tümör (tumor; neoplasm) vücuttaki yeni oluşan herhangi bir şişlik ya da kitle 

neoplazm (neoplasm) ur; yaşamın herhangi bir döneminde organizmanın bir bölümündeki hücrelerin vücudun düzenleyici kurallarına tepkisiz kalarak (otonomi), sınırsız olarak çoğalması, apoptozise dirençli olmaları, angiogenezisi uyarabilmeleri sonucu oluşan kitle 

selim tümör (benign tumor) iyi huylu tümör; yavaş büyüyen ve bazıları uzun süre aynı büyüklükte kalan, genellikle bir kapsüle kuşatılan, büyürken çevresindeki dokuları iterek gelişen, metastaz yapmayan, taklit ettikleri normal hücrelere çok benzeyen, mitozların ender görüldüğü neoplazmlar 

malign tümör (malignant tumor; cancer) kötü huylu tümör; kanser; hızlı büyüyen, çevrelerinde sınır ya da kapsül bulunmayan, büyürken çevresindeki dokuların aralıklarına girebilen (invazyon), metastaz yapan, taklit ettikleri normal hücrelere benzemeyen, hızlı büyümelerinin göstergesi olan çok sayıda mitozun görüldüğü neoplazmlar; hemen tümü onkogenler ile süpressör genler arasındaki dengesizlikten kaynaklanan denetimsiz hücre proliferasyonu

teratoma (teratoma) gonadlardaki (testis, ovaryum) ve baş-boyun bölgesindeki germ hücrelerinden kökenli kas, kemik, kıkırdak, her çeşit epitel, saç kılları, beyin dokuları ile diş, çene, el, göz gibi organ taslaklarının oluştuğu kitleler 

koristoma (choristoma) totipotent hücrelerden kökenli, bir organda bulunmayan bir ya da birkaç dokudan yapılı bir kitle 

hamartoma (hamartoma) totipotent hücrelerden kökenli, bir organda bulunan bir ya da birkaç dokudan oluşan kitle 

karsinom (carcinoma; ca) epitel dokusundan kökenli kanser 

sarkom (sarcoma; sa) epitel-dışı dokulardan kökenli kanser 

adenom (adenoma) salgı epitelinin iyi huylu tümörü  

papillom (papilloma) skuamöz epitelinin iyi huylu tümörü  

polip (polyp) salgı yapan mukozaların yüzeyinde gelişen saplı oluşum  

kanserojen (cancerogen; carcinogen) karsinojen; kanser nedeni olan etki/madde 

kokarsinojen (cocarcinogen) doğrudan doğruya kanser yapamadıkları halde kanserin oluşmasına yardım eden etkiler 

antikarsinojen (anticarcinogen) kanserleşmeyi önleyen maddeler 

Nowell yasası (Nowell’s law) Nowell kuralı; kanserler, peş peşe gelen genetik travmaların sonucunda oluşan, neoplastik fenotiplerden kökenli, çevresindeki doğal hücrelerden daha hızlı gelişen ve onların zararına büyüyen yeni hücre klonlarının oluşması ilkesine dayanır 

radyasyon, ultraviole (ultraviyolet radiation) ultraviole radyasyonu; güneş gibi yüksek enerji yüklü yüzeylerden kaynaklı, %99’ı ozon tabakasınca tutulan, melanin pigmenti üretimini kamçılayarak bronz ten oluşmasında etkili, uzun süreli etkisinde epidermis bileşenlerinde (skuamöz epitel ve melanositler) DNA zararı oluşturabilen ve skuamöz hücreli karsinom, bazal hücreli karsinom ve malign melanoma gibi deri kanserlerinin oluşmasına neden olabilen, derinin yüzeysel katmanlarındaki bileşenleri etkileyerek deri yaşlanmasını hızlandıran radyasyon 

radyasyon, iyonlaştırıcı (ionizing radiation) iyonlaştırıcı radyasyon; tıpta tanı ve kanser tedavisinde kullanılan, küçük dozları bile genotoksik olan, latent onkogen virüsleri aktive edebilen, bağışıklık sistemini bozan röntgen ışınları ile beta ve gamma ışınları içeren radyasyon 

genotoksik (genotoxic) zararlı etkisini hücrelerin genetik yapılarını bozarak mutasyonlara neden olmasıyla gösteren 

kanserojen, kimyasal (chemical carcinogen) DNA zararı ile kanser oluşumuna neden olan, immunosüpresyon yapabilen çevre kirliliği (pestisidler, hava kirliliği), işlenmiş besinler içerisindeki katkı maddeleri, bozulmuş gıdalar, tütün kullanımının yaygınlaşması, petrol ürünleri, inorganik maddeler (nikelk, arsenik, kromatlar, kadmiyum, asbestos), mantar toksinleri (aflatoksin), ilaçlar (kemoterapi) ve benzeri genotoksik etkili faktörler  

aflatoksin (aflatoxin) uygun koşullarda üretilmeyen ve/veya saklanmayan besin maddelerinde Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus isimli küf mantarlarının oluşturduğu, özellikle karaciğer ve böbrekler üzerinde etkili, bağışıklık sistemini güçsüzleştiren, 14 türü olan mutajen ve genotoksik etkili toksin 

mikotoksin (mycotoxin) mantarların ürettiği toksik madde 

mutajen (mutagen) hücrelerde mutasyona neden olan 

kanserojen mikroplar (viral/bacterial carcinogenesis) hücrelerin DNA yapısını bozarak (virüsler), kronik iritasyon ve yangı oluşturarak (Helicobacter pylori), bağışıklık sistemini etkileyerek (HIV) kanser oluşmasına neden olan mikroplar 

onkogen (oncogene) kanser doğuran gen; kanser hücrelerinin çoğalmasını kamçılayan genler 

onkogen, mutant (cellular oncogene; c-onc) mutant onkogen; proto-onkogen’lerin değişimi ile ortaya çıkarak normal hücrelerde oluşturdukları yapısal değişikliklerle kanser hücrelerine dönüşmelerini tetikleyen onkogen 

onkogen, hücresel (cellular oncogene; c-onc) hücresel onkogen; tümör hücrelerinin çoğalmasını kamçılayan aktif onkogenler 

onkogen virüsler (oncogenic viruses) 6’sı DNA, 1’i RNA virüsleri ailesinden olan, kanser oluşumunu tetikleyen 7 virüs türü 

onkogen DNA virüsleri (oncogenic DNA viruses) normal DNA virüsleri nükleik asid içeriklerini doğrudan insan dokusu hücrelerine sokarak replikasyonla çoğalırken (p53, Rb) proteinlerini inaktive ederek ve onkogenlerin etkisini güçlendirerek gösteren, papilloma virüsü, Molluscum contagiosum, Epstein-Barr virus, Kaposi sarcoma herpesvirus, hepatit virüsleri  (HBV ve HCV) gibi virüsler 

 onkogen RNA virüsleri (oncogenic RNA viruses) insanlarda çok sayıda tümör oluşmasını tetikleyebilen HIV ile deney hayvanlarında lösemi, lenfoma, çeşitli sarkomlar üretebilen retrovirüsler 

 kanserojen hormonlar (hormonal carcinogenesis) meme kanseri etyolojisinde östrojen, prostat kanseri etyolojisinde androjen hormon,  

 östrojen üreten bir ovaryum tümörünün (granüloza hücreli tümör) varlığı ya da yüksek düzeyde östrojen içeren oral kontraseptifler endometriumda hiperplazi oluşturmakta ve meme kanser riskini arttırır 

 kalıtsal kanserler (hereditary cancers) genetik kanserler; ailesel kanserler; multipl endokrin neoplazm (MEN) sendromları, ailesel polipozis koli (APC; Gardner sendromu) ve Turcot sendromu gibi olgularda saptanan, çoğu otosomal dominant yolla aktarılan sendromlarda görülen kanserler 

smegma (smegma) erkekler sünnet derisi (preputium) mukozasındaki yağ bezlerinden salgılanan erkekler için endojen, kadınlar için ekzojen bir karsinojen  

kanserler, erkeklere özgü (common cancers in men) akciğer, prostat, ağız boşluğu, farinks, mide, larinks, idrar yolları, deri, lösemiler 

 kanserler, kadınlara özgü (common cancers in women) akciğer, meme, uterus serviksi, tiroid, safra kesesi 

kanser coğrafyası (cancer geography) Ürgüp Karain köyünde akciğer kanseri, Afrika sıtma kuşağında Butkitt lenfoması, İran’da özofagus ve mide kanseri, Japonlarda mide kanseri, Cezayir, Senegal, Sudan, Endonezya ve Çin (özellikle Hong Kong) gibi ülkelerde aflatoksine bağlı karaciğer tümörleri 

katkı maddeleri (food additives) özellikle besin maddelerine katılan monosodium glutamate, gıda boyaları, sodyum nitrit, yoğun fruktoz, tatlandırıcılar, sodyum benzoat, trans yağlar, genetiği değiştirilmiş tahıllar, vb diabet, obezite, ateroskleroz ve kanser etyolojisinde önemli rolleri olan maddeler  

prekanseröz (precancerous) kanserleşme eğiliminde olan 

servikal intraepitelyal neoplazma (cervical intraepithelial neoplasm; CIN) genital HPV infeksiyonunda uterus serviksinde beliren , jinekopatolojik değerlendirme amaçlı smear incelemelerinde dökülen epitel hücrelerinin niteliklerine göre 3 aşamalı displazi bulgularının saptandığı prekanseröz lezyon  

​in situ karsinom (carcinoma in situ; CIS) intraepitelyal karsinom; jinekopatolojik değerlendirme amaçlı smear incelemelerinde epitelin tüm katmanlarına yayılan CIN III olguları (güçlü displazi) bulguları içeren, henüz bazal membranı aşarak çevre dokulara girmemiş, bazal membranın aşılmasıyla birlikte invazif karsinoma dönüşme riski olan lezyon 

invazif karsinom (invasive carcinoma) salgı bezleri duktuslarında ya da skuamöz epitelde saptanan intraepitelyal karsinom hücrelerinin bazal membranı aşarak çevre dokulara girdiği kanser türü; özellikle meme kanseri hastalarında birkaç kanser hücresinden oluşan metastatik koloni 

erbB (Her2/neu) kanser hücrelerini proliferasyona yönlendiren ve çoğalmasını kamçılayan, epidermal büyüme faktör (epidermal growth factor; EGFR) reseptörü niteliğindeki  

tümör süpresör genler ( tumor suppressor genes) gereksiz hücre çoğalmasını engelleyerek kanser hücrelerinin oluşmasını ve çoğalmasını durdurmaya çabalayan intrasellüler proteinler 

transkripsiyon faktörleri (transcription factors) bir genomdaki bilgileri açarak özgün proteinlere ve RNA moleküllerine ileterek DNA replikasyonu ve hücre bölünmesi için gerekli olan, hücre çekirdeğiyle ilgili olan mutasyonları kanser oluşumuyla sonlanan anahtar proteinler 

transkripsiyon faktörleri, mutant (mutant transcription factors) mutant transkripsiyon faktörleri; üretimi kesintisiz olan,  tümör hücrelerine sınırsız çoğalabilme yetisi kazandıran transkripsiyon faktörleri 

​retinoblastoma süpresör geni (Rb) tümör oluşumunu hücre siklusunu inhibe ederek baskılayan bir nükleer protein  

p53 geni (p53 gene) genomu koruyan, hücre çoğalmasını ve ölümünü denetleyen, DNA onarımında etkili olan, DNA onarımı gerçekleşene dek mitozları ve angiogenezisi durdurabilen, DNA onarımı başarısız olursa ilgili hücreyi apoptozise yönlendirebilen p53 proteininin üretilmesine etkin olan tümör süpresör gen    

adenomatous polyposis coli geni (APC) mutasyonu sonrasında hücre proliferasyonunda hızlanmanın saptandığı (özellikle kolon polipozisini ve karsinomlarında belirgin), ayrıca hücrelerin migrasyonu, apoptozis ve nöronal özgünleşmede etkileri olduğu belirlenen APC proteininin üretiminde etkin olan gen 

 bcl-2 geni (B-cell lymphoma 2 gene; bcl-2) üretimini tetiklediği proteinle mitokondrilerin dış yüzeyini kaplayarak hücrelerin apoptozis sürecine girmesini önleyerek yaşam sürelerinin uzamasında katkısı olan onkogen 

meme kanseri inhibisyon genleri (breast cancer 1, breast cancer 2; BRCA1, BRCA2) nükleer fosfoprotein üretimiyle DNA onarımına ve genomun korunmasına yaptığı katkıyla meme ve ovaryum karsinomunu baskılayan genler;  

onarım genler, onarım (DNA repair genes) onarım genleri; DNA Glycosylase genleri (UNG, SMUG1, TDG, MutY DNA, MPG), Polynucleotide Kinase 3'-Phosphatase (PNKP), Poly(ADP-Ribose) Polymerase (PARP), APEX Nuclease (Multifunctional DNA Repair Enzyme), vd  gibi herhangi bir DNA zararı/sakatlanması durumunda sakatlanan parçanın onarılması için gereken uyarıları yapan genler 

genler, modifiye (modified genes) modifiye genler; moleküler biyoloji mühendislerince uygulanan genetik modifikasyon işlemiyle düzeltilmiş genler

genetik modifikasyon (genetic modification) herhangi bir genetik hastalığı tedavi ya da önleme amacıyla genomlar üzerinde genetik mühendisliği yöntemleriyle yapılan uygulamalar

genetik modifikasyon, somatik (somatic genetic modification) somatik genetik modifikasyon; kalıtsal nitelik göstermeyen gen mutasyonlarından kökenli  hastalıkların etkisini düzenlemek amacıyla uygulanan gen terapisi

genetik modifikasyon, germline (germline genetic modification) germline genetik modifikasyon; kalıtsal hastalıkların önlenmesi için sperm/yumurta (döllenmemiş ya da yeni döllenmiş) içerindeki düzensiz genlerdeki olumsuzlukların giderilmesi

mutasyon (mutation) onkogenler ve tümör süpressör genler arasındaki dengenin bozulması ile hücredeki düzenleyici enzim ve protein sistemlerini etkilenmesi sonucu DNA’yı olumsuz etkileyen tek nükleotid kaybı, kodon kaybı, gen silinmesi ve majör kromozom kaybı gibi zararların sonucu hücrelerde oluşan farklılaşma

karsinogenez (carcinogenesis) normal bir hücredeki bir dizi genetik farklılaşma ile tümör hücresine dönüşmesi ve çoğalarak bir kitle oluşturması süreci 

karsinogenez, monoklonal (monoclonal origin in carcinogenesis) tümör kitlesinin tek bir hücredeki DNA hasarı sonucunda gelişmesi

karsinogenez, alansal (field origin in carcinogenesis) tümör kitlesinin bir alandaki çok sayıda hücrede oluşan DNA hasarı sonucunda gelişmesi

lag evresi (lag period) latent dönem; kanserojen etkilerin bir ya da birden fazla hücrede oluşturduğu DNA zararları ile klinikte tanımlanabilen tümör kitlesinin oluşması arasındaki latent dönem

ikileme süresi (doubling time) bir tümörün büyümesinde hücre sayısının ikiye katlanarak (geometrik) çoğalması; bir tümördeki mitoz sayısı ile koşut olan büyüme hızı

diferansiyasyon (differentation) özgünleşme; bir tümörün kaynaklandığı ya da taklit ettiği dokuları oluşturan hücrelere benzerlik düzeyi

kontakt inhibisyon (contact inhibition) yara iyileşmesindeki rejenerasyonda normal bir hücrenin başka bir hücreye dokunmasıyla hücre çoğalmasının (rejenerasyon) durması (tümör hücrelerinde kontakt inhibisyon algısı olmadığı için giderek çoğalırlar)

tümör antijenleri (tumor antigens) virüslerin ve ultraviolenin tetiklediği olgularda yoğun olarak saptanan, kimyasal maddelerin yol açtığı tümörlerle spontan olarak gelişen tümörlerde belli belirsiz nicelikle olan tümör proteinleri; tümör hücrelerinin antijenik yapılarını gizlenmesi, hızlı büyümeleri, organizmaya dost proteinler üretmeleri savunma sistemi engelini kolayca aşabilmelerine neden olur

invazyon (invasion) bir kanseri oluşturan hücrelerin sınır tanımaksızın doku aralıklarına girmesi olgusu

infiltrasyon (infiltration) invazyon; doku aralıklarına süzülme

invazif (invasive) doku aralıklarına giren

infiltrarif (infiltrative) doku aralıklarına giren

metastaz (metastazis) bir kanserden ayrılan hücrelerin değişik yollarla yayılarak başka dokulara ve organlara giderek yeni tümör kolonileri oluşturmaları; damarlara giren kanser hücrelerinin kan ya da lenf akımıyla tek tek ya da grup halinde sürüklenerek vücudun çeşitli yerlerinde yeni koloniler oluşturması

ekspansif büyüme (expansion) çevresinde kapsül bulunan (genellikle iyi huylu) bir tümörün çevreindeki dokuları iterek genişlemesi/büyümesi

​metastaz (metastasis) pimer tümörle anatomik bağlantısı olmayan yerlerde tümör odaklarının oluşmasına olgusu

skiröz (schirrosis) desmoplastik; fibröz doku artışına bağlı katılaşma gösteren

invazyon enzimleri, kanserde (proteases in invasion) kanser hücrelerinin önlerine çıkan engelleri (bazal membranlar, dokuları ve organları kuşatan zarlar ve kapsüller, kemik, vb) aşabilmek için salgıladığı proteazeler (matrixin ya da matrix metalloproteinase, heparanaze ve kollagenaze) gibi proteolitik enzimler ve litik faktörler

tümör, primer (primary tumor) primer tümör; ana tümör kitlesi

tümör, metastatik (metastatic tumor) metastatik tümör; bir kanserden ayrılan hücrelerin değişik yollarla yayılarak başka dokulara ve organlara gitmeleri sonucunda meydana getirdikleri yeni tümör kitleleri

​metastatin (metastatin) kanserlerin metastaz yapmasını engelleyen protein; insan plasentasında yoğun olarak bulunan ve fetüse yönelen tümör hücrelerini parçalayarak annedeki kanserin fetüse ulaşmasını engelleyen bir peptid

​metastatik karsinom (metastatic carcinoma) karsinom metastazı; karsinomlar öncelikle bölgesel lenf düğümlerine, uzak lenf düğümlerine, karaciğere ve akciğerlere yayılırlar

metastatik sarkom (metastatic sarcoma) sarkom metastazı; akciğerlere, sonradan kanserin türüne göre başka organlara ve lenf düğümlerine yayılırlar

metastaz, osteolitik (osteolytic bone metastasis) osteolitik metastaz; kanser hücrelerinin geldiği yerdeki kemik dokusunun eriyerek orta­dan kalktığı, kemiğin direnci azalması nedeniyle spontan (patolojik) kırıkların olabildiği kemik metastazı türü

metastaz, osteoplastik (osteoplaslytic bone metastasis) osteoplastik metastaz; kanser hücrelerinin geldiği kemik dokusunun uyarılmasıyla yeni kemik yapımının arttığı ve bazı olgularda mermer gibi katılaşmasının oluştuğu metastaz türü

kanser, lenfatik yayılma (lymphatic dissemination) lenfojen yayılma; karsinom ve malign melanom lenf hücrelerinin öncelikle lenf  damarlarını kullanarak bölgesel lenf düğümlerine yayılması

kanser, lenfohematojen yayılma (lymphohematogenous dissemination) lenfohematojen yayılma; lenf yollarını kullanarak yayılan kanser hücrelerinin bir süre sonra kan dolaşımına da girerek yayılmasını sürdürmesi

kanser, hematojen yayılma (hematogenous dissemination) hematojen yayılma; sarkom hücrelerinin öncelikle kan damarlarını kullanarak akciğerlere ve sonraları başkaca organlara yayılması

embolizm, tümör (tumor embolism) tümör embolizmi; bir kanser hücresi veya hücre kitlesinin kan damarı içinde sürüklenerek yayılmasıt; tümör embolusunda canlı kalabilen bir kanser hücresi endotel hücresine yapışır, kanın kolay pıhtılaşabildiği durumlarda (ameliyat, doğum gibi) kanser hücresinin üzerine yığışan fibrin ve trombosit kılıfı (trombus) tümör hücrelerini T-lenfositlerinden saklar; heparin, dicumarol, vb antikoagülanlar verilerek kanın pıhtılaşması ve trombus oluş­ması engellendiğinde metastazlar azalır

metastaz, vertebral venöz pleksus sistemi (Batson’s plexus)  metastazların dağılımında önemli roü olan venöz damar ağı;  bir prostat karsinomunda vena femoralis’e giren bir tümör normal koşullarda vena cava inferior aracılığıyla akciğerlere gider, tümör hücrelerinin vena femoralis’e girmesi sırasında (öksürme, ıkınma, ağır kaldırma, vb nedenlerle) intra-abdominal basınç yükselirse kan akımı vertebral venöz pleksusa yönlenir (paradoks embolizm ilkesi) ve böylece vertebra metastazları ortaya çıkar; benzer mekanizma tiroid ve meme kanserlerinin kranyum metastazları için de geçerlidir

metastaz, implantasyon (implantation metastasis; seeding) implantasyon metastazı; invazyon ile seröz bir zar yüzeyine ulaşan tümör hücrelerinden bir bölümü seröz boşluğa dökülür ve yerçekiminin de etkisiyle değişik yerlerine sürüklenerek oralarda çoğalır (mide karsinomunda ovaryumların üzerine ve Douglas çukuruna dökülen tümör hücrelerinin kitle oluşturması

Krukenberg tümörü (Krukenberg tumor) mide karsinomunda ovaryumların üzerine ve Douglas çukuruna dökülen tümör hücrelerinin oluşturduğu kitle

karsinom, müsinöz (mucinous carcinoma) müsinöz karsinom; müsinden zengin tümörler; müsin üreten salgı bezlerinin kanseri

desmoplazi (desmoplasia) tümörlerin bir bölümünde epitel hücrelerinin bağ dokusunu uyarmasıyla bol lif yapılması

desmoplastik (desmoplastic) yer yer hyalinleşmelerin oluştuğu yoğun kollagen lif içeren

polipöz (polypous) salgı üreten mukozalarda yüzeyden dışa gelişen yüzeyi düz, çoğunluğu saplı oluşumlar

diffuz (diffuse) diffüz; yaygın; solid organın büyük bir bölümünü etkileyen

nodüler (nodular) solid bir organ kesitinde değişik büyüklükte serpilmiş lezyonlar

kanser, az diferansiye (less differentiated tumor) az diferansiye tümör; kanserlerde, kaynaklandıkları hücreleri taklitteki başarısızlık

​​tümör nekrozu (tumor necrosis) hızlı büyüyen kan­serlerde ve büyük bir selim tümör kitlesinde yetersiz angiogenezis nedeniyle oluşan dolaşım bozukluklarına bağlı olan koagülatif nekroz

tümör kalsifikasyonu (tumor calcification) timör kireçlenmesi; meme karsinomları, ovaryum karsinomları ve meningiomalarda görülen distrofik kalsifikasyon

​tümör damarlanması (tumor angiogenesis) bir tümörü oluşturan hücrelerin türlerini sürdürmek için çoğalmak, çoğalabilmek için de canlı kalmak, canlı kalabilmek için kan akımını sağlayacak damar ağının TAF (tumor angiogenesis factor), VEGF (vascular endothelial growth factor), TGF-beta (transforming growth factor- beta) gibi faktörlerin yardımıyla oluşumu süreci

​kaşeksi, kanser (cancer cachexia) kanser kaşeksisi; kanserli hastalar görülen,tümörün kanaması, nekrotik dokuların yıkımı sırasında ortaya çıkabilen toksik maddeler, TNF (tumor necrosis factor) vb çeşitli sitokinlerin varlığı, psiko­lojik bozukluğa bağlı uykusuzluk ve tedirginlik, iştahsızlık, sindirim kanalındaki tümör­lerde kusma ve diyare, bakteri infeksiyonları, ağrı gibi nedenlere bağlı aşırı zayıflama

lamina dura (lamina dura) iki diş arasındaki kemik çıkıntısını örten kompakt kemik dokusunun oluşturduğu çizgi

tümör markerleri (tumor markers) çoğu tümörde, tümör hücrelerinin yüzeylerinde oluşan, tümörün kaynaklandığı dokunun hücrelerinde bulunmayan onkogen virüslerin antijenleri gibi  tümöre özgü yeni antijenler​

Philadelphia kromozomu (Philadelphia chromosome; Ph1) lösemilerde saptanan normalden oldukça küçük olan kromozom 22 

paraneoplastik sendrom (paraneoplastic syndrome) tümörlerin ürünlerinin (sitokinler, prostaglandinler, enzimler, büyüme faktörleri, çeşitli polipeptidler) neden olduğu ateş, iştahsızlık, hormonal bozukluklar, nörolojik sendromlar, eklem hastalıkları, deri lezyonları, vb bulgulardan oluşan çoğu hormonal, immunolojik ya da toksik nitelikte, malign bir tümörün ilk belirtisi olabilen tablo

kanser komplikasyonları (complications of cancer) onkoterapinin neden olduğu infeksiyon, sepsislere ve septik şok, kanamalar (lösemi, beyin tümörü), kaşeksi, yetmezlik bulguları (kalp, böbrek ve solunum sistemi), patolojik kırıklar

tümör lizisi sendromu (tumor lysis syndrome) kemoterapi ve radyoterapiye çok duyarlı olan kanserlerdeki masif tümör yıkımı sonrasında açığa çıkan yoğun potasyumun neden olduğu kardiyak aritmiler ve yoğun fosfor nedeniyle beliren renal yetmezlikler

​laringoskopi (laryngoscopy) larinksin özel araçla (laringoskop) incelenmesi

bronkoskopi (bronchoscopy) bronşların özel araçla (bronkoskop) incelenmesi

gastroskopi (gastroscopy) midenin özel araçla (gastroskop) incelenmesi

kolposkopi (colposcopy) vulva, vajina ve serviksin özel araçla (kolposkop) incelenmesi

rektoskopi (rectoscopy) rektumun özel araçla (rektoskop) incelenmesi

sistoskopi (cystoscopy) mesanenin özel araçla (sistoskop) incelenmesi

 

konvansiyonel radyografi (conventional radiography) röntgen; X-ışınlarının dokulardan geçerek fotoğraf filmi üzerinde iki boyutlu görüntüsü oluşturması ilkesine dayanan radyoloji tekniği

anjiyografi (angiography) anjiyo; damarların içine radyopak madde verilerek lümenlerini, damarlanmanın niteliği ve niceliğini inceleme tekniği

 dijital anjiyografi (digital subtraction angiography; DSA) tekniklerinde kontrast madde içermeyen bölümler gözardı edilerek yalnızca damarsal yapıların nitelikleri incelenir.

lenfanjiyografi (lymphangiography) lenf damarları içine radyopak madde verilerek kanserlerin lenf düğümü metastazlarını, lenf akımının kesildiği ve yön değiştirdiği yerlerden metastazın dağılımı incelemek için kullanılan inceleme tekniği

bilgisayarlı tomografi (computed tomography; CT) tomografi; BT; hastanın çevresinde dönen bir radyasyon sisteminin ürettiği x-ışınlarının dokulardan geçişinin uygun dedektörlerce algılanıp bilgisayar yardımıyla görüntüye dönüştürüldüğü inceleme tekniği

manyetik rezonans görüntüleme (magnetic Resonance Imaging; MRI) MR; güçlü bir manyetik alan yardımıyla oluşturulan sinyallerin bilgisayar programı aracılığıyla biçimlendirilmesi ilkesine dayanan, özellikle yumuşak doku incelemelerinde farklı dokularda ve farklı yoğunluklarda oluşan sinyallerin yansıması ile yüksek çözünürlüklü görüntülerin elde edildiği inceleme tekniği

ultrasonografi (ultrasonography; US) incelenen alana gönderilen yüksek frekanslı ses dalgası demetlerinin dokulara çarparak geri dönme (eko) yoğunluğu ve dönüş süresi birlikteoluşturulan görüntüleme tekniği

doppler ultrasonography (doppler US) dopler; yüksek frekanslı ses dalgalarının yansımasıyla damarlarda hareket eden kan hücrelerinin akım yönü, hızı ve biçimini belirleyen US tekniği

pozitron emisyon tomografisi (positron emission tomography; PET) nükleer tıp uzmanlarınca hastaya gamma ışını yayan kısa ömürlü bir radyoaktif madde verilerek organların fizyolojik işlevlerinin değerlendirilmesinde, kanser metastazlarının ve multipl tümörlerin saptanmasında kullanılan radyoizotop görüntüleme tekniği; süperpoziyonların engellendiği 3 boyutlu görüntüler için BT kombinasyonu ile birlikte uygulanır (Single Photon Emission Computed Tomography - SPECT)

sitoloji (exfoliative cytology; cytopathology) sitopatoloji; eksfoliatif sitoloji; vücudun dış ve iç yüzeylerinden dökü­len hücreleri içeren sıvıların (perikard sıvısı, periton sıvısı, plevra sıvısı, eklem sıvısı, tükürük, serebrospinal sıvı, mide sıvısı, idrar, vajina) uygun yöntemlerle alınıp incelenmesi tekniği

PAP-smear (PAP-smear) jinekolojide uterus serviksi kanserlerinin incelenmesinde uygulanan mikroskopik inceleme tekniği

sitoloji, fırça (brush cytology) örneklerin özel fırçalarla alındığı, mikroskopik inceleme aşamasında bilgisayara aktarılan görüntülerin özel bir yazılım yardımıyla değerlendirildiğinde „bilgisayarlı fırça biyopsisi“ (computed brush cytology) olarak nitelenen sitoloji tekniği

​biyopsi (biopsy) hastalıklarda saptanan lezyonların mikroskoskopik tanısı için cerrahi yöntemlerle örnek alınması

biyopsi, aspirasyon (aspiration biopsy; fine-needle aspiration biopsy) aspirasyon biyopsisi; ​ince iğne aspirasyon biyopsisi; sıvı ile dolu kistik oluşumlarda özel iğneler kullanılarak injektörde yaratılan negatif basınçtan yararlanarak sıvı çekme ilkesine dayanan, sıvının fiziksel ve kimyasal nitelikleri ile hücresel içeriğini değerlendirmekte kullanılan mikroskopik inceleme tekniği

radyoloji, girişimsel (interventional radiology) girişimsel radyoloji; hedef dokuya uygun görüntüleme tekniğinin (US; BT) yardımıyla ulaşılırak özel iğnelerle örnek alınan biyopsi tekniği

biyopsi, insizyonal (incisional biopsy) insizyonal biyopsi; genellikle büyük lezyonlardan, lokalizasyonu nedeniyle tümünün çıkarılması sakıncalı olanlardan ve malignite kuşkusu bulunan lezyonlardan histopatolojik tanı için küçük bir örnek alınması tekniği

biyopsi, punch (punch biopsy) panç biyopsi; özellikle deriden ve ağız mukozasından ucunda kenarları çok keskin içi boş bir metal silindir bulunan plastik gövdeli bir çubuk (punch) ile örnek alınması tekniği

 

marsüpiyalizasyon (marsupialization) tümü çıkarılamayan büyükçe kistik oluşumların tedavisinde, kist çeperinde büyükçe bir pencere açılarak drenaj sağlanması ve sıvı birikmesinin önlenmesiyle kistin iyileşmesini amaçlayan teknik

biyopsi, eksizyonal (excisional biopsy) küçük bir lezyonun, tanı ve tedavi amacıyla  tümüyle çıkarılması

enükleasyon (enucleation) doku derinliklerindeki kistik ya da solid oluşumların kapsülü ile birlikte çıkarılması; göz küresinin orbitadan çıkarılması

küretaj (curettage) kürtaj; bir dokunun ya da lezyonun, kenarları keskin kaşığa benzer bir araçla kazınması tekniği

frozen tekniği (frozen section technique)  meme, beyin, vb bölgelerde saptanan, klinik ve radyolojik tanı yöntemleriyle habis ya da selim olduğuna karar verilemeyen tümörlerde uygulanan, genel anestezi altında alınan doku örneklerinden "dondurarak" elde edilen kesitlerin mikroskopla incelenerek radikal operasyona karar verme aşamasında uygulanan yöntem

immunfloresan mikroskopi (immunofluorescence microscopy) biyopsi örneklerinden frozen tekniğiyle alınan kesitlerin floresan veren bir maddeyle boyanarak mikroskopik incelenmesi tekniği

fiksatif (fixative) biyopsi örneklerinin bozulmasını önlemek amacıyla kullanılan kimyasal madde çözeltileri

hematoksilin-eozin (hematoxylin-eosin; H-E) doku örneklerinden alınan kesitlerin mikroskopla incelenmesi için, hücre sitoplazmalarını ve bazı maddelerin pembeye, hücre çekirdeklerinin ve bazı maddelerin maviye boyayarak tanınmasını sağlayan rutin boyama tekniği

grade uygulaması (grading) mesane karsinomunda ve mukozaların skuamöz hücreli karsinomlarında, prostat kanserlerinde (Gleason sistemi) ve meme kanserlerinde (östrojen reseptörleri değerlendirilmesi) gibi bazı tümörlerin tümörün diferansiyasyon (özgünleşme) düzeyini, biyolojik davranışlarının ayrıntılarını (agresyon) ve prognozunu gösteren niteleme yöntemi

 

evreleme (cancer staging; TNM) patoloji uzmanının raporundaki tümör büyüklüğü, invazyon ve lenf düğümü metastazları verileriyle onkoloji uzmanının topladığı bilgileri (örneğin organ metastazlarını gösteren PET bulguları) birlikte değerlendirilerek uygulanan, tümörün belirlendiği andaki durumunu gösteren sistem

 

 radyoterapi (radiotherapy) ışınlama; kanserle­rin bir bölümünün iyonlaştırıcı radyasyonla tedavisi tekniği

 

iyonlartırıcı radyasyon (ionizing radiation) kanser radyoterapisinde kullanılan x-ışınları ve gamma ışınları

 

radyosensi­tif (radiosensitive) iyonlaştırıcı radyasyona duyarlı

kemoterapi (chemotherapy)   kanser hücrelerinin gelişmelerini durdurmak ya da kanser hücrelerini öldürmek amacıyla uygulanan ilaç tedavisi

immunoterapi (immunotherapy) ​hastanın bağışıklık sistemini destekleyerek tümöre karşı direncini arttırmak amacıyla anti-tümör antikorlarının uygulanması, konvansiyonel aşı tekniği, nonspesifik immun stimülatörlerin kullanılması tekniklerine dayanan kanser tedavisi yöntemi

 

spontan regresyon (spontaneous regression) bağışıklık sisteminin güçlü olduğu bireylerdeki bazı kanser türlerinde görülen küçülme ya da tümüyle silinme olgusu

 

Folkman teorisine (Folkman theory)  kanserlerin damarlanmasını ve böylece büyümelerini sağlayan “angiogenezis faktörleri”nin primer tümör tarafından üretildiğini, primer tümör çıkarılınca metastazlardaki damar gelişmesinin de durduğunu varsayan teori

 

embolizasyon (embolization) kanamaları durdurmak, damar malformasyonlarının bloke etmek ve tümörleri besleyen kann akımını keserek küçülmelerini, vb sağlamak  amacıyla, bölge damarlarını tıkayarak kan akımını engellemek

residiv (residiv) rezidiv; yineleme;  iyileşmiş olan bir hastalığın bir süre sonra yeniden ortaya çık­ması