lymphoma; HL) Hodgkin lenfoması; etyolojisinde Epstein-Barr virüsünün (EBV) etkinliği gösterilen, klinikopatolojik niteliklerine göre farklı tipleri bulunan, mikroskopisindeki en tipik bulgunun sternberg dev hücreleri olan, ender görülen çene kemikleri yerleşiminde altçenede patolojik kırık ve buna eklenmiş osteomyelit bulguları saptanan, tedavisi sırasında Herpes virüs infeksiyonu ve Candida stomatitlerinin gelişebildiği lenf düğümüleri kanseri

lenfoma, non-Hodgkin (non-Hodgkin’s lymphoma; HL) non-Hodgkin lenfoma; etyolojisinde virüsler (EBV, HTLV1, KSHV, HCV), kromozomal translokasyonlar, onkoterapi, kimyasal maddeler (tarım ilaçları, saç boyaları, eriticiler, vb), otoimmun hastalıklar (Sjögren hastalığı, Hashimoto hastalığı) gibi faktörlerin etkisi saptanan, T veya B lenfositlerinin monoklonal proliferasyonlarıyla ortaya çıkan, en önemli komplikasyonları kemik iliği infiltrasyonuna bağlı anemi, nötropeni ve trombositopeni olan, ağız mukozasınde soluk, atrofik glossit, nötropeni saptanan olgularda gingivitisler ve Candida infeksiyonu, trombositopeninin eklendiği olgularda spontan dişeti kanamaları belirlenen lenf düğümüleri kanseri

lenfomatoid papülozis (lymphomatoid papulosis) deride görülen, kendiliğinden iyileşen ancak değişik zamanlarda yineleyen papüler döküntülerle karakterize, iyileşen lezyonların sikatris bıraktığı, dilde de görülebilen papüllerin saptandığı tablo​

lenfoproliferatif hastalık (lymphoproliferative disorder) çoğu kez  bağışıklık sistemi baskılanmış olan ya da otoimmun hastalığı olan bireylerde görülen, aşırı lenfosit üretimine bağlı monoklonal lenfositoz, lenfadenopati ve kemik iliği etkilenmesi bulgularını içeren hastalık grubu

lenfosit (lymphocyte) kemik iliğindeki lenfoid kök hücrelerden kökenli, T-lenfosit, B-lenfosit ve NK-lenfosit olmak üzere 3 tipi bulunan, özellikle adaptif bağışıklık sisteminin ve kanser immünolojisinin temel bileşeni olan, kandaki lökositlerin ortalama %30’unu oluşturan akyuvar türü

lenfosit, sitotoksik (cytotoxic T-cell; CT) sitotoksik T lenfositi;  yüzeyinde yabancı antijen algıladıkları hücrelere yapışarak “perforin” adı verilen membran delici bir molekül salgılarlayan, delinen hücrenin içine proteaze niteliğindeki granzyme B moleküllerini yollayan ve  caspase enzimini aktifleştirerek apoptozisi tetikleyen akyuvar 

lenfositopeni (lymphocytopenia) lenfosit sayısının azlığı

lenfositoz (lymphocytosis) lenfosit sayısında neoplastik olmayan artış

lenfotoksin (Lymphotoxin; LT) limfotoksin; “tumor necrosis factor (TNF)” ailesi sitokinlerinden olan, lenfoid sistemdeki lenf düğümleri ile Peyer plaklarının gelişmesinin ve çalışmasının denetlenmesinde, yangısal tepkilerde ve otoimmunitede önemli etkileri olan antiviral bir sitokin

lenfödem (lymphedema) lenf yollarının daralması ya da tıkanması oluşan ödem

lenfödem, edinsel (acquired lymphedema) inaktivite, lenf yolları yangıları, kanser hücrelerinin lenf yollarını tıkaması, radyoterapi ya da ameliyatlar sırasında lenf yollarının zarar görmesi gibi nedenlerle ortaya çıkan lenfödem

lenfödem, konjenital (congenital lymphedema) konjenital lenfödem; basit tipinde bacaklarda  çocuklukta başlayan ve yaşam boyu süren ödem vardır; herediter tipi aileseldir, otosomal dominant geçiş gösterir (Milroy hastalığı)

lentigo maligna (lentigo maligna) deride alacalı pigment içeren bir makül olarak başlayan, çevresine doğru ışınsal biçimde genişleyerek birkaç cm'lik alana yayılan, epitel bazal membranını aşmayan (in situ) atipik melanositik hücrelerden oluşan, genellikle 50 yaş üzerindeki hastalarda ortaya çıkan ve etyolojisinde ultraviolenin etkisi oldukça önemli olan kahverengi deri lekeleri

leprotik stomatit (leprotic stomatitis) Mycobacterium leprae’nin neden olduğu cüzzam hastalığında burun boşluğunda kolonileşen basillerin etkisiyle burun kıkırdağı destrüksiyonu, üstçene kesici dişlerde pembeleşme ve zamanla bu dişlerin kaybı ile hastalığa özgü granülomları içeren stomatit

letal doz (lethal dose) öldürücü doz; fatal doz

letarji (lethangy) aşırı dalgınlık veya stupor; indiferans durumu

Letterer-Siwe hastalığı (Letterer-Siwe disease) kemiklerde, deride ve çeşitli organlarda Langerhans histiositlerinden oluşan proliferatif lezyonların ve infiltrasyonların olduğu, dişetlerini de etkileyen, ağız mukozasında ülserler, hiperkeratoz alanları ve histiositik hücrelerden oluşan nodüller görülebildiği, klinikte sitokin fırtınası olarak nitelenen atakların saptandığı, prognozu kötü olan hastalık

libidinal (libidinal) erotik; libido ilgili;libido nite­liğinde

libido (libido) cinsel istek

lichen planus, atrofik (atrophic lichen planus) atrofik liken planus; ağızda yapışık dişetinde sık görülen, Wickham çizgileri ile güçlü mukoza atrofisinin neden olduğu eritemli alanlar içeren, ağız yanması yakınmalarına neden olan liken türü

lichen planus, büllöz (bullous lichen planus) büllöz lichen planus; yanak mukozasının arka kesimlerinde görece sık saptanan, kısa sürede açılarak erozyonlara dönüşen veziküller ve büller içerdiği için erozif liken planus’a benzeyen liken

lichen planus, erozif (erosive lichen planus) erozif lichen planus; ülserli  lichen planus; retiküler, plaksı ya da atrofik lezyonlar içeren lezyonlara erozyonun da eklendiği, çevreleri eritemli ve Wickham çizgileri içeren liken türü

lichen planus, papüler (papular lichen planus) daha çok deride görülen, yüzeyen dışa kırmızımsı-mor tümseklerin oluştuğu, Wickham çizgileri içeren liken türü

lichen planus, plak tipi (plaque type of lichen planus) plak tipi lichen planus; daha çok dil ve yanak mukozasında saptanan, klinikte lökoplakiyi anımsatan beyaz plaklar yapan, multipl, yüzeyden dışa hafifçe kabarıklık oluşturan geniş plaklar içeren liken planus türü

lichen planus, retiküler (reticular lichen planus) retiküler tip lichen planus; ağız mukozasında (yanak) sık görülen, mukozada birbirleriyle dantel örgüsünü anımsatır biçimde bağlantıları bulunan beyazımsı çizgilenmeler (Wickham çizgileri) saptanan simetrik liken lezyonları

ligand (ligand) farklı bir biyomoleküle bağlanarak yeni bir kompleks oluşturabilen bileşik

lignöz gingivitis (ligneous gingivitis) tip 1 plazminojen eksikliği olan hastalarda amiloidi anımsatan fibrinsi bir maddenin (amiloide benzer madde) dişetlerine birikerek nodüler kitleler yaptığı, oldukça yıkıcı bir periodontitis tablosuyla sonlanan, dişetlerinden başka konjunktiva, solunum sistemi ve kulak dokularının da etkilenebildiği tablo

liken (lichen planus) nedeni bilinmeyen ancak otoimmun kökenli olduğu varsayılan, deriyi ve mukozaları etkileyen, olguların çoğunda HPV(18 ve 16), ¼’ünde EBV varlığının saptandığı, orta yaşlarda sık olarak görülen olguların bir bölümünde ekzojen (ilaçlar, metaller, travma, canlı etkenler), bazılarında endojen (diabet, hipertansiyon) faktörlerin tetikleyici rolleri olabileceği ileri sürülen, hepatit C infeksiyonu ve kronik karaciğer hastaları ile graft-versus-host tablosundaki hastalarda gelişebilen, klinikte örümcek ağı gibi görülen retiküler lezyonlar, plak oluşturanlar, papül içeren, atrofik çizgilenmeler, erozyonlar ve büller saptanan tipleri olan lezyonlar

likenoid reaksiyon (lichenoid reactions) non-steroid antinflamatuvar ilaçlar (NSAID), asetil kolin esteraz (ACE) inhibitörleri, beta blokerler, metildopa, lityum, allopurinol, klorpropamid, tiazidler, vb ilaçların ile amalgam dolguların ve bazı metallerin neden olduğu, klinik nitelikleriyle lichen planus'u anımsatan, etkenin giderilmesiyle birlikte kaybolabilen lezyonlar

Lilliputian halüsinasyonu (Lilliputian hallucination) cisimleri olduklarından küçük görmek

limfokin (lymphokine) lenfokin; lenfositlerce üretilmiş olan sitokin

lineer kırık (linear fracture) uzun bir kemiğin uzun ekseni boyunca izlenen kırık

lityum zehirlenmesi (lithi­um poisoning) bulantı, kusma, diyare, tremor, dalgınlık, diabetes insipidus ve böbrek yetmezliği ta­blosu yapan zehirlenme

lipofaj (lipophage) lipidleri fagosite ederek “köpüklü” görünüm almış olan makrofaj

lipofuscin (lipofuscin) yıpranma pigmenti; hücre membranlarındaki lipidlerin ve proteinlerin serbest radikallerin oksidatif etkisiyle oluşan, suda erimeyen, fagositlerin enzimatik aktivitelerine karşı dirençli, yaşlıların karaciğer ve kalp kası hücrelerinde görece sık karşılaşılan sarımsı-kahverengi lipopigment pigment 

lipokrom pigment (lipochrome pigment; carotenoid) havuç, pancar, domates gibi bitkilerden alınan ve yağ dokusuna sarı rengi veren pigmentler

lipom (lipoma) olgun yağ dokusuna diferansiye olan mezenkimal hücrelerden oluşan, çene-yüz bölgesinde oluşanların çoğunluğunun tükürük bezlerinin çevresinde ve yanak mukozasında saptandığı tümör

lipom, fusiform hücreli (spindle cell lipoma) fusiform mezenkimal hücrelerden zengin fibroma

lipom, kondroid (chondroid lipoma) kıkırdak dokusunu anımsatan alanlar içeren lipom

lipom, miksoid (myxoid lipoma) gevşek bir ara maddeden zengin alanlar içeren lipom

 

liposarkom (liposarcoma) liposarkoma;  olgun yağ dokusuna diferansiye olma eğilimi gösteren atipik mezenkimal hücrelerden oluşan sarkom

lisensefali (lissencephaly) lissensefali; engebesiz beyin; beyin yüzeyindeki sulkusların ve girusların silik oluşu

litik (lytic) eritici

lizis (lysis) erime

lizozim (lysozyme) submukozal bezlerin salgılayabildiği, nötrofil polimorflarda ve makrofajlarda intrasitoplazmik moleküller olarak bulunan, antimikrobiyal polipeptidlerle sinerjik olarak çalışan, bakterilerin hücre duvarlarını eritebilen bir katyonik protein türü

lizozomal hidrolaz (lysosomal hydrolase; acidic hydrolase) genellikle nötrofil polimorfların sitoplazma granüllerinde bulunan granüllerin içeriğindeki çekirdek, sitoplazma, fosfolipid, sülfat, fosfat, vb biyolojik nitelikli bileşenleri eritebilen, grasm pozitif bakterilerin memranlarını parçalayabilen asid yapısındaki kimyasal ürün ailesi

lobüler karsinom, tükürük bezi (lobular carcinoma) tükürük bezi lobüler karsinomu; çoğu damak mukozasındaki küçük tükürük bezlerinden kökenli, yavaş büyüyen, katı ve nodüler bir kitle yapan,  myoepitel ve duktus epitel hücrelerinden kökenli tümör hücrelerinin oluşturduğu lobulusların saptandığı, sinir kılıfı invazyonu yapabilen tükürük bezi kanseri

logore (logorrhea) birbi­riyle ilgisi olmayan ancak herbirinin belirli bin an­lamı olan cümlelenin ar­darda kullanılması ile ka­rakterize, mani sırasında sık görülen yüklü, hızlı ve baskılı, aşırı konuşkanlık durumu; fi­kir kaçışı; fuite des idees

Löfgren sendromu (Lofgren syndrome) akut sarkoidozun erken evresinde erythema nodosum, bilek eklemlerinde artrit bulguları ve mediastinal lenfadenopati bulguları saptanan sendrom

lohusalık psikozu ( post­natal psychosis; postpar­tum psychosis) doğumdan sonraki ilk 40 gün içerisinde ortaya çıkan, şiddetli bir mani nöbetiyle başlayan, ağın bir melankoli tablosuyla devam eden, agresyon, eksitasyon, anksiete, de­presyon, halüsinasyon­larla karakterize, çocu­ğunu öldürme ya da inti­har olaylarının meydana gelebildiği psikiyatrik ta­blo

lökoödem (leukoedema) daha çok ağız hijyeni kötü olan hastaların yanak mukozasında görülen, grimsi-beyaz renkli diffuz plaklar

lökopeni (leukopenia) lökosit sayısında azalma; ilaçların, çevre kirliliğinin, infeksiyonların (bakteri, virüs), radyasyonun, kemoterapi uygulamalarının, bağışıklık sistemideki oluşum yetersizliklerinin neden olduğu akyuvarlardaki nicelik azalması

lökoplaki (leukoplakia) bulunduğu yere sıkıca yapışık, ağız tabanı, yanak mukozası, dudak kommisuraları, alveol kretleri, dil, yanak ve dudak oluklarında ortaya çıkan, hiperkeratoz nedeniyle mat beyaz-sarımsı renkte, sınırları düzenli, yüzeyden dışa hafif kabarıklık oluşturan, üzeri engebeli, bazılarında çatlaklar bulunabilen, kanserleşme eğilimi gösterebilen, verrüköz ya da nodüler alanlar içerebilen plaklar oluşturan prekanseröz lezyon

lökositli yangı (suppurative inflammation; purulent inflammation) irinli yangı; irinli iltihap; süpüratif yangı; pürülan yangı; damarlardan nötrofil polimorfların çıktığı, polimorflardan kökenli proteaze türü enzimler nedeniyle doku erimelerinin (abse) saptandığı, genellikle pyojen bakterilerin neden olduğu yangı türü    

lökositoz (leukocytosis) lökosit sayısı artışı; lökosit sayısında infeksiyonların (bakteri, virüs, parazit), allerjik tepkilerin, ilaçların ve bazı kanserlerin neden olduğu neoplastik olmayan artış

lösemi (leukemia) kemik iliğindeki hematopoietik hücrelerin kanseri; ataksi-telengiektazi, Down sendromu, Bloom sendromu, Fanconi anemisinin yanı sıra bazı kimyasal maddelerin (tarım ilaçları, benzen, etilen oksid), iyonlaştırıcı radyasyonun (atom bombası, radyoterapi) ve bazı virüslerin (HTLV) gibi genetik ve çevresel faktörlerin neden olabildiği, bağışıklık sistemi ve koagülasyon bozukluklarına bağlı komplikasyonların önem kazandığı, kanser niteliği taşıyan beyaz seri hücrelerinin kemik iliğinde çoğalması ve/veya kan dolaşımına dökülmesi olgusu

lösemi inhibitör faktörü (leukemia inhibitory factor, LIF) çok sayıda farklı hücrenin üretebildiği, kemik iliğindeki kök hücrelerin çoğalmasını tetikleyen, IL-3 i,le birlikte trombosit işlevlerini güçlendiren, karaciğerin akut faz protein üretimini uyaran, kemik rezorpsiyonunu ve yağ dokusu kaybını hızlandıran interlökin-6 ailesinden bir sitokin

lösemi, akut (acute leukemia) akut lösemi; akut lenfoid (lenfoblastik) lösemi (ALL) ve akut myeloid (myeloblastik) lösemi (AML) gibi önemli iki türü olan, kemik iliğinde çoğalan kötü diferansiye kanser hücrelerinin kan dolaşımına boşaldığı, ileri düzeylerde agresif, mortalitesi yüksek lösemi türü

lösemi, akut (acute leukemia) akut lösemi; akut lenfoid lösemi (ALL) ve akut myeloid lösemi (AML)gibi önemli iki türü olan, kemik iliğinde yoğun olarak saptanan lösemik hücrelerin kan dolaşımına döküldüğü,  daha çok çocuklarda görülen lösemi türü

 

lösemi, klinik bulgular (signs and symptoms of leukemia) pansitopeni (anemi, nötropeni, trombositopeni), kemik ağrıları (ilik ekspansiyonu, periost infiltrasyonu), organ infiltrasyonları  (beyin, mediasten), lenfadenopati, kanamalar (serebral, GİS, deri, dişetleri), yineleyen infeksiyonlar (solunum sistemi), kemik iliği transplantasyonu komplikasyonları (graft-versus-host hastalığı)

 

lösemi, kronik (chronic leukemia) kronik lösemi; daha çok erişkinlerde görülen lösemi türü

lösemi, kronik (chronic leukemia) kronik lösemi; kronik lenfoid lösemi (CLL) ve kronik myeloid lösemi (CML)gibi önemli iki türü olan, kemik iliğinde az ya da çok olgun lösemik hücrelerin saptandığı, lösemik hücrelerin kan dolaşımına dökülmediği, yıllarca stabil kalabilen, daha çok erişkinlerde görülen lösemi türü

lösemi, lenfositik (lymphocytic leukemia) lenfositik lösemi; lenfoid lösemi; kemik iliği lenfositik seri hücrelerinin kanseri

lösemi, myelositik (myeolcytic leukemia) myelositik lösemi; myeloid lösemi; monositer lösemi; kemik iliği myeolositik seri hücrelerinin kanseri

lösemi, oral bulgular (oral manifestations of leukemia) bakteriyel gingivitisler, ağız mukozasında zımbayla delinmiş gibi ülserler, damağa perfore mucormycosis, herpes virüs infeksiyonlarına bağlı erozyonlar ve Candidiasis infeksiyonları gibi çoğu nötropeni kökenli lezyonlar ile dişetlerinde lösemik infiltrasyona bağlı hiperplazi ve önlenemeyen spontan kanamalar, sert damağın arka bölümü ile yumuşak damakta peteşiyal ve purpurik kanamalar

Ludwig anjini (Ludwig’s angina) ağız tabanı flegmonu; ağız tabanında dilin hemen altında saptanan, periapikal abse kökenli flegmonlu yangı

lupus, diskoid (discoid lupus) diskoid lupus; yüz derisi ile saçlı deride eritemli ve depigmante alanların belirdiği, ANA pozitif olan, yalnızca deriyi etkileyen lupus türü

lupus eritematozus, sistemik (systemic lupus erythematosus; SLE) sistemik lupus eritematozus; tüm hücrelerin çekirdek yapılarında bulunan nükleik asidler ve nükleoproteinler gibi nükleer antijenlere karşı oluşan otoantikorların (ANA) yol açtığı, organizmanın tümünü etkileyebilen (özellikle deri, eklemler, böbrekler ve seröz zarlar), genellikle Tip III ve II aşırıduyarlılık reaksiyonlarına neden olan otoimmun hastalık

 

lupus, ilaç kökenli (drug-induced lupus) ilaçların neden olduğu lupus; aritmi tedavisinde kullanılan procainamide, hipertansiyon tedavisinde kullanılan hydralazine ile tüberküloz tedavisinde kullanılan isoniazid gibi ilaçların neden olduğu,  SLE’da benzer bulgularla (ANA, ateş, artrit, seröz zarların etkilenmesi) karakterize,  kullanılan ilacın kesilmesiyle birlikte bulguların tümüyle silindiği tablo

lupus nefriti (lupus nephritis) SLE hastalarının ¾ ‘ünde görülebilen, böbreklere biriken immun komplekslerin ve komplemanın neden olduğu, koyu renkli (hematüri) ve köpüklü (proteinüri) idrar ile hipertansiyon bulgularıyla beliren böbrek hastalığı

lupus, oral (oral lupus) sistemik lupus eritematozus’da deri lezyonlarının benzerlerinin yanı sıra ağız mukozasında (dişeti, damak, yanak, dil ve dudak mukozası) vezikülobülloz lezyonlar ve erozyonlardan oluşan bulgular; diskoid  lupus eritematozus olgularında yanak ve dudak mukozası ile dişetlerinde eritemli plaklar ya da erozyonlardan oluşan lezyonları ile bunların periferisinde annüler yapıda ışınsal hiperkeratoz ya da likenoid nitelikte yapıları içeren bulgular

lupus, subakut deri (subacute cutaneous lupus) subakut deri lupusu; vücut derisinde UV ışınlarıyla tetiklenen, kendiliğinden iyileşen  lezyonların ortaya çıktığı bir tablo

lüksasyon (luxation; luxa­tio) çıkık; eklem yapan iki kemiğin arasındaki doğal bağlantının bozul­ması; dislokasyon

Lyell sendromu (Lyell syndrome) Lyell tipi toksik epidermal nekrolizis; ilaçlar ile stafilokok ve HIV infeksiyonlarında belirebilen, deride ve mukozalarda veziküller, epitel örtüsü sıyrılmaları, bazıları hemorajik bir örtüyle kaplı erozyonların izlendiği, dişetlerinde ağrılı erozyonların oluştuğu tablo

lymphangioma circumscriptum (lymphangioma circumscriptum) vücudun alt bölümü derisindeki lenfatiklerin genişlemesi nedeniyle vezikül ya da bül izlemini veren, konjenital olabilen kitle