N

naftalin zehirlenmesi (naphthalene poisoning) solunum yoluyla gir­diğinde başağrısı, konfüzyon, kusma ve dispne; yutulduğunda karın krampları, bulantı, kusma, başağrısı, konfüzyon, dizüri, konvülsiyon, hemolitik anemi tabloları

naftol zehirlenmesi (naph­thol poisoning) naftolun uzun süre alınmasıyla or­taya çıkan, anemi, sarılık, konvülsiyon ve komayla seyreden tablo

narkolepsi (narcolepsy) birden gelen, halüsinas­yonlar, katapleksi ve uyku paralizisi ile karak­terize, yineleyen ve kon­trol edilemeyen kısa uyku dönemleri; Geli­neau sendromu; parok­sismal uyku

narkotik (narcotic) opium ve opiama benzer kökeni olan, ağrı gideren, dav­ranışları ve duygulanımı değiştiren, bağımlılık yapabilen doğal ya da sentetik madde

narkotik maddeler (narcot­ic drugs) morfin, eroin, kokain, vb narkotik etki­si olan toksik maddeler narkotik madde zehirlen­mesi (narcotics poison­ing) göz pupillalarında aşırı küçülme, dalgınlık, yüzeysel solunum, kas spazmları, solunum yet­mezliğiyle karakterize ta­blo

narsisistik (narcissistic) kendini beğenmişlikle il­gili

narsisistik kişilik (narcis­sistic; personality) büyüklük hissi, başkalarının kararlarına aşırı önem verme, kişilerarası sürtüşmeler, adını beğenme, kendisine hayranlık duyulması isteği gibi özellikler içeren kişilik yapısı

narsisizm (narcissism) bir kişinin kendi kendisine aşık olması

natal (natal) doğumla ilgili

nazolabial kist (nasolabial cyst; nasoalveolar cyst) üstçenede, burun kanadına yakın bir bölgede oluşan, flüktüasyon veren yumuşak doku şişliği olarak beliren, tümüyle yumuşak dokuda oluşan bir fissüral kist

nazopalatin kist (nasopalatine duct cyst) insisiv kanal kisti; üstçene orta kesicilerin hemen arkasındaki insisiv kanal içindeki epitel kalıntılarından kökenli, kesici dişler arasında (papilla incisiva) şişlik yapan, çoğu 2 cm’den küçük, kemik dışında ve insisiv papil içinde oluşanlara “insisiv papilla kisti” adı verilen, mikroskopisinde insisiv kanaldan geçen damarlar ve sinirlerin kesitlerinin saptandığı odontogen kökenli olmayan fissüral kist

negativizm (negativism; negativismus) hastanın kendisinden isteneni yapmaması ya da aksini yapması; isteklere, emir­lere, düşüncelere, vb karşı direnme; olumsuz­luk

 

nekrofili (necrophilia; ne­crophily; necrophilism) ölülerle cinsel temasta bulunma eylemi/isteği

nekrofobi (necrophobia) ölümden ve/veya ölülerden aşırı korkmak

nekromani (necromania) ölü vücuduna düşkünlük 

nekropsi (necropsy) otop­si

nekroptozis (necroptosis) nekroz ve apoptozis niteliklerinin birlikte görüldüğü hücre ölümü

nekroz (necrosis) çevresel dinamiklerin değiştiği koşullarda oluşan akut stresin neden olduğu hücre/doku ölümü

nekroz, fibrinoid (fibrinoid necrosis) fibrinoid nekroz; damar çeperlerinde immun kompleks birikmesi nedeniyle oluşan patoloji

 

nekroz, iskemik (ischemic necrosis) infarkt; koagülasyon nekrozunun tipik örneğidir

nekroz, kazeöz (caseous necrosis; caseification necrosis) kazöz nekroz; kazeifikaston nekrozu; sıklıkla tüberküloz gibi mikobakteri infeksiyonlarında görülen bir nekroz türü

nekrotizan ülseratif gingivitis (necrotizing ulcerative gingivitis; trench mouth) akut nekrotizan ülseratif gingivitis; siper ağzı; fusospiroket stomatiti; Vincent stomatiti; Bacillus fusiformis ile Vincent spiroketinin birlikte yaptığı, interdental papillada üzerleri fibrinle örtülü nekroz alanları saptanan dişetlerinin ülserli infeksiyon hastalığı

 

nekrozu, erime (liquefactive necrosis) absede olduğu gibi ölen hücrelerin/dokuların erimesi ve sıvılaşmasıyla karakterize nekroz türü

nekrozlu membran (necrotic membrane; genuine membrane) gerçek membran; deri veya mukoza yüzeylerinde oluşan, esmer-sarımtırak renkli, yerinden ayrılamayan pıhtılaşma nekrozu

nekrozu, çene kemiği (osteonecrosis of the jaw) çene kemiği nekrozu; bifosfonat tedavisinde, çene-yüz bölgesini içine alan radyoterapilerde ve bazı kemoterapi uygulamalarında yan etki olarak görülen kemik nekrozu

nekrozu, koagülasyon (coagulative necrosis) koagülatif nekroz; koagülasyon nekrozu; 

nekroza uğrayan dokunun biçiminin, çatısının ve bütünlüğünün bir süre korunduğu nekroz türüdür

nekrozu, yağ (fat necrosis) yağ nekrozu; pankreas hastalıklarının bazılarında komşu yağ dokusunda görülen, tebeşirleşme eğilimindeki nekroz türü

neolojizm (neologism) şizofreni hastaları tarafın­dan, anlamı yalnızca söyleyen hastanın bildiği yeni uydurulmuş kelime

neonatal (neonatal) doğumdan sonraki ilk dört haftayla ilgili/ait

neonatal yoksunluk send­romu (neonatal drug withdrawal syndrome) uyutucu veya uyuşturucu madde bağımlılığı bulunan an­nelerin bebeklerinde doğumdan sonraki ilk 72 saat içerisinde görülen, irritabililte, kasılmalar, kusma, diyare, terleme ve sık soluklanmayla beli­ren, ani bebek ölümüne yol açabilen tablo

neoplazm (neoplasm) ur; yaşamın herhangi bir döneminde organizmanın bir bölümündeki hücrelerin vücudun düzenleyici kurallarına tepkisiz kalarak (otonomi), sınırsız olarak çoğalması, apoptozise dirençli olmaları, angiogenezisi uyarabilmeleri sonucu oluşan kitle 

nevrasteni (neurasthenia) baş-bel ağrıları, impotans, uykusuzluk, sıkıntı, irrit­abilite, dikkat dağılması, çabuk unutma, psiko-somatik hastalıklar gibi bulgularla karakterize, temelinde kişilik bozuk­luğunun bulunduğu tablo; nörasteni

nevroz (neurosis) nöroz

nevus (nevus) deride saplı ya da sapsız, renkli ya da renksiz, kitle ya da plak biçiminde saptanan oluşum

nevus, bileşik (compound nevus) bileşik nevus; nevus hücrelerinin epidermiste ve dermiste gruplar yaptığı kahverengi oluşumlar

nevus, intradermal (intradermal nevus) nevus hücrelerinin yalnızca dermis ya da submukoza içerisinde kümelendiği  kahverengi oluşumlar görüldüğü

nevus, intramukozal (nevus) intramukozal nevus; ağız mukozasında damak, yanak, dudak ve dişeti lokalizasyonu gösteren, genellikle junctional ve bileşik tipte olan, yuvarlakça-oval, genellikle yüzeyden dışa kubbe biçiminde gelişen, bazıları geniş tabanlı ya da saplı, çapları 1 cm'yi aşmayan, kahverengi-siyah renkli oluşumlar

nevus, junctional (junctional nevus) dermoepidermal sınırda gelişen kahverengi nevuslar

nevus, mavi (blue nevus) mavi nevus; dermisin/submukozanın derinliklerinde oluşan, rengi maviye çalan, ağız mukozasında (damak) görece sık rastlanan nevus

nevus, nevosellüler (nevoscellular nevus) nevosellüler nevus; melanositik nevus

nezle (catarrh) burun, ağız, mide, bağırsak gibi mukozaların seröz yangısı

Niemann-Pick hastalığı (Niemann-Pick disease) c-tipi olgularda kolesterol katabolizmasında etkili bir enzimin mutasyonu nedeniyle ortaya çıkan lizozomal depo hastalığı

nihilistik hezeyan (nihilis­tic delusion) kişinin ken­disinin, vücudunun bir bölümünün, diğer kişilerin ya da tüm dünyanın yaşamadığını/ öldüğünü/koptuğunu düşünmesiyle karakter­ize defressif bir hezeyan tüm; inkar hezeyanı

nikel (nickel; Ni) atom numarası 28 olan, ısı ve elektrik iletken, korozyona dayanıklı, demirle yaptığı ve paslanmaz çelik olarak bilinen alaşımı ile yaygın olarak kullanılan, akut zehirlenmelerinde kontakt dermatit, hemorajik gastrit ve ülser, akut akciğer ödemi ve pnömoni, kronik zehirlenmelerinde dermatit, burun polipleri, nazal septum perforasyonları, akciğerde fibrozis ve kanser nedeni olabilen ferromanyetik element

Nikolsky belirtisi (Nikolsky sign) otoimmun stomatitlerde, sağlıklı görünümdeki mukozaya yönelik hafif bir sıyırma işlemi ya da basınçlı hava uygulamasıyla mukozanın yerinden kolayca ayrılması olgusu

nikotin stomatiti (nicotine stomatitis) nikotin stomatiti, pipo keratozu, dumansız tütün ürünleri kökenli keratozları içeren tütün ürünleri kökenli stomatitler

nikotin zehirlenmesi (nico­tine poison­ing) konfüzyon, kas ti­treşimleri, güçsüzlük, karın krampları, klonik konvülsiyonlar, depre­syon, hızlı solunum, çarpıntı, kollaps, koma ve yüksek dozlarda solu­num sistemi felci ile ölüme neden olan zehir­lenme tablosu

nimfomani (nymphoma­nia) kadınlarda görülen engellenemeyecek kadar aşırı cinsel birleşme isteği; hiperseksüalite

nistagmus (nystagmus) göz küresinin istemsiz şekilde ve ritmik olarak çeşitli yönlere yaptığı hareketler; göz küresi tiki

nitrit zehirlenmesi (nitnite poisoning) methemoglob­inemi, siyanoz, sindirim kanalı bozuklukları, bu­lantı, başağrısı, hipotan­siyon, solunum yetmez­liği ve koma tablosunun oluştuğu zehirlenme

NK-lenfosit (natural killer; NK-cell) öteki lenfositler gibi uyarılması tetikleyici faktöre gerek duymayan, algıladıkları tümör hücrelerini ve virüslerle infekte hücreler gibi yüzey antijenleri değişen tüm hücreleri sitolitik proteinler (perforin) ile apoptozisi tetikleyen proteinler (granulysin) ve INF-gamma üretebilen, öteki lenfositlere kıyasla görece büyük ve granüllü sitoplazmaları olan, doğumsal bağışıklık sisteminin temel hücreleri

nodüler (nodular) değişik büyüklükte serpilmiş lezyonlar/oluşumlar

nodüler fasitis (nodular fasciitis) çoğu gövde derisinde, çocuklarda baş-boyun bölgesinde de ortaya çıkabilen, subkutan dokudan başlayarak kasların arasına doğru kısa sürede gelişebilen, fibroblastik ve myofibroblastik hücrelerden oluşan reaktif kökenli mezenkimal doku hiperplazisi

nodüler odontoma (nodular odontoma) birbirlerinden ayrı, küre biçiminde (konsantrik) yapılardan oluşan kompleks odontoma türü

noktüri (noctunia) geceleri aşırı işeme

noktürnal (noctunal) gec­eleri beliren; geceleyin olan; karanlıkla birlikte görülen/meydana gelen

noma (noma; cancrum oris) gangrenli stomatit; anaerobik canlı etkenlerin neden olduğu, bağışıklık sistemi defektlerine neden olan sistemik hastalıklarda ve beslenme bozukluğu içindeki çocuklarda görülen, nekrotizan ülseratif gingivitis tablosuyla başlayıp yanak dokusunda ulaşan geniş nekrozlarla süren stomatit

nominal afazi (nominal aphasia) gösterilen bir cismin adının hatırlanamadığı, yaşlılık, bazı zehirlenmeler, aşırı yorgunluk ve sıkıntı du­rumlarında rastlanan afa­zi türü; amnestik afazi

non-sistematik hezeyanlar (non-systematic delu­sions) hastanın yarım yamalak inandığı, üzerinde yorumlar yapa­madığı, kesinlikle iddia edemediği ve açıklayamadığı. bir süre sonra yerini başka bir hezeyanın aldığı, paranoid şizofrenlerde, manyaklar­da, alkol paranoyasında, bunamada ve debillerde saptanan, hasta için güçlü bir etki alanı ol­mayan hezeyan türleri; dereistik düşünce

Nowell yasası (Nowell’s law) Nowell kuralı; kanserler, peş peşe gelen genetik travmaların sonucunda oluşan, neoplastik fenotiplerden kökenli, çevresindeki doğal hücrelerden 

daha hızlı gelişen ve onların zararına büyüyen yeni hücre klonlarının oluşması ilkesine 

dayanır 

nöroendokrin tümör (neuroendocrine tumor) nöroendokrin kökenli hücrelerden oluşan, ürettikleri hormon tipine göre değişen klinik bulgulara neden olan, karsinoid tümör, adacık hücreli tümör, tiroidin medüller karsinomu, feokromositom, Merkel hücreli kanser gibi iyi ya da kötü huylu tümörler

nörofibroma (neurofibroma) sinir kılıflarının endonörium hücrelerinden kökenli yavaş büyüyen, kapsülsüz tek ya da multipl kitleler yapan iyi huylu tümör

nörofibromatozis (neurofibromatosis; von Recklinghausen disease) von Recklinghausen hastalığı; çok sayıda nörofibromların oluştuğu, iki farklı tipi (tip 1 ve tip 2) bilinen kalıtsal bir hastalık

nörofibromatozis, tip 1 (neurofibromatosis, type 1; von Recklinghausen disease) nörofibromların periferik sinirler çevresinde ortaya çıktığı, oral tümörlerin sıkça görüldüğü dilde makroglossiye ve ekstremitelerde ortaya çıkan çok sayıdaki iri tümör kitlelerinin “fil bacağı” görünümüne neden olduğu,  deri kitleleri üzerinde melanin pigmentasyonu (café-au-lait) görülen, çeşitli konjenital anomaliler ile başkaca tümörlerin (lipoma, feokromositoma, nöroblastoma, ganglionöroma) de saptanabildiği nörofibromatozis tipi

nörofibromatozis, tip 2 (neurofibromatosis, type 2; von Recklinghausen disease) nörofibromların intrakraniyal yerleşim gösterdiği, bilateral akustik schwannoma’ların yanı sıra meningioma ve astrositoma gibi beyin tümörlerinin de saptandığı, feokromositoma ve iriste Lisch nodlülerinin görülebileceği nörofibromatozis tipi

nörosifilis (neurosyphilis) sifilisin 4.evresindeki hastalarda saptanan, önemli kişilik değişikliklerine ve psikiyatrik hastalıklara yol açabilen, meningovasküler etkilenmelerin hidrosefalusla sonlanabildiği, m.spinalis bozuklukları (tabes dorsalis) görülen klinik tablo

nörotik (neurotic) nörozlu kişi; nöroza özgü olan

nörotik depresyon (neuro­tic depression) stres dolu yaşam koşullarının etkisiyle oluşan, herhan­gi bir psikotik kökeni ol­mayan depresyon tablo­sunu niteleyen kavram; depressif nöroz; bkz reaktif depresyon

nörotravma (neurotrauma) sinirleri etkileyen meka­nik travma

nöroz (neurosis) histeni, psikasteni ve nevrasteni gibi üç grupta incelenen, hastaların gerçeklerle il­gisinin kopmaması ve sosyal uyumun bozulma­masıyla psikozdan ayrılan, egoizmin ön pla­na çıkmasına bağlı affek­siyon kusurları ve irade zayıflığıyla karakterize hastalık; nevroz; ayrıca bkz histeri, psikasteni, nevrasteni

nötralizasyon (neutralization) etkisizleştirme; virüslere ve toksik moleküllere karşı üretilmiş olan özgün antikorların bu etkenlerin zararlarını bloke etmesi

nötrofil kemotaksis defekti (defective neutrophil chemotaxis) yineleyen gingivostomatit, otitis media, diabetes mellitus ve karaciğer sirozunda, toksik inhibisyon nedeniyle polimorfların kemik iliğinden kana geçişleri ve damardan çıkıp odağına göçlerindeki (kemotropizm) aşırı yavaşlık

nötrofil polimorf (neutrophilic leukocyte; neutrophil) nötrofil; kemotaksise en çok tepki veren, hızlı hareket edebilen, bakterileri ve yabancı cisimleri fagosite ederek sitoplazmik enzimleriyle ortadan kaldırılmasında etkili olan, kırmızı kemik iliğindeki ana hücrelerin (myeloblast) olgunlaşmasıyla meydana gelen,  kan dolaşımındaki ömürleri 20 saat yangılı dokuda yaşa­ma süresi 1-4 gün olan, 2-4 topuzcuktan oluşan çekirdekleri birbirlerine ince köprücüklerle bağlanan, sitoplazmaları soluk mavi granüller içeren, akut eksüdatif yangının en önemli hücresel komponenti olan, Staphylococcus, Streptococcus, Gram-negatif çomaklar ve koklar, Chlamydiae, Lymphogranuloma venereum, Kedi tırmığı hastalığı, Brucellosis, Tularemia, Melioidosis, Yersinia infeksiyonlarında etkin olan lökositler

nötrofil polimorf aktivasyonu (activation of neutrophilic leukocytes) sitokinler (TNF-alfa), kemotaktik medyatörler (IL-8), arachidonic acid metabolitleri (LTB4), antijen-antikor kompleksleri, IgG ve IgM (Fc parçası), kompleman komponentleri (C5a, C3b) gibi nötrofil polimorf reseptörlerine yapışarak etkili olan medyatörler

nötrofil polimorf defekti (neutrophil defect) nötrofil polimorfların işlevlerinde aksamalara neden olan, Chédiak-Higashi sendromu gibi konjenital, diabet ve malnütrisyon gibi edinsel bozukluklar

nötrofil polimorf işlevi (function of neutrophilic leukocyte) bakterileri fagosite tmek, fagosite edilen bakterileri sitoplazmasında bulunan fagolizozomlardaki lizozimler, oksidatif etkili ürünler, arachidonic acid metabolitleri, vb kimyasallarla eriterek sindirmek

nötrofil polimorf, kemotaktik faktörler (chemoattractant molecules for neutrophilic leukocytes) komplemanın C5a komponenti, bakteri ve mitokondri ürünleri/artıkları, küçük moleküllü peptidler, arachidonic acid metabolitleri, kemokinler nötrofil polimorfları olay yerine çeken, hareket yönlerini ve hedef bölgelerini belirleyen kimyasal maddeler

nötropeni (neutropenia) kandaki nötrofil polimorf sayısının azlığı

nötropeni, ilaç (drug induced neutropeni) ilaç nötropenisi; antibiyotikler, sulfonamidler, antikoagulanlar, antihipertansifler, antitiroid ilaçlar, immunosupressifler gibi bazı ilaçların kemik iliğinin myeloid seri hücrelerini baskı altına alması nedeniyle nötrofil sayısındaki yetersizlik

nötropeni, immun (neutropenia) immun nötropeni; sık yinelenen kan transfüzyonlarında, SLE’da, romatoid artrit’te, bazı lenfomalarda ve in­feksiyöz mononükleoz olgularında görülebilen, lökositlere karşı oluşan antikorların neden olduğu nötropeni

nötropeni, siklik (cyclic neutropenia) siklik nötropeni; nötrofil polimorf sayısının her 4 haftanın birinde azalması, ateş, ağız ülserleri ve furonküllerin görüldüğü tablo

nükleotid; nükleotid (nucleotid) hücre çekirdeğinin temel taşları olan nükleik asidlerin (RNA) ana maddesidir; adenozin trifosfat ve koenzimlerin içeriğinde de bulunurlar