M

 

M-CSF (macrophage colony-stimulating factor) osteoblastik hücreler ve osteositler tarafından üretilen, kemik iliğinde monosit üretimi, makrofajlar ve dendritik hücreler gibi mononükleer fagositlerin çoğalması ve işlevlerinin aktivasyonu, osteoklastik hücrelerin migrasyonu gibi işlevleri olan sitokin

madde bağımlılığı (sub­stance dependence) al­kol, amfetamin, eroin, es­rar, kokain, sempatikomimetikler, halusinojen­ler, nikotin, uçucular, opium alkaloid­leri, fensiklidinler, sedati­fler, hipnotikler ve anksiolitikler gibi droglara olan bağımlılık; madde iptilası

major basic protein (MBP) eozinofil polimorfların sitoplazma granüllerinde depolanan, bağırsak parazitlerine sitotoksik etkili, alerjik ve yangısal tepkilerde etkisi olabilen katyonik bir protein

majör depressif episod (major depressive epi­sode) olaylara ilginin azaldığı ve aktivitelerden keyif alınmadığı, apati, uyku düzensizlikleri, kiloda değişmeler, psikomotor ajitasyon ve retar­dasyon, düşünce akışın­da ve konsantrasyonda yavaşlama, enerji kaybı ve yorgunluk, kötülük duygusu, kendisine yönelik suçlamalar, ölüm ve intihar düşünceleriyle karakterize, ataklar ha­linde seyreden psikiyatrik tablo

majör histokompatibilite kompleksi (major histocompatibility complex; MHC) bağışıklık sistemine yabancı antijenlerin T lenfositlerindeki reseptörlerce tanımasında aracılık yapan, edinsel immunite işlevlerinin gerçekleşmesinde, sıvısal (humoral) bağışıklık yanıtların kontrolü ile hücrelerarası iletişimin ve etkileşimin sağlanmasında etkili, transplantasyonlarda ret mekanizması tetikleyen, hücrelerin yüzeyinde bulunan membran proteinleri

majör histokompatibilite kompleksi-I (major histocompatibility complex I; MHC I) tüm hücrelerin yüzeylerinde bulunan, yangısal tepkilerin uyarılması ile greft girişimlerinden sonra belirebilen doku reddinde ve virüsle infekte hücrelerin parçalanmasında T-lenfositlerini aktive eden molekül grubu

majör histokompatibilite kompleksi-II (major histocompatibility complex II) MHC II molekülleri; monosit/makrofaj ve dendritik hücreler, B-lenfositler, aktif T-lenfositler, endotel ve fibroblast ve spermatozoa yüzeylerinde bulunan, antijen sunan hücreler ile etkileşimde olan, T-lenfositlerinin ortamdaki antijeni algılamasını kolaylaştıran molekül grubu

majör histokompatibilite kompleksi-III (major histocompatibility complex III; MHC III) kompleman sistemini kapsayan protein molekülleri

makrofaj (macrophage) bir bölümü dokuların yerleşik hücreleri olan, bir bölümü ise kandan gelen monositlerden kökenli, fagositoz yapabilen (özellikle opsonizasyonla işaretlenmiş hedefleri kolayca yok eden), sitokinleri üreterek immun tepkileri kamçılayan, özgün molekülleri (antibakteriyel-antiviral-antitümör maddeler, pıhtılaşma faktörlerinin bazıları, damar ve kollagen büyüme faktörleri, vd) sentezleyebilen, sistemik tepkilerin oluşmasını (akut faz reaksiyonu, ateş, kaşeksi) uyarabilen, lenfositlerin davranışları ile endotel hücre proliferasyonunu ve fibroblastik aktivitenin düzeyini yönlendirebilen, öteki lökositlere oranla daha irice, mikroglia, Kupffer hücreleri, Langerhans hücreleri gibi bölünerek çoğalan hücreler

makrofaj aktivasyon faktörü (macrophage-activating factor) T-lenfositlerin ürettiği, makrofajları aktive eden bir limfokin

makrofaj, doku (tissue macrophage) yerleşik makrofajlar; doku makrofajları; sinir sistemindeki mikroglialar, karaciğerdeki Kupffer hüc­releri, akciğer alveol hücreleri, osteoklastik hücreler, dalak ve lenf bezlerindeki sinuzoidleri döşeyen hücreler

makrosefali (macrocephaly) kafatasının normalden büyük olması

maksillofasiyal (maxillofacial) çeneleri de kapsayan yüz bileşenlerini birlikte ilgilendiren

 

maksillofasiyal cerrahi (maxillofacial surgery) diş-çene-yüz bölgesi cerrahisi

maksillofasiyal patoloji (maxillofacial pathology) çene-yüz bölgesi hastalıkları ve bunları inceleyen bilim dalı

maksillofasiyal yarıklar (maxillofacial clefts) çene-yüz bölgesinin oluşmaya başladığı 4.-6. haftalar beliren aksaklıklar nedeniyle aynı düzlem üzerinde karşılıklı ilerleyerek birbirleriyle kaynaşması gereken farengeal ark bileşenlerinin buluşamaması nedeniyle ortaya çıkan, burun-dudak-yanak-göz kapağı-çene yarıkları gibi orta çizgi üzerinde ya da lateral yerleşim gösteren çene ve yüz bileşenleri arasındaki oluşan yarıklar

Malassez epitel artıkları (rest of Malassez) Hertwig kök kınını oluşturan epitel hücrelerinin yetersiz apoptozisi nedeniyle periodonsiyumda kalan artıkları

malformasyon (malformation) organlarda çoğu kalıtsal kökenli olan doğumsal (konjenital) biçim ve işlev bozukluğu

malformasyon, kraniyal (cranial malformations) kraniyal malformasyon; kafatası malformasyonu; baş-boyun bölgesinin oluşması ve gelişmesi aşamalarındaki aksamalar ya da sapmalar sonucu kafatası yapılarında ortaya çıkan yapısal ve işlevsel bozukluk

malformasyon, kraniyofasiyal (craniofacial malformation) kraniyofasiyal malformasyon; kraniyofasiyal anomali; baş-boyun bölgesinin oluşma ve gelişme aşamalarındaki aksamalar ya da sapmalar sonucu kafatası ve yüz yapılarında ortaya çıkan yapısal ve işlevsel bozukluk; çoğu genetik kökenli olan, bir bölümü gebe anneleri etkileyen madde bağımlılıkları (alkol, tütün, vb), ilaçlar, radyasyon, endokrin sistem patolojileri sonucu oluşabilen anomali

malign Triton tümörü (malignant Triton tumor) atipik sinir kılıf hücreleri (malign schwannoma) ile çizgili kası taklit eden hücrelerden (rabdomyosarkoma) oluşan sarkom

malign tümör (malignant tumor; cancer) kötü huylu tümör; kanser; hızlı büyüyen, çevrelerinde sınır ya da kapsül bulunmayan, büyürken çevresindeki dokuların aralıklarına girebilen (invazyon), metastaz yapan, taklit ettikleri normal hücrelere benzemeyen, hızlı büyümelerinin göstergesi olan çok sayıda mitozun görüldüğü neoplazmlar; hemen tümü onkogenler ile süpressör genler arasındaki dengesizlikten kaynaklanan denetimsiz hücre proliferasyonu

mantar infeksiyonu, derin doku (deep fungal infection)  genellikle primer lokalizasyonu akciğerler olan, hematojen yayılma (fungemi) ile sistemik nitelik kazanabilen, blastomycosis, histoplasmosis, aspergillosis, cryptococcosis, coccidioidomycosis, vb gibi çoğu kez bağışıklık sistemi sorunlarınnda beliren (çıkarcı) mantar infeksiyonları

manyetik rezonans görüntüleme (magnetic Resonance Imaging; MRI) MR; güçlü bir manyetik alan yardımıyla oluşturulan sinyallerin bilgisayar programı aracılığıyla biçimlendirilmesi ilkesine dayanan, özellikle yumuşak doku incelemelerinde farklı dokularda ve farklı yoğunluklarda oluşan sinyallerin yansıması ile yüksek çözünürlüklü görüntülerin elde edildiği inceleme tekniği

marasmus (marasmus) beslenme sorunlarının yoğunlaştığı yoksullukta ve kıtlıklarda bebeklerin memeden kesilmesiyle başlayan, tüm besleyici maddelerin (protein ve karbonhidrat) eksikliğiyle karakterize beslenme düzelince gerileyebilen kalori açlığı;  subkutan yağ dokusunun ve iskelet kaslarının tüketildiği,  klasik kaşeksi bulguları (buruşarak küçülme), gelişme geriliği, yineleyen infeksiyon hastalıkları ile ortaya çıkan beslenme bozukluğu tablosu

marginasyon (margination) kenarda yer almak; damar içindeki bir nötrofil polimorfun  kemotaktik faktörlerin yoğun olduğu bölgeye gelince kenara doğru giderek damar endoteline yapışması

marsüpiyalizasyon (marsupialization) tümü çıkarılamayan büyükçe kistik oluşumların tedavisinde, kist çeperinde büyükçe bir pencere açılarak drenaj sağlanması ve sıvı birikmesinin önlenmesiyle kistin iyileşmesini amaçlayan teknik

masif karaciğer nekrozu (massive hepatic necro­sis) virüs hepatiti, hepat­otoksik kimyasal mad­deler (fosfor, zehirli mantar) ve ilaçlar gibi et­kenlerin neden olduğu, karaciğerin çok büyük bir bölümündeki hücrelerin ölümüne yol açan, ölüm oranın çok yüksek olduğu tablo; akut kar­aciğer atrofisi

mast hücresi (mast cell) sitoplazma granüllerinde damar geçirgenliğini arttıran ve düz kasların kontraksiyonuna neden olan önemli vazoaktif maddeler (histamin, bradikinin, lökotrienler) bulunan, etkisini IgE kökenli tip I aşırıduyarlılık reaksiyonlarında, arı iğnesi toksini (mellitin) ile morfin gibi kimyasallarla ve buz etkisine bağlı ürtikerlerde aktifleşerek gösteren lökosit

matriks metalloproteinaze (matrix metalloproteinases; MMPs; matrixin) kollagen, laminin ve fibronektin gibi ekstrasellüler matriks proteinlerini parçalayabilen, kanserlerin yayılmasında önemli rolü olan, aterosklerozu hızlandırabilen, sitokinler, kemokinler, antimikrobiyal peptidler ve bağışıklık sistemi üzerinde etkileri olan enzim ailesi

matrisid (matricide) çocuğun annesini öldürmesi

matürasyon (maturation) olgunlaşma

matürite (maturity) olgun­laşma süreci; olgunluk

median palatal kist (median palatal cyst) insisiv kanal kisti; üstçenede, insisiv kanalın posterior segmentlerinde ortaya çıkan, sklerotik sınırlı fissüral kist

median romboid glossit (median rhomboid glossitis) dil köküne yakın alanlardaki filiform papillalarda silinme ve mukozada atrofisi, epitelin yüzeysel katmanlarında candida kolonileri ile nötrofil polimorf yoğunlaşmalarının olduğu atrofik glossit

medikolegal (medicolegal) kanunlar ve tıp konu­larını birlikte işleyen; adli-tıbbi

megalomani (megaloma­nia) kendini beğenme hastalığı; kibirlilik

megalomanyak (megalo­maniac) hastalık düzeyinde kendini beğenen

megalomanyak hezeyan (megalomaniac delu­sion) mani hallerinde ve debillerde görülen, hastanın üstün, önemli, büyük ve güçlü olduğunu iddia etmesi şeklindeki hezeyanlar

medyatör (mediator) yangı sürecinde önemli ve yönlendirici etkileri izlenen kimyasal maddeler; aşırı üretimi bölgesel zararlar oluşturabilen, ortamdaki konsantrasyonları arttıkça etkileri de güçlenen, birbirlerini ve yangıya katılan hücresel elemanları aktive ya da inhibe edebilen kimyasal maddeler

medyatör, ağrı yapan (pain mediators in inflammation) ağrı medyatörleri; bradikinin, PGE2 (bradikinin etkisini arttırır)

medyatör, ekzojen (exogenous mediator) yangı tepkisi uyaran infeksiyon hastalıklarda saptanan, canlı etkenlerin savunma sistemini oluşturan bakteriyel kemotaksinler (fMLP), anti-lökositik faktör (lökosidin), makrofaj uyarıcılar (endotoksinler) gibi kimyasal ürünler

medyatör, endojen (endogenous mediator) yangı oluşturan uyaranlara karşı organizma tarafından üretilen kimyasal maddeler

medyatör, hücresel (cellular mediators) fosfolipid ve arachidonic acid metabolizmasından kökenli medyatörler (prostaglandinler, tromboksanlar, lökotrienler, lipoksinler, platelet-activating factor), hücre sitoplazma granülleri (histamin, serotonin, lizozomal hidrolazlar), sitokinler (cytokine), kemokinler (chemokine), reaktif oksijen türleri (serbest oksijen radikalleri), yangı zararlarını önleyici maddeler, nörokininler, ekstrasellüler matriks medyatörleri olarak bilinen, yangının başlamasında, gelişmesinde ve sonlanmasında etkin olan hücre kökenli kimyasal maddeler

medyatör, plazma (plasma mediators) plazma medyatörleri; Hageman faktörü (faktör XII) ve trombin, kinin sistemi ve kompleman sistemi olarak bilinen plazmadaki savunma mekanizmalarının içerdiği kimyasallar

medyatörler, akut faz reaksiyonu (inflammatory mediators in acute phase reaction) akut faz reaksiyonunda etkili medyatörler: IL-1 ve TNF

medyatörler, doku zararlarında etkili (inflammatory mediators in tissue destruction) doku zararlarında etkili medyatörler: bakteri ürünleri (anti-lökositik faktör, endotoksinler), nötrofil ve makrofaj kökenli lizozomal enzimler, serbest oksijen radikalleri

medyatörler, fibroblastik (fibroblastic mediators in inflammation) fibrozis medyatörleri: IL-1, TNF

medyatörler, kemotaksiste etkili (inflammatory mediators in chemotropism) kemotaksiste etkili medyatörler;  kemokinler (IL-8), kompleman (C5a, C3a), HETE grubu ve LTB4, bakteri ürünleri

medyatörler, nötrofil adezyonunda etkili (inflammatory mediators in neutrophil adhesion) nötrofil adezyonunda etkili medyatörler; LTB4, IL-1, TNF, selektinler

medyatörler, trombosit agregasyonunda etkili (inflammatory mediators in platelet aggregation) trombosit agregasyonunda etkili medyatörler; prostoglandinler (inhibisyon: PGI2; stimülasyon: TXA2)

medyatörler, vazoaktif aminler (histamin, serotonin), bradikinin, kompleman sistemi (C3a, C4a, C5a), lökotrienler (LTC4, LDA4, LEA4), PAF, serbest oksijen radikalleri, prostoglandinler (PGE2, PGD2, PGI2), PAF gibi damarları genişleten ve geçirgenliğini arttıran medyatörler

mekanik asfiksi (mechani­cal asphyxia) ası, elle/iple boğulma, tıkanma, suda boğulma, vb sırasında görülen, ha­vanın geçtiği solunum yollarının kapanması nedeniyle ortaya çıkan asfiksi

mekanik travma (physical trauma) trafik kazaları, ateşli silahlar ve delici-kesici-batıcı araçlar ile oluşan yaralanmalar ile patlayıcıların basınç etkileri gibi, ölümle sonlanabilen fiziksel nitelikli travmalar

melanin (melanin) suda erimeyen, genellikle kahverengi-sarı, fazla yoğunlaştığı bölgelerde kara renkli, gözün irisinde mavi ya da yeşil renkli olabilen pigment; deride, kıllarda, leptomenikslerde, adrenal medüllasında, beyinde (substantia nigra) gibi sinir hücrelerinde, ağız ve vagina mukozasının deriyle birleşme yerlerinde bulunan,  deriyi ve gözleri güneş ışınlarının zararlı komponentlerine karşı koruyan, niceliği toplumlara, kişilere ve vücut bölgelerine göre değişebilen, melanositlerce üretilen otojen pigment

melankoli (melancholia; melancholy) derin bir hüzün ve suçluluk zemi­ninde izlenen mutsuzluk, ağlama, mikromanyak hezeyanlar, hareketlerde ve konuşmada isteksizlik ve yavaşlama, iştahsızlık ve kabızlık, uykusuz­luk,erken saatlerde sıkıntıyla uyanmak, libi­do yokluğu, başağrısı ve karıncalanması, bu acılar içerisinde intihara kadar varabilen davranış bozuk­luğuyla beliren akıl has­talığı

melankoli-sıkıntılı (melan­cholic anxieuse) aşırı sıkıntının ve bunun ned­en olduğu inleme, ka­fasını sağa-sola vurma, saçlarını yolma gibi bul­guların ön planda olduğu, intiharın en sık görüldüğü önemli bir me­lankoli türü

melanoakantoma (melanoacanthoma) yanak veya damak mukozasında beliren, hızla gelişen, makül ya da papül görünümünd, skuamöz epitelde kalınlaşma (akantoz ve papillomatoz) ile yoğun melanin pigmenti birikmesi içeren, melanositik hücre proliferasyonu kısıtlı olan hiperplazi kökenli oluşum

melanofor (melanophore) dermiste açığa çıkmış melanin pigmentini fagosite eden makrofajlar

melanom, desmoplastik (desmoplastic melanoma) desmoplastik melanoma; fusiform tümör hücrelerinden oluşan, çoğu pigmentsiz (amelanotik) melanom türü

melanom, habis (malignant melanoma) malign melanoma; habis melanom; genellikle skuamöz epitelin bulunduğu ortamlarda oluşan melanositik hücre kökenli, melanin pigmenti üretebilen kanser

melanom, lentigo maligna (lentigo maligna melanoma) epitel bazal membranını aşarak invazif nitelik kazanan lentigo maligna

melanoma, lentiginöz mukozal (mucosal lentiginous melanoma) mukozal lentiginous melanoma; ağız mukozasının melanotik maküllerle birlikte görülen yüzeysel melanoması

melanom, nodüler (nodular melanoma) nodüler melanoma;  deride ve ağız mukozasında ortaya çıkan, yüzeyden dışa tümsek biçiminde bir kitle oluşturan, hızla gelişen, sınırları düzensiz, yüzeyi mavimsi-siyah renkli, dikey boyutta geliştiği için derin dokulara penetre olan, ülserleşme ve kanama bulgularına içeren, ağız tümörlerinde kanamalar ile kemik invazyonu ve dişlerde sallanma-dökülme bulguları olabilen,  ileri evre olgularda ana tümör çevresinde oluşan satellit oluşumların, servikal lenfadenopatilerin ve organ metastazlarının görüldüğü, atipik melanositik ve melanoblastik hücrelerden oluşan agresif kanser

melanoplakia (melanoplakia) oral melanin pigmentasyonu; genetik oral melanozis;  genellikle dişetlerinde görülen, bazı olgularda simetrik dağılım gösteren oral mukozanda plak yapan melanin pigmentasyonu

melanosit (melanocyte) epidermisin bazal tabakasında ve gözün retinasında bulunan, saydam sitoplazmalı, dendritik uzantıları olan sinirsel kökenli hücreler 

melanotik makül, oral (oral melanotic macule) dudak kırmızısında ve dişetlerinde görülen, yüzeyden dışa kabarıklık oluşturmayan, kahverenginin değişik tonlarındaki yüzeysel melanin pigmenti artışı

melanotik nöroektodermal tümör, infantil (melanotic neuroectodermal tumor of infancy) bebeklerin melanotik nöroektodermal tümörü; embriyolojik dönemdeki nöral çıkıntıdan kökenli, doğumu izleyen ilk aylarda ve  çoğu üstçene ön bölgesinde beliren, radyolojisinde, sınırları düzensiz litik bir tümöral infiltrasyon ile tümör içinde yüzen diş embriyonlarının saptandığı, idrardaki vanilmandelik asid düzeyinin yüksek olabildiği, nöroblastik ve melanositik hücrelerden oluşan selim tümör

melanotik schwannoma (melanotic schwannoma) melanin pigmenti içeren schwannoma

melena (melena) kanlı dışkı; anüsten kan gelme­si

meme kanseri inhibisyon genleri (breast cancer 1, breast cancer 2; BRCA1, BRCA2) nükleer fosfoprotein üretimiyle DNA onarımına ve genomun korunmasına yaptığı katkıyla meme ve ovaryum karsinomunu baskılayan genler;  

meme kanseri inhibisyon genleri (breast cancer 1, breast cancer 2; BRCA1, BRCA2) nükleer fosfoprotein üretimiyle DNA onarımına ve genomun korunmasına yaptığı katkıyla meme ve ovaryum karsinomunu baskılayan genler

menarş (menarche) ilk adet kanamasının başlama anı

menenjit, meninjit (meningitis) ateş, başağrısı, kas ağrısı, kon­vülsiyon, konfüzyon, delirium, ense sertliği, sep­sis, deride döküntüler gibi belirtilerle seyreden, komplikasyonlarıyla ölüme neden olabilen beyin ve omurilik zar­larının infeksiyon hastalığı

menopoz (menoposis) kadınlarda östrojen üretiminin azalması sonucu oluşan endometrium, vajina mukozası ve memelerde atrofi ve kemik astrofisi (osteoporoz) görülen tablo

mens (menses) adet; menstrüasyon

menstrüasyon (menstrua­tion) adet; her ay belirli aralıklarla meydana gelen fizyolojik rahim kana­ması

menstrüasyon psikozu (menstruation psychosis) menstrüasyon görme sırasında oluşan sıkıntı, depresyon, hırçınlık, kıskançlık hezeyanları ile karakterize paranoid ta­blo ya da mani-melankoli nöbetleri ile şizofreni ta­blosu gösterebilen,bazı kadınlarda kleptomani, dipsomani, piromani, erotomani, vb psikomo­tor impulsiyonların ön plana çıktığı tablo; aybaşı psikozu

mental (mental) akli; psişik

mental bozukluk (mental disorder) akıl hastalığı; psikopatoloji

mental konfüzyon (confu­sion mentale; amentia) akıl hastalıkları, infek­siyon hastalıkları, trav­malar, aşırı yorgunluklar, zehirlenmeler, vb durum­larda görülebilen, oryantasyon ve idrak kusurları

mesaortitis syphilitica (mesaortitis syphilitica) sifilin 4.evresinde aorta başlangıcında yerleşen gomların neden olduğu ve yırtılarak kalp tamponadına yol açabilen lezyon

meslek hastalıkları-akci­ğer (occupational lung disease) çalışılan işin özelliğine bağlı, fiziksel (partiküller, tahriş edici gaz, radyoaktivite), kimyasal (asid buharı, al­kali buharı, fibrojen ya da antijen etkisi olan mad­deler) ve canlı etkenler (virüs pnömonisi, tüberküloz, vb) gibi nedenlerle gelişen akciğer hastalıkları grubu

mesleki iştigal (job activi­ty) bir kişinin işi nede­niyle yaptığı günlük ey­lemler

metaplazi (metaplasia) olgun bir hücre türünün başka türden bir hücreye dönüşmesi olgusu; 

sigara içenlerde bronş epitelinin skuamöz epitele dönüşmesi

metastatik karsinom (metastatic carcinoma) karsinom metastazı; karsinomların  önce bölgesel lenf düğümlerine ve sonradan uzak lenf düğümlerine ve başkaca organlara yayılmasıyla oluşan yeni karsinom odağı

metastatik sarkom (metastatic sarcoma) sarkom metastazı; sarkomların önce akciğerlere, sonradan kanserin türüne göre başka organlara ve lenf düğümlerine yayılmasıyla oluşan yeni sarkom odağı

metastaz (metastazis) bir kanserden ayrılan hücrelerin değişik yollarla yayılarak başka dokulara ve organlara giderek yeni tümör kolonileri oluşturmaları; damarlara giren kanser hücrelerinin kan ya da lenf akımıyla tek tek ya da grup halinde sürüklenerek vücudun çeşitli yerlerinde yeni koloniler oluşturması

metastaz, implantasyon (implantation metastasis; seeding) implantasyon metastazı; invazyon ile seröz bir zar yüzeyine ulaşan tümör hücrelerinden bir bölümü seröz boşluğa dökülmesi ve yerçekiminin de etkisiyle değişik yerlerine sürüklenerek oralarda çoğalması (mide karsinomunda ovaryumların üzerine ve Douglas çukuruna dökülen tümör hücrelerinin kitle oluşturması)

metastaz, kemiklerde (metastatic tumors of bone) kemiklerin metastatik tümörleri;  klinik incelemesi iyi yapılan kanserli hastaların ortalama %70’inde saptanan, tüm kemik metastazları arasında çene kemiği lokalizasyonu %10’dan az bulunan, primer tümörlerin çoğu meme, akciğer ve böbrek kökenli olan, Vincent belirtisinin yanı sıra şişlik, dişlerin dökülmesi, çekim yerlerinin iyileşememesi, patolojik kırık gibi bulguların sıkça görüldüğü tablo

metastaz, osteolitik (osteolytic bone metastasis) osteolitik metastaz; kanser hücrelerinin geldiği yerdeki kemik dokusunun eriyerek orta­dan kalktığı, kemiğin direnci azalması nedeniyle spontan (patolojik) kırıkların olabildiği kemik metastazı türü

metastaz, osteoplastik (osteoplaslytic bone metastasis) osteoplastik metastaz; kanser hücrelerinin geldiği kemik dokusunun uyarılmasıyla yeni kemik yapımının arttığı ve bazı olgularda mermer gibi katılaşmasının oluştuğu metastaz türü

metastaz, vertebral venöz pleksus sistemi (Batson’s plexus)  metastazların dağılımında önemli roü olan venöz damar ağı;  bir prostat karsinomunda vena femoralis’e giren bir tümör normal koşullarda vena cava inferior aracılığıyla akciğerlere gider, tümör hücrelerinin vena femoralis’e girmesi sırasında (öksürme, ıkınma, ağır kaldırma, vb nedenlerle) intra-abdominal basınç yükselirse kan akımı vertebral venöz pleksusa yönlenir (paradoks embolizm ilkesi) ve böylece vertebra metastazları ortaya çıkar; benzer mekanizma tiroid ve meme kanserlerinin kranyum metastazları için de geçerlidir

metil alkol (methyl alcohol; methanol) metanol; sanayi alkolü; etil alkolden çok daha ucuz olduğu için kaçak alkollü içki üretiminde kullanılan alkol

metil alkol zehirlenmesi (methyl alcohol poisoning; methanol poisoning) metanol zehirlenmesi; sanayi alkolü; etil alkolden çok daha ucuz olduğu için kaçak alkollü içki üretiminde kullanılan metil alkolün so­lunması halinde akciğer ödemi ve intra-alveoler kanama, sindirim yoluyla girmesinden sonra körlük, pankreas ve böbrek etkilenmesi, akut zehirlenmede önceleri başağrısı, sonraları güçsüzlük, kramplar, baş dönmesi, konvülsiyonlar, göz kararması, solunum azalmasıyla karakterize, ölümle sonlanan, kronik zehirlenmelerde körlüğe gidebilen görme bozuklukları, sinir-sindirim­solunum sistemi bozuk­ları görülen tablo; retina hücrelerini ve optik siniri bozarak tam körlük yapan, nörotoksik etkili, akut hemorajik pankreatit ve böbrekteki dejenerasyonlarıyla ölüme neden olan,  solunduğunda akciğerde ödem ve kanamalar görülen alkol türü

mezar açma (exhumation) gömülen ölünün muayen­esine ve otopsi yapılmasına gerek görüldüğünde, ölünün mezardan çıkarılması işlemi; feth-i kabir

mezosefali (mesocephaly) kafatası ölçümlerinde, dolikosefali ile brakisefali niteliklerini arasında kalan boyutları içeren kafatası yapısı

mide delinmesi (gastric perforation) mide perforasyonu; aşırı derinleşen mide ülserinin delinerek periton boşluğuna açılması ve peritonit oluşturması (fistülleşme) ya da ülserin tabanının pankreasa yapış­ması (penetrasyon)

migrasyon (migration) yer değiştirme; göç

mikotik anevrizma (my­cotic aneurysm) bakte­riyel endokardit ile bağırsak infeksiyonları sırasındaki bakteriyemi, septisemi ve travma gibi nedenlerle meydana gelen periferik arter genişlemeleri; kalp ya da damar çevresindeki bir infeksiyon sırasında oluşan anevrizma
 

migrasyon; transmigrasyon (migration; emigration; transmigration) göç; damar dışına çıkan lökositlerin aktif hareketlerle yangı odağına göç etmesi; marginasyonla damar endoteline yapışan lökositlerin proteolitik enzimleriyle kapiller bazal membranlarında oluşturdukları çatlaklardan doku aralıklarına girerek kemotaktik maddelerin yoğunlaştığı yangı bölgesine göçü

mikobakteri infeksiyonları, atipik (atypical mycobacteria infections) atipik mikobakteri infeksiyonları; M.avium-intracellulare (Mycobacterium avium complex; MAC), M.kansasii, M.scrofulaceum ve M.ulcerans, vd gibi dünyanın her yerinde ve her ortamda (su, toprak, bitkiler, hayvan dışkısı, vd) bulunan, insandan insana geçmeyen, immunosupresyon durumundaki hastalarda sistemik bir infeksiyon hastalığına neden olan çıkarcı bakterilerin infeksiyonları

mikotoksin (mycotoxin) mantarların ürettiği toksik madde 

mikrodonti (microdontia) boyutları normalden küçük dişler

mikrofaj (microphage) granülosit; fagositoz yapabilen küçük hücreler; nötrofil polimorflar, eozinofil polimorflar, bazofil polimorflar gibi sitoplazmalarında granüller bulunan fagositler

mikrognati (micrognathia; mandibular hypoplasia) altçene hipoplazisi; altçenenin doğumsal küçüklüğü

mikrognatizm (micrognathism) altçenenin ya da üstçenenin hipoplazisi

mikroretrognati (microretrognathia) altçenenin küçük ve çok geride olması

mikrosefali (microcephaly) kafatasının normalden küçük olması

miksödem (myxedeme) erişkinlik hipotirodizmi; hidrofil ara madde ve bağ dokusu artışı nedeniyle doku şişliklerinin saptandığı; yüzdeki birikmelerin kaba bir görünüme, dilde birikmenin makroglossiye, ses telleri çevresindeki birikmenin ses kalınlaşmasına neden olduğu tiroid bezi hormonlarının yetersizliği tablosu

mikst bağ dokusu hastalığı (mixed connective tissue disease; MCTD)  systemic lupus erythematosus (SLE), skleroderma (sistemik sklerozis) ve polimyozitis olarak bilinen otoimmun hastalıklara özgü bulguların birlikte olduğu tablo

mikst paralizi (mixed par­alysis) motor ve sensor­yal sinir fonksiyonlarımn birlikte bozulması

Mikulicz hastalığı (Mikulicz disease) benign lenfoepitelyal lezyon; nedeni bilinmeyen, tükürük bezlerinin tek ya da iki taraflı büyümesiyle karakterize, tükürük bezlerinden önce tek taraflı zamanla bilateral büyümeyle beliren, hiposalivasyona neden olan, etkilenen tükürük bezlerinden lenfoid ya da epitelyal tümörlerin gelişebildiği hastalık

 

Mikulicz sendromu (Mikulicz syndrome) tükürük ve gözyaşı bezlerinin Sjögren sendromu, lenfoma ya da sarkoidoz nedeniyle şişmesi olgusu için yapılan klinik tanımlama

miliar tüberküloz (miliary tuberculosis) akciğer tüberkülozunda kan dolaşıma giren mikobakterilerin (Mycobacterium tuberculosis) akciğerde ve öteki organlarda 1–2 mm çapında çok sayıda tüberküller oluşturduğu tablo

Milroy hastalığı (Milroy disease) otosomal dominant geçiş gösteren kalıtsal lenfödem

mine epiteli, dış (outer enamel epithelium) dış mine epiteli; mine organı evresinde çan biçimindeki oluşumun dıştaki dış bükey yüzeyini oluşturan epitel hücresi dizisi

mine epiteli, iç (inner enamel epithelium) iç mine epiteli; mine organı evresinde çan biçimindeki oluşumun içteki içbükey yüzeyini oluşturan epitel hücresi dizisi

mine hipoplazisi (enamel hypoplasia) amelogenesis imperfecta; diş minesinin oluşumundaki doğumsal yetersizlik

mine incisi (enameloma) bir tümörden çok oluşum kusuru olan, dişin kolesinde, mine-sement sınırında ya da sement üzerinde, küre biçiminde katı-beyaz, dişe sımsıkı yapışık, üstçene sürekli azılarının kök bifurkasyon-trifukasyon alanlarında görece sık rastlanan mine topağı

mine organı evresi (odontogenesis, cap stage - bell stage) çan organı evresi; diş tomurcuğunun distal ucunda oluşan şapka (cap) biçimindeki çöküntünün çok kısa bir süre içinde gelişerek ve çan (bell) biçimini alarak mine organının (enamel organ) oluşması evresi

mine pulpası (stellate reticulum) çevresi dış ve iç mine epiteliyle kuşatılmış olan çan organının içini dolduran glikoaminoglikanlardan zengin gevşek doku

Minimata hastalığı (Minimata disease) santral sinir sistemi etkilenmesinin belirgin olduğu, Japonya’da deniz kirliliği bulunan yörelerden avlanmış balıkların tüketimi sonucu ortaya çıktığı saptanan organik cıva (metil cıva) zehirlenmesi

mistik hezeyanlar (mystic delusions) kendilerinde tanrısal bir güç bulun­duğunu, tanrı tarafından verilen belirli bir görev üslendiklerini, insanları doğru yola getirmekle görevli olduğuna, doğa üstü güçleri bulunduğuna inanmakla karakterize, paranoid sendromda, paranoyaklarda ve debil­lerde görülen hezeyanlar kümesi

mistik obsesyon (mystic obsessions) dünyaya nasıl geldik? biz neyiz? ölüm nedir? gibi düşüncelerin engellene­mediği durum

mistik paranoya (mystic paranoia) tanrının kendi­sine üstün güçler ver­diğini ve kendisini inançlarını yaymak için görevlendirdiğini, doğadaki tüm olayları yönlendirebildiklerini, insan­lara hükmedebileceklerim iddia ederek çevresindeki  debil ve histeriklerden müritler toplayabilen paranoya

mistisizm (misticism; mis­ticisme) dinsel düşüncelere ileri dere­cede kapılma, fanatik dini davranışlar ve dinsel hezeyanlar kümesi

 

mitojen (mitogen) hücreleri mitoza yönlendiren; hücre çoğalmasını kamçılayan​

mitokondri (mitochondria) adenozin trifosfat sentezini gerçekleştirerek hücrelerin enerji sistemini düzenleyen organeller

mitomani (mythomania; pseudologia phantastica) olmadık hikayeler uydur­ma ve onları çevresindekilere anlat­ma, bazan kendisinin de inanması ve bu öykünün bir kahramanı olduğunu düşünmesiyle karakter­ize tablo

mitral kapak (mitral valve) kalpte sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kalp kapakçığı

 

mitral kapak prolapsusu (mitral valve prolapse) genellikle selim ve sessiz bir gidiş gösteren, çarpıntı ve sıkıntı şikayetleri doğuran, mi­tral kapakların çukur­laşması şeklinde tanımla­nan, eforlu aktivitelerde kapak yırtılarak ciddi bir boyut kazanabilen doğumsal kusur

mitral kapak stenozu (mi­tral stenosis; buttonhole mitral stenosis) mitral kapak kenarlarının birbi­rine yapışması son­rasında ortaya çıkan, kalp kapaklarının tam olarak açılamaması sonu­cunda kanın geride birik­mesiyle oluşan, sağ karıncık hipertrofisi ile sonlanan tablo

mitral kapak yetmezliği (mitral insufficiency; mi­tral regurgitation) mitral kapağın tam olarak kapanamaması ve aorta atılan kanın bir bölümünün sol ventriküle geri dönmesi

moezin (moesin) aktin filamentlerini hücre yüzeyine bağlayarak hücrelerin birbirine yapışmalarını sağlayan adezyon molekülü niteliğinde bir yüzey komponenti

mood (mood) duygu­lanım; emosyonel duru­mun tüm benliği kapla­ması ve sürdürülmesi; mud

mood alterasyonu (mood alteration) duygulanım değişkenliği

mood labilitesi (mood la­bility) ağlarken gülmeye başlamak gibi kişinin öforiye ve anksieteye özgü davranışları peşpeşe göstermesi

Mondini malformasyonu (Mondini malformation) iç kulak malformasyonları; sensorinöral işitme kaybıyla belirti veren vestibular anomaliler, geniş vestibular kanal ve koklea malformasyonu (Mondini displazisi) bulgularını içeren defekt

monokin (monokine) monositlerce üretilmiş olan sitokin

monomorfik adenom, tükürük bezi (monomorphic adenoma) tükürük bezi monomorfik adenomu; tükürük bezinin duktus sistemini oluşturan hücrelerden kökenli, büyük bölümü parotiste ortaya çıkan, çeşitli histolojik tipleri (bazal hücreli adenom, kanaliküler adenom, myoepitelyoma, sebaseöz adenom, onkositoma, Warthin tümörü) olan iyi huylu tümör

monomorfik karsinom, tükürük bezi (monomorphic carcinoma) tükürük bezi monomorfik karsinomu; bazal hücreli adenokarsinom, asinüs hücreli karsinom, epimyoepitelyal karsinom gibi türleri olan, metastazları seyrek görülen adenokarsinom

mononükleer fagosit sistemi (mononuclear phagocyte system) RES elemanları; karaciğer, kemik iliği, dalaktan gelen myeloid seri kökenli hücreler, doku makrofajları (lenfoid doku makrofajları, mikroglia, Kupffer hücreleri, Langerhans hücreleri, kan ve lenf sinüslerini döşeyen makrofajlar gibi fagositoz yapabilen hücreler topluluğu

monosit (monocyte) kemik iliğinde üretilen, böbrek biçiminde çekirdekleri olan, kanda dolaştıktan bir süre sonra dokulara geçen ve makrofaja dönüşen yuvarlak hücreler

monositoz (monocytosis) monosit sayısında neoplastik olmayan artış

mor asfiksi (purple as­phyxia) ölmemek için çabalayan, batıp çıkarak ­çabalayarak suda boğulan ve akciğerlerine su girerek ölen kişilerde asfiksi nedeni ile görülen morarma

 

mor ası (purple hanging) asıda, düğüm/ilmek yerinin boynun sağında ya da solunda olması halinde, kan damarları üzerine ge­len basıya bağlı olarak or­taya çıkan dolaşımın engel­lenmesi ve staz sonucunda ölünün yüzünde oluşan belirgin morarmayla karakterize kekanik asfiksi

morfin (morphi­na; morphia; morphinum) opium alka­loidlerinin narkotik etki­si en fazla olan, bağımlılık oluşturan türü; eroinin temel metabolitlerinden biri

morg (morgue) ölülerin gömülene kadar tutul­dukları özel bölüm; adli tıpta, ölüm nedeni araştırılan cesetlere otop­si ve gerekiyorsa kimlik tespiti yapılan yer

morg ihtisas dairesi (de­partment of morbid anat­omy) adli patoloji ve kimlik saptanması uygu­lamaları yapan, ayrıca kıl, kemik, doku/organ parçası, vb elemanları inceleyerek bilirkişi raporu veren ihtisas dairesi

motor afazi (motor apha­sia) hastanın söyleneni anlama ve kavraması nor­maldir,ancak kendisi konuşurken düşüncelerini ifade et­mekte güçlük çeker, yanlış kelimeler kullanır; verbal afazi

motor agrafi (motor agra­phia) motor koordinas­yon yokluğuna bağlı ola­rak yazı yazamamak

motor paralizi (motor par­alysis) istemli hareketle­rin yapılamamasıyla ka­rakterize felç

mukoepidermoid karsinom (mucoepidermoid carcinoma) parotisin ve küçük tükürük bezlerinin duktus epitellerinden kökenli, genç yaşlarda ortaya çıkabilen, klinik gidişleri yavaş ya da hızlı olabilen, müsin üreten hücreler ile skuamöz epitel hücrelerinden oluşan kanser

mukor (mucomycosis) çürüyen bitkilerde ve ekmek küfünün içeriğinde bulunan saprofit fakat çıkarcı bir mantar olan mucomycosis’in neden olduğu, özellikle ketoasidozlu diabet hastalarında, nötropenisi olanlarda ve iv madde bağımlılarında saptanabilen,  üst solunum yollarında yerleşerek paranazal sinüslere ve zigomatik kemiğe doğru genişleyen nekrotik lezyonlar oluşturan, damak perforasyonu ile ağız boşluğuna açılabilen, yukarıya doğru gelişerek orbitaya ve beyine ulaşabilen (rinoserebral mukor), etkenin solunum yollarına kaçması ya da yutulmasıyla hemorajik mukor pnömonisi ve sindirim sistemi infeksiyonlarının görüldüğü infeksiyon hastalığı

 

mukosel, ekstravazasyon (extravasation mucocele) ekstravazasyon mukoseli; küçük tükürük bezlerinin duktusların yırtılmasıyla oluşan, alt dudakta görece sık saptanan, ansızın ortaya çıkan ve birkaç günde 1-2 cm çapına ulaşabilen kubbe biçiminde mavimsi renkli kabarıklık

müköz membran pemfigoidi (mucous membrane pemphigoid) mukozaların büyük bölümünü etkileyen, bazı olgularda deri lezyonlarının da görülebildiği pemfigoid türü

 

müköz membran pemfigoidi, oral (oral mucous membrane pemphigoid) oral müköz membran pemfigoidi; dudaklar dışında ağız mukozasının her yerinde saptanan, deskuamatif gingivitis bulgularının eşlik edebildiği, mukozada sıyrılmalar, yutma güçlüğü, ağrı ve dişetlerinde kanama görülen, kısa sürede açılan veziküller ve büllerin yerinde üzeri fibrinle örtülü çevresi hiperemik erozyonların belirdiği, lezyonların bir bölümünün yerlerinde sikatris kalabilen pemfigoid türü

multi-CSF (multipotential colony-stimulating factor; interleukin-3) lenfositler, epitel hücreleri ve astrositler tarafından üretilen, çok çeşitli hematopoietik (myeloid progenitor) hücrenin çoğalmasında, özgünleşmesinde ve apoptozisinde etkili, nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılabilen sitokin

multi-infarkt demans (mul­ti-infarct dementia) yaşamın değişik dönemlerinde oluşan küçük-büyük beyin in­farktlarının etkisi ile ileri yaşlarda beliren, diğer de­mans tiplerine oranla kişilik ve insight’ın nis­peten korunduğu, dep­resyon bulguları ve inti­har eğiliminin daha sık rastlandığı, hemipleji, ağlama-gülme krizleri görülen, yaşamın bir döneminde ve çok kısa bir süre içerisinde tam bunaklığın oluşabildiği demans türü

multifokal (multifocal) birden fazla odakta aynı anda bulunan/başlayan

multipl (multiple) birden fazla; çok

multipl endokrin neoplazi sendromları (multiple endocrine neoplasia syndromes; MEN) MEN 1 (Wermer sendromu), MEN2 (Sipple sendromu) ve MEN3 (William sendromu)  olarak 3 türü bilinen, çok sayıda endokrin tümörler ve bunların sistemik etkilerini içeren sendromlar grubu

multipl myeloma (multiple myeloma) plazma hücrelerinin monoklonal proliferasyonu sonucu ortaya çıkan, genellikle aksiyal iskeletin kemiklerinin iliğinden ve multisentrik olarak başlayan, yassı kemiklerde yoğunlaşa, ilk lezyonların çene kemiklerinde belirebildiği, kemiklerin büyük bölümünde zımbayla delinmiş gibi sınırları belirgin yuvarlakça litik lezyonlar ve güçlü osteoporoz oluşturan, çene lezyonlarında şişlik ve diş ağrısı, purpurik kanamalar, dişlerde sallanmalar ve dökülmeler ile parestezi bulgularının saptandığı, çekim sonrası zorlukla durdurulan kanamaların oluşabildiği, anormal bir proteinin (amiloid) dilde makroglossi, dişetlerinde nodüller ve yanak mukozasında plaklar yapabildiği, aksiyal kemiklerde patolojik kırıklara neden olabilen, laboratuvar incelemelerinde monoklonal paraprotein üretimi ve hiperkalsemi, kanda monoklonal immunoglobulinler ile proteinüri (Bence-Jones proteinürisi), anemi ve nötropeni belirlenen plazma hücreli ekstranodal lenfoma türü

muskarin (muscarina) am­anita muscaria adı verilen zehirli mantarın alkaloid yapısındaki etkin madde­si

mut (mute) konuşamayan; suskun; dilsiz; sessiz

mutajen (mutagen) hücrelerde mutasyona neden olan 

mutizm (mutism; mutis­mus) konuşmayı reddet­me; konuşmak iste­meme; hastanın tüm soruları yanıtsız bırakmaması; diyaloga girmeme; suskunluk

mutasyon (mutation) onkogenler ve tümör süpressör genler arasındaki dengenin bozulması ile hücredeki düzenleyici enzim ve protein sistemlerini etkilenmesi sonucu DNA’yı olumsuz etkileyen tek nükleotid kaybı, kodon kaybı, gen silinmesi ve majör kromozom kaybı gibi zararların sonucu hücrelerde oluşan farklılaşma

myelodisplastik sendrom (myelodysplastic syndrome) sitotoksik kemoterapi, radyasyon, virüs infeksiyonları ve enotoksik kimyasalların (benzen) etkisiyle kemik iliğinde fibrozis ve hücrelerinde klonal mutasyon sonrası pansitopeni ve kemik iliğinde myeloblastik hücre artışının saptandığı tablo

myelofibroz, primer (primary myelofibrosis) primer miyelofibroz; kemik iliğinin kronik proliferasyonu, atipik megakaryosit hiperplazisi ile giderek artan fibrozisi, eritrosit sayısında azalma, lökositoz ve trombositoz bulgularıyla karakterize hastalığı

myelofibroz, sekonder (secondary myelofibrosis) sekonder miyelofibroz; kemik iliğinin polisitemi vera sonrası gelişen, giderek artan fibrozisi ile karakterize hastalığı

myeloproliferatif hastalık, kronik (chronic myeloproliferative disease) kronik myeloid lösemi, kronik nötrofilik lösemi, polycythemia vera, primer myelofibrozis, primer trombositemi, kronik eozinofilik lösemi, mastositozis olarak bilinen, kemik iliğindeki kök hücrelerin kötü gidişli hastalıkları

myofibroblastik sarkoma (myofibroblastic sarcoma) atipik myofibroblastik hücrelerden oluşan, baş-boyun, ağız mukozası ve dil yerleşimi görece sık olan, hızla gelişen sarkom 

myofibroblastik tümör, yangısal (inflammatory myofibroblastic tumor) yangısal myofibroblastik tümör; myofibroma zeminine eklenmiş yangısal infiltrasyon (plazma hücreleri, eozinofiller, lenfositler) içeren, daha çok viseral organlarda görülen oluşum

myofibroma (myofibromatosis) myofibromatozis; baş-boyun bölgesi ve gövde derisi ile ağızda (periferik ya da santral) oluşan, damarların çevresinde bulunan perisitlerden kökenli tümörü

myokard infarktı (myocardial infarction; MI) akut koroner arter yetmezliği, akut koroner trombozu, kokain, vaskülitler, tromboembolizm ve kardiyojen şok olgularında, özellikle sol kalp myokardının iskemisiyle ortaya çıkan koagülasyon nekrozu

myokardit (myocarditis) çoğunluğunun nedeni saptanamayan, kalan bölümü otoimmun hastalıklarda, canlı etkenlerle ya da çevresel faktörlerle ortaya çıkan, konjestif kalp yetmezliğine neden olabilen kalp kası yangısı