Pa-Pn

p53 geni (p53 gene) genomu koruyan, hücre çoğalmasını ve ölümünü denetleyen, DNA onarımında etkili olan, DNA onarımı gerçekleşene dek mitozları ve angiogenezisi durdurabilen, DNA onarımı başarısız olursa ilgili hücreyi apoptozise yönlendirebilen p53 proteininin üretilmesine etkin olan tümör süpresör gen    

p63 geni (p63 gene) TP53 ailesine özgü, kanserleşme eğiliminin güçlendiği prekanseröz lezyonlarda oldukça belirgin biçimne etkinlik gösteren p63 proteinini kodlayan gen

palatal kist (Epstein pearls) Epstein incileri; bebeklerde damakta görülen, bebeklerde görülen gingival kisti (Bohn nodülleri) anımsatan çok sayıda yüzeysel kistler

pansitopeni (pancytopenia) kanın şekilli elemanlarının (lökositler, eritrositler, trombositler) tümünde görülen azalma

panik (panic) kişilik organizas­yonunda aşırı sıkıntıyla birlikte ortaya çıkan akut bozukluk

PAP-smear (PAP-smear) jinekolojide uterus serviksi kanserlerinin incelenmesinde uygulanan mikroskopik inceleme tekniği

papiller (papillary) parmaksı çıkıntıları ya da uzantıları olan

papiller hiperplazi, yangısal (inflammatory papillary hyperplasia) kötü hazırlanmış total ya da parsiyel protezlerde -özellikle sert damakta- önce hiperemi ve ödemle başlayan çapları 2 mm’den küçük, pembemsi renkli minik nodüller içeren yangısal tepki

papiller kistadenokarsinom, tükürük bezi (papillary cystadenocarcinoma) tükürük bezi papiller kistadenokarsinomu; tükürük bezlerinin papiller ve kistik alanları birlikte içeren adenokarsinomu

papillom (papilloma) ağız mukozasının her alanında oluşabilen, yüzeyden dışa (ekzofitik) gelişen, saplı ya da sapsız, dut görünümünde, çapı genellikle 1 cm’yi aşmayan, yüzeinydeki keratin örtüsünün kalınlığı arttıkça renkleri beyazlaşan, bir bölümü HPV infeksiyonundan kökenli olan iyi huylu tümör

papillomatoz (papillomatosis) papillomatozis; genital HPV infeksiyonunu olan annelerin bebeklerinde, HIV/AIDS hastalarında, Cowden sendromu gibi olgularda çok sayıda (multipl) papillomaların saptandığı tablo

paradental kist (paradental cyst) sürmekte olan çok köklü sürekli dişlerin periodontal membran infeksiyonlarının ya da operkülit (perikoronarit) komplikasyonu olarak ortaya çıkan kist

parafreni (paraphrenia) 35-40 yaşlarında beliren, muhakeme ve idrak komponentlerini bozan ve bu nedenlerle hezeyanlar ve yoğun halüsinasyonlar içeren paranoya türü; bkz  paraphrenia hallucina­toria,  paraphrenia hallucina­toria, paraphrenia confabula­toria, paraphrenia phantastica, paraphrenia systemati­ca

paralitik (paralytic) felçli; felçle ilgili

paralizi (paralysis) felç; inme

paralizi jeneral (general paralysis) frengi hastalığı­nın üçüncü devresindeki sifilitik meningoensefalit nedeniyle ortaya çıkan, beynin frontal loblarının konveks yüzeylerinde yaygın polioensefalit ile karakterize, uyum ve dik­kat bozukluğu, unutkanlıklar, muhakeme/ idrak/affeksiyon bozuk­lukları, depresyon/öfori/eksitasyon

dö­nemleri, dizartri, ellerde-­dudaklarda-dilde titreme, ışığa karşı olan pupilla refleksi kaybına bağlı anizokori gibi bulguların bir arada bulunduğu tablo

paralojizm (paralogism) akıl hastalarının anlamsız ve düzensiz konuşması

 

paramimi (paramimia) konuşulan konuyla uy­umsuz jestler ve dav­ranışlar

paramnezi (paramnesia) gerçekle fantazilerin birbi­rinden ayırdedilemediği hafıza bozuklukları; kelimelerin anlamları dışında kullanıldığı hafıza bozuk­luğu; yanlış hatırlama

paranazal sinüs (paranasal sinus) kafa­tasındaki frontal, sfenoid ve maksiller kemiklerdeki boşluklar

 

paranazal sinüsler, kimlik tesbiti (paranasal sinus, identification) kafa­tasındaki frontal, sfenoid ve maksiller sinüslerin (hava boşluklarının) kişisel özellikler gösterdiği, parmak izleri kadar eşsiz ve değerli oldukları için, kayıp kişilere ait (varsa) kafa röntgenleri ile elde­ki iskelet materyalindeki kafatasının röngten film­leri üstüste (superimpo­zisyon) konularak karşılaştırması yapılır

paraneoplastik pemfigus (paraneoplastic pemphigus) etyolojisinde non-Hodgkin lenfoma, kronik lenfositik lösemi, timoma, bronş karsinomu, az diferansiye sarkomatöz tümörler gibi kanser antijenlerinin tetiklediği otoimmun antikorların etkin olduğu,  bazı hastalarda gizli bir kanserin ilk bulgusu olabilen, mukozanın her alanında hemorajik veziküller ve bunların açılmasıyla oluşan ağrılı erozyonlar saptanan, kanserli hastalarda görülen pemfigus türü

paraneoplastik sendrom (paraneoplastic syndrome) tümörlerin ürünlerinin (sitokinler, prostaglandinler, enzimler, büyüme faktörleri, çeşitli polipeptidler) neden olduğu ateş, iştahsızlık, hormonal bozukluklar, nörolojik sendromlar, eklem hastalıkları, deri lezyonları, vb bulgulardan oluşan çoğu hormonal, immunolojik ya da toksik nitelikte, malign bir tümörün ilk belirtisi olabilen tablo

paranoia persecutoria (par­anoia persecutoria) iz­lendiğini, kötülük yap­mak için fırsat kolladıklarını ve amaçlarına ulaşmak için radyo ve tv sinyallerini kullandıklarını, kıyafet değiştirerek peşinde dolaştıklarını, aralarında onun hakkında konuştuklarını ve gülüştüklerini düşünen hastanın, bu kişi(ler)den kurtulmak için cinayet işleyebilmesi ve/veya emigrasyon belirtisi göstermesi ile karakter­ize paranoya

paranoid (paranoid) para­noyaya benzeyen

 

paranoid kişilik (paranoid personality) huzursuz, şüpheci, geçimsiz, alıngan, şaka kaldırmayan, sevilmediğini düşünen, inatçı, hırslı, huysuz, şikayetçi kişilik yapısı

paranoid şizofreni (para­noid schizophrenia) şizo­freniye özgü bulguların yanı sıra hastanın açıklayamadığı non­sistematik hezeyanlar, halüsinasyonlar ile ka­rakterize şizofreni

paranoya (paranoia) 40-45 yaşlarında başlayan, er­keklerde daha sık görülen, özellikle bir konu/kişi üzerinde yoğunlaşma ile muhake­meyi bozarak sistematik hezeyanlarla beliren, iler­leyici bir şekilde giderek güçlenen, çevresindeki olayları hezeyanları doğrultusunda tefsir eden, kendisine kötülük yapmayı ve aşağılamayı planlayan insan(lar)ın bu­lunduğunu savunan, tüm bu bulgulara zamanla büyüklük hezeyanlarının eklendiği, dikkatin arttığı, hezey­anlarıyla ilgili duygularının güçlü olduğu, emigrasyon belirtisi gösterebildiği, aşırı gurur ve alınganlıkla ka­rakterize tablo

paranoyak (paranoiac) pa­ranoya hastası; paranoya ile ilgili/karakterize

paraphrenia confabula­toria (paraphrenia confabula­toria) gençlik döne­minde beliren, sürekli yeni hikayeler uydur­mayla karakterize akıl hastalığı

paraphrenia expansiva (paraphrenia expansiva) kadınlarda sıkça görülen, yoğun hezeyan­lar içeren akıl hastalığı

paraphrenia hallucinatoria (paraphrenia hallucina­toria) başlangıç döneminde, hastanın in­anmadığı ve hastalık olduğunu düşündüğü, zamanla olaya muha­keme bozukluğunun da eklenmesiyle inanmaya başladığı halüsinasyonların bol olduğu, daha sonra he­zeyanların da belirdiği akıl hastalığı

paraphrenia phantastica (paraphrenia phantastica) dokunma halüsinasyonları, per­seküsyonlar ve neolojiz­min bir arada bulunduğu akıl hastalığı

paraphrenia systematica (paraphrenia systemati­ca) başlangıçta izlenen sistematik hezeyanlar nedeniyle paranoya izle­nimi veren, zamanla halüsinasyonların eklen­diği akıl hastalığı

parapleji (paraplegia) her iki bacağın felciyle karak­terize, beyin/omurilik patolojisi sonucu ya da histerik olarak beliren ta­blo

paraquat zehirlenmesi (paraquat poisoning) bir herbisit olan paraquat ağız yoluyla alınmasıyla mide ağrısı ve kusma ile kara­ciğer ve böbreklerde düzelebilen hasarların oluştuğu, zehirlenmeden 12 gün sonraki geç ev­rede solunum yetmez­liğine bağlı ölümün mey­dana gelebildiği tablo

parasüisid (parasuicide) ciddi boyutlara varan an­cak ölümle sonlanmayan intihar girişimi

paraşütçü kırığı (para­trooper fracture) tibianın arka eklem kenarı ve/ veya malleol kemiğinin dış ya da iç kenarının kırığı

parathion zehirlenmesi (parathion poisoning) bulantı, kusma, karın krampları, tükürük artışı, başağrısı, burun akıntısı, görme ve konuşma bo­zuklukları, dalgınlık, sol­unum güçlüğü, koma tab­losuyla seyreden zehir­lenme

parestezi (paresthesia) duyu kusuru; yanma, iğnelenme ve karıncalanma gibi bir his varlığı

parezi (paresis; paresia) hafif ya da tam olmayan felç

Parkinson hastalığı (Pan­kinson’s disease; parkin­sonism; paralysis agi­tans) genellikle 40 yaş dolayında beliren, yavaş ilerleyen, bir bölümünün nedeni bilinmeyen, bazıları karbon monoksid ve manganez zehirlenme­sine, bazal gangliyonları etkileyen tümörler, bazı ensefalitler, nöroleptik ve psikoterapötik ilaçlar, at­eroskleroz gibi nedenlere bağlı olan, el(ler)de trem­or, ekstremitelerde sert­lik, konuşmada ve hare­ketlerde yavaşlama, heyecan kaybı, vücudun öne doğru eğildiği, hızlı ve acemice yürüme, yürürken kolların yanlar­da ve hareketsiz olması, monoton konuşma, salya akması gibi bulgularla karakterize tablo; bazı ilaçların yan etkisine bağlı olarak ortaya çıkan parkinson tablosunda dilde ve yüzde distoni, huzursuzluk, tekrarlanan dudak-dil-ağız hareketle­ri, koreiform hareketler

parkinson krizi (parkinso­nian crisis) hastanın kıvrık ve hareketsiz bir biçimde durarak çevreyle spontan ilişki kurmadığı, akinetik mutizm izlenen, parkinsonlu hastalarda da görülebilen klinik ta­blo

parkinsoniyan sendrom (parkinsonian syndrome) beyindeki bazı bölgelerinin bilinmeyen nedenlerle etkilenmesine bağlı, kas katılığı, parkin­son yüzü (hareketsiz yüz), yavaş istemsiz tremor, postür bozukluğu ve hipersalivasyonla karakterize sendrom

parosteal sarkom (parosteal sarcoma) tümör hücrelerinin osteoblastik aktivite göstererek osteoid madde üretebildiği mezenkimal hücre kökenli kemik korteksi yerleşimi gösteren habis tümör

parşömen plağı (parch­ment plate) deride ölüm­den sonra sıvı kaybı so­nucu oluşan, kuru­, kırmızımsı renkli alan

parulis (parulis) Streptococcus mutans, Staphylococcus epidermidis, Staphylococcus aureus, Porphyromonas, Actinomycoses, Bacteroides ve Fusobacterium gibi canlı etkenlerin neden olduğu, genellikle periapikal ve periodontal infeksiyonlar sırasında meydana gelen ve fistülleşme eğilimi gösteren bir abseden kökenli, fistül kanalının ağız mukozasına ulaştığı yerde sarımsı-kırmızı renkli kubbe biçiminde oluşan kabarıklık

pasif-agresif kişilik (pas­sive-aggressive personali­ty) inatçılık, dik kafalılık, ısrarcılık davranışlarını çocuksu bir nitelikte iş yavaşlatma, güçlük çıkarma, yorgunluk gerekçelerini gösterme şeklindeki kişilik bozukluğu; bulgular aile içinde belirgin, dış ortamda bastırılmış nitelik taşır

pasif depandan kişilik (passive-dependent per­sonality) çocuksu, olgun­laşmayan,         ümitsiz, sürekli olarak bağlanabileceği ve kendi­sini koruyabilecek birini arayan kişilik 

paternite (patternity) ba­balık

patern algılama reseptörleri (pattern recognition receptors; PRRs) çoğu canlı etkenin farklı yapılardaki antijenlerini özgün biçimde algılayabilen, canlı etkenlerin antijenik niteliklerini anında algılayabilen, antijenin türüne ve niteliğine göre sitokinlerin ve kemokinlerin salgılanmasını yönlendirerek T-lenfositlerin aktivasyonunu sağlayan, ağız mukozasındaki keratinositlerin ve dendritik hücrelerin yüzeyleri ile fagositlerin ve NK hücrelerinin membranlarında bulunan reseptörler

patlama (blast injury; explosions) ​patlama zararları; patlamalarda basınç önce birden yükselir ve bunu birden düşme izler; atmosfer basıncındaki yükselmenin hava ile iletimindeki lezyonlar bir yönden gelen kamyon çarpmasındaki gibidir (toraks sıkışır, karın içi basıncı yükselir, solid organlar yırtılır ve kanamalar, akciğerlere gelen yüksek basınç alveolleri yırtar ve gaz embolizmi meydana gelebilir; suya dalmış olanlardaki basınç yükselmesi su ile vücudun her tarafını eşit olarak etkiler, toraks ve karın organlarında yırtılmalar olur, yüksek ba­sınçlı su anüsten girerek bağırsakları patlatabilir, suda dik duranlarda özellikle karın organlarında yırtılmalar olur, yatar durumdakilerde basınç insanı su dışına atar ve önemli zararlar olmayabilir; katı cisimlerle iletilen patlamaların sonuçları yüksekten düşmeyi andırır, gemi ambarındaki ya da çok katlı bir yapının alt katındaki bir pat­lamada üst katlarda bulunanlarda özellikle bacaklarda kırıklar meydana gelir

patlama kırığı (blow-out fracture)travmatik bir güçle artan intraorbital basınç sonucu oluşan kırık; orbita tabanına özgü, orbita sınırları bo­zulmaksızın oluşan, çoğu kez yüz kemiklerinin kırıkları ile birlikte oldu­ğundan saf hali seyrek görülen fraktür şekli

 

patlama yaraları (blast in­juries) vücudun hızla fırlayarak bir yere çarpması, uçan katı ci­simlenin vücuda girmesi, ısı bölgesine yakın olan kişilerde yanıklar, güçlü ses dalgalarının oluşturduğu kulak yırtıl­ması, akciğer patlaması, vb zararlar

 

patogenez (pathogenesis) bin hastalığın gelişme süreci içerisindeki tüm olaylar

patognomonik (pathogno­monic) bir hastalığın tanısını koyduran çok önemli ve tipik bulgu/veri

patojen (pathogen; patho­genic) hastalık yapma yetisi olan

patoloji (pathology) hastalıkları inceleyen bilim dalı

patoloji, genel (general pathology) hastalıkların nedenlerini, ortaya çıkışlarını ve organlarda saptanan değişikliklerin temel ilkelerini tanımlayan bilim dalı

patoloji, sistemik (systemic pathology) organ patolojisi; her bir sistemdeki ya da organdaki hastalıkların nedenlerini, ortaya çıkışlarıni ve organlarda saptanan değişikliklerin özgün niteliklerini tanımlayan bilim dalı

patoloji, temel (basic pathology) genel patoloji; hastalıkların nedenlerini, ortaya çıkışlarını ve organlarda saptanan değişikliklerin temel ilkelerini tanımlayan bilim dalı

patolojik (pathologic) has­talıkla ilgili; hastalıklı

patolojik asfiksi (patholog­ical asphyxia) solunum havasındaki oksijen mik­tarının ya da basıncının azlığı, kan hastalıkları, akciğer hastalıkları, kalp has­talıkları, karbon monok­sid zehirlenmeleri, kan akımının yavaşlaması gibi koşullarda ortaya çıkan asfiksi; iç asfiksi; açık asfiksi

 

patolojik dislokasyon (pathologic dislocation) paralizi, sinovit, infek­siyon ve diğer has­talıkların neden olduğu eklem çıkığı

patolojik fraktür (patho­logic fracture) tümör, ke­mik yumuşaması, oste­omyelit, osteoporoz ve benzeri kemik has­talıklarının etkisiyle zayıflamış olan kemiğin kendiliğinden kırılması; sekonder kırık; spontan fraktür; sekonder kırık

patolojik hiperplazi (pathologic hyperplasia) genellikle iç salgı bezlerinde, kan hormon düzeylerinin etkisiyle oluşan büyüme; karaciğer sirozundfa ya da östrojen verilen erkek hastalarda memelerin büyümesi (gynecomastia); menopoza giren kadınlardaki endometrium hiperplazisi

patolojik hipertrofi (patholgical hypertrophy) dokularda bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan büyüme; hipertansiyon hastalarındaki kalp büyümesi; kalıtsal kalp hastalığı olan hipertrofik kardiomyopati (patholgical hypertrophy) dokularda bir hastalık nedeniyle ortaya çıkan büyüme; hipertansiyon hastalarındaki kalp büyümesi; kalıtsal kalp hastalığı olan hipertrofik kardiomyopati

patolojik ölüm (pathologi­cal death) bir kişinin kendisinde bulunan he­rhangi bir hastalık ya da bu hastalığın komplikas­yonları ile ölmesi

pederasti (pederastie) bir erkeğin diğer bir erkekle anüs yoluyla cinsel ilişkide bulunma isteği

pedofili (pedophilia) çocuklara karşı cinsel düşkünlük; bir erişkinin çocukla cinsel ilişki isteği ya da ilişkide bu­lunması; sübyancılık

pemfigoid (pemphigoid) skuamöz epitelin bazal hücreleri ile altındaki bağ dokusu arasındaki bazal membran zonu komponentlerine karşı oluşan çoğunlukla IgG kökenli otoantikorların neden olduğu, bazal membran parçalanması sonucu beliren veziküllerin saptandığı otoimmun hastalık

pemfigoid ilaç reaksiyonu (pemphigoid drug reactions) pemfigoid ilaç reaksiyonları; thiol içeren ilaçlar furosemide, sülfonamid türevleri, NSAID'ler, antiromatizmal ilaçlar, kardiyovasküler sistem ilaçları, vb ilaçların neden olduğu, ağız mukozasında ve deride veziküller ile dişetlerinde yerel ya da yaygın eritem ve erozyonların görüldüğü, pemfigoid lezyonlarını anımsatan tepki

 

pemfigus (pemphigus) skuamöz epitelin spinal hücrelerin birbirlerine yapışmasını sağlayan desmoglein 1 ve desmoglein 3 gibi komponentlere karşı oluşan otoantikorların neden olduğu,  oral mukoza lezyonlarında daha çok desmoglein 3 otoantikorlarının etkisi görülen, desmozomların çözülmesiyle spinal hücreler arasındaki bağlantının yitirilmesi (akantoliz) ve intraepitelyal (intraepidermal) ayrışmalar sonucu veziküllerin ve büllerin oluştuğu, etyolojisi bilinmeyen ancak thiol içeren ilaçlar (penicillamine, captopril, enalapril, vd), aşırı sarımsak tüketilmesi, östrojen düzeyinin yükselmesi, bazı otoimmun hastalıklar (SLE, romatoid artrit, myasthenia gravis), HHV8 infeksiyonları ve sigara gibi etmenlerin tetikleyebildiği otoimmun hastalık

pemfigus vulgaris (pemphigus vulgaris) 40-60 yaşlarında, kısa sürede erozyonlara dönüşen veziküllerden oluşan, ilk lezyonların ağız mukozasında (yanak mukozası, damak, dudaklar) belirmesiyle karakterize, bir süre sonra deri lezyonlarının da belirdiği pemfigus türü

penetran (penetrant) de­rinlere işleyebilen; doku­ların derinliklerine giren

penetran yara (penetrating wound) batıcı-delici ci­simler, mermi çekirdekleri, cam, vb et­kilerle meydana gelen, deri ve derialtı dokularını aşarak derinlere inen yara

penetrasyon (penetration) girme; derinlere inme

perforin (perforin) CD8+ lenfositlerinin ve NK lenfositlerinin üretebildiği, hedef hücrelerin (virüsle infekte hücreler, kanser hücreleri) çeperlerini delebilen glikoprotein

perforan (perforating) deri ve derialtı dokularını aşarak derin­lere inen, organları delen

 

perforasyon (perforation) delinme; delik; açıklık

perfüzyon (perfusion) içine süzülme; kan, lenf ve doku sıvılarının değişimi; kan ve lenf sıvısı içeriğinde erimiş olan kimyasalların  dokulara ve organlara süzülmesi ya da damarlara dönmesi; damar yolu ile kan ve sıvı verilmesi

perfüzyon indeksi (perfusion index) dolaşımın perfüzyon gücünü belirleyen hesaplama

perfüzyon basıncı (perfusion pressure) kan ve doku sıvılarının değişimini sağlayan bir arteryel basınç

periapikal abse (periapical abscess) dik köklerinin uç bölgesinde oluşan, birden fazla anaerob mikroorganizmanın neden olduğu, apikal periodontal membranda genişleme ile hafif kemik erimesine bağlı sınırları belirsiz küçük litik lezyon

periapikal infeksiyon (periapical infection) genellikle yaş gangren niteliği gösteren, diş köklerinin uçlarında pulpa nekrozunun komplikasyonu olarak meydana gelen akut (periapikal abse) ya da kronik infeksiyon (apikal granülom)

periapikal kist (periapical cyst) apikal periodontal kist; diş apeksi periodonsiyumundaki yangısal tepki nedeniyle oluşan apikal granülom içinde kalan Malassez epitel artıklarının proliferasyonuyla oluşan iç yüzü skuamöz epitelle döşeli, büyüdükçe çene kemiğinde ekspansiyon yapan odontogen kist

periapikal sement displazisi (periapical cemental dysplasia) periapikal semento-osseöz displazi; çoğunlukla altçene kesici dişlerin periapikal bölümlerinde görülen, genellikle multipl, çoğu sessiz, radyolojik incelemede kesici dişlerin apeksinde radyopak damlacıklar biçiminde görülen sement ya da sement-osteoid madde karışımı oluşumlar içeren olgu

periferik nöropati (periph­eral neuropathy) sensor­yal, motor, refleks ya da vazomotor sinirlerin fonksiyonlarının biri ya da birkaçını ilgilendiren, travma, kanama, damar hastalıkları, infeksiyon hastalıkları, kanserler, kronik açlık, vi­tamin eksiklikleri, alko­lizm, hemodializ, dia­betes mellitus gibi nedenlerle oluşan, ağrı, güçsüzlük, parestezi, vb bulgularla karakterize bo­zukluk

perifokal ödem (penifocal oedema) güçlü bir olayın çevresinde meydana ge­len ödem

perikard effüzyonu (pericardial effusion) perikard boşluğuna kalp yetmezliğinde berrak ya da çilek suyu renginde seröz sıvı, künt toraks travmasında kanlı-seröz (serosanguinöz) sıvı,  mediastinal tümörlerde lenfatiklerin tıkanması sonucu oluşan ve lipid damlacıkları da içeren şilöz (chylous) sıvı birikmesi

perikardit (pericarditis) kalbi ve mediasteni etkileyen patolojilerin (MI, cerrahi girişim, travma, radyasyon, komşu tümörler ve infeksiyonlar) komplikasyonu olabilen, akut tipleri genellikle virus kökenli olan, kronik tipleri tüberküloz ve mantar infeksiyonlarında görülen perikard yangısı

 

perinatal (perinatal) doğumdan kısa bir süre öncesini ve sonrasını kap­sayan zaman dilimi; gebe­liğin 20-28. haftaları ile doğumdan sonraki 7.-28. günler arasındaki dilim

 

perinatal hipoksidoz (peri­natal hypozidosis) bir bebeğin doğuşu ile ilk bağırması arasındaki sürenin uzaması halinde­ki asfıksiye bağlı olan, yaşamın ilk günlerinde bilinçsizlik ve kramplar, sürekli lezyonların varlığında zeka geriliği ve beyin fonksiyon bozukluklarıyla karakterize ta­blo

periodontit (periodontitis) periodontitis; dişleri kuşatan dokuların yangısı; periodontal ligamanların yıkımı, alveol kemiği yitirilmesi ve sement dejenerasyonu ile başlayan, osteomyelite dönüşebilen, aterosklerozun ivmesini arttıran, infektif  endokardit kaynağı olabilen, beyin abselerinin oluşabileceği periodontal infeksiyon

periodontitis, diabetik (diabetic periodontitis) diabetik periodontitis; ağız hijyeni bozuk olan diabet hastalarında görülen, diabet tablosunu ağırlaştırabilen, periapikal infeksiyonun kemiği etkileyerek osteomyelite dönüşmesi olasılığı yüksek olan, Gram (-) bakterilerin neden olduğu periodontal infeksiyon tablosu

periorbital (perionbital) göz çevresinde bulunan

periosteal sarkom (periosteal sarcoma) tümör hücrelerinin osteoblastik aktivite göstererek osteoid madde üretebildiği mezenkimal hücre kökenli periost yerleşimi gösteren habis tümör

peripartum (peripartum) gebeliğin son ayı ve doğumdan sonraki ilk birkaç ayı kapsayan za­man dilimi

perisit (pericyte) damarların çevresinde bulunan, fibroblastların ve düz kas hücrelerinin niteliklerini içeren, kontraksiyon yetileri olan mezenkimal hücreler

permanent hücre (permanent cell) myokard ve nöronlar gibi mitoz evresine girebilme yetisini önemli ölçüde yitirmiş, ortadan kalktıklarında yerlerinin fibrozis ya da gliozis ile doldurulduğu hücre türü

pernisiyöz anemi (pernicious anemia) otoimmun hastalıklarda ya da yaşlılarda midenin parietal hücrelerinde ortaya çıkan sayı azlığı (atrofik gastrit) nedeniyle intrinsik faktör üretiminin bozulması sonucu ortaya çıkan vitamin B12 eksikliğine bağlı megaloblastik anemi türü
 

perseküsyon (persecution) hastanın, bir kişi ya da insan grubunun kendi­sine düşman olduğuna, aşağıladığına, kendisini rezil etmeye ya da öldürmeye çalıştığına in­anma, kurtulmak için yer değiştirme, ancak yeni yurdunda da bu tür dav­ranışlarla karşılaştığını iddia etme; saplantı

perseküsyonlu paranoya (paranoia persecutonia) özellikle bazı kişilere per­seküsyonla karakterize paranoya

perseküte (persecute) per­seküsyon tablosu içinde bulunan kişinin hastalık halini niteleyen tanımlama; saplantısı olan

 

pestisid (pesticide) zararlı hayvanları ve bitkileri öldürmek amacıyla üretilen çoğu tarımda kullanılan zehirler

peteşi (petechia) deri, mukoza ve seröz zarlarda oluşan 1-2 mm çapında, üzeri düz, yuvarlakça kanamalar

peteşiyal (petechial) peteşial; peteşi özelliği taşıyan

Philadelphia kromozomu (Philadelphia chromosome; Ph1) lösemilerde saptanan normalden oldukça küçük olan kromozom 22 

Pierre Robin sekansı (Pierre Robin sequence) glossoptozis, mikrognati ve damak yarığı (olmayabilir) bulgularından oluşan konjenital anomali kompleksi

pigmante nevus (nevus pigmentosus) deri ve mukozaların 3 türü (intradermal, bileşik, junctional) olan melanositik hücre kökenli selim tümörleri ya da hamartomatöz oluşumları

 

piknoz (pyknosis) piknozis; ölmekte olan hücrenin çekirdeğinin küçülmesi ve koyu renkli boyanması

piknodisostozis (pyknodysostosis) gelişme geriliğine bağlı boy kısalığı, kısa ve kalın parmaklar, kafatası eklemlerinde kaynaşma geriliği ve brakisefali, kemiklerde yaygın skleroz ile uzun kemiklerde spontan kırıkların saptandığı, çene-yüz bölgesinde altçenede osteomyelit, periapikal kemik yoğunlaşmaları, her iki çenede hipoplazi ve maloklüzyon bulguları izlenen otosomal dominant geçiş gösteren kalıtsal sendrom

Pindborg tümörü (calcifying epithelial odontogenic tumor; CEOT; Pindborg tumor) kireçlenen epitelyal odontogen tümör; çoğu altçenede, kemik içi (santral) ve dişeti (periferik) yerleşimleri gösterebilen, santral olgularda içinde gömük diş bulunan uniloküler litik bir lezyonun saptandığı, yavaş büyüyen ancak yerel agresif özellikler gösterebilen, yer yer amiloide benzer eozinofil bir madde içerebilen, bazıları kireçlenen poligonal tümör hücrelerinin oluşturduğu tümör

pirojen sitokinler (pyrogenic cytokines) çoğunlukla yangı ya da infeksiyon hastalığı salınan ve hipotalamustaki denetim mekanizmasının işlevlerini aksatarak hipertermiye neden olan medyatörler

piromani (pyromania) ateş yakma, yangın çıkarma gibi eylemlerle sonlanan kompulsif davranış

piroptozis (pyroptosis) infeksiyon hastalıklarında, ateş nedeniyle aktive olan cytokine'nin neden olduğu caspase aktivasyonu ile gerçekleşen hücre ölümü

pitiatizm (pithiatism) kandırılmaya eğilimi olma özelliği içeren tablo

pitiyatik depresyon (de­pression pithiatique) ruhsal bir şok sonrasında beliren, gösteri intiharları girişimlerine rağmen yaşama isteği bulunan, bakımlı, iyi giyinen, teda­viye yanıt veren histeri tipi

piyemi; pyemi (pyemia) abse odağındaki elemanların kan dolaşımıyla vücuda yayılması sonucunda ateş, titreme, terleme ve çeşitli organlar­da yeni abse oluşması

piyemik (pyemic) piyemi sonrası meydana gelen; piyemi ile ilgili

piyemik abse (pyemic ab­scess) pyemi sonrasında çeşitli organlarda oluşan küçük abse odakları

plagiosefali (plagiocephaly) kraniyal eklemlerin bir bölümünün erken kapanması sonucu oluşan asimetrik kafatası

plazma hücreli granülom (plasma cell granuloma) dişeti, dudak ve yanak mukozasında görülen, mikroskopisinde poliklonal nitelikli plazma hücreleri ön planda olduğu reaktif hiperplazi türü

plazma hücresi (plasma B-cells; plasma cell; plasmocyte) T-lenfositlerinin (özellikle CD4+) ürettiği sitokinlerin ya da etkin bir antijen (lipopolisakkaridler, stafilokok kökenli protein A, CMV, EBV) etkisiyle B-lenfositlerindeki klonal proliferasyon sonucu oluşan ve immunoglobulinleri üretme yetisi kazanan, kronik yangılarda lenfositlerle birlikte ön planda görülen hücre

pleomorfik adenokarsinom (pleomorphic adenocarcinoma); malign mikst tümör; genellikle parotiste ve küçük tükürük bezlerinde ortaya çıkan,  parotis tümörlerinin uzun süredir bulunan ancak tedavi görmeyen ya da tedaviden sonra birkaç kez residiv yapmış pleomorfik adenomlardan kaynaklandığı bilinen, bazı olgularda epitelyal ve mezenkimal komponentlerin ikisinde de malignite bulguları saptanabilen (karsinosarkom), servikal lenf düğümleri, akciğer ve kemik metastazları olabilen kanser

 

pleomorfik adenom (pleomorphic adenoma) mikst tümör; parotiste oldukça sık rastlanılan, yavaş büyüyen ve kilogram ağırlığına ulaşabilen ağrısız bir kitle oluşturan, düzenli bir kapsül içermeyen,  tükürük bezi duktus epitel hücreleri ile myoepitel hücrelerinden oluşan alanlarda onkositik, skuamöz ve sebaseöz metaplazinin görülebildiği, yer yer miksoid, kondroid ve osteoid elemanlar içerebilen, tükürük bezlerinin en sık görülen tümörü

plumbizm (plumbism) bkz kurşun zehirlenmesi

pnömokonyoz (pneumoc­oniosis) akciğerlerin toz hastalığı; çevredeki dış ortamdan gelen tozların akciğer dokusunda birik­erek oluşturduğu has­talıklar grubu; akciğerlerde kömür tozları, demirli ve silisyumlu tozlar, berilyum tozları ve asbest tozlarının solunmasıyla oluşan genellikle meslek hastalığı olarak saptanan tablo

pnömoni, akut (acute pneumonia) streptococcus pneumonia, aemophilus influenza, moraxella catarrhalis, staphylococcus aureus, legionella pneumophilia, klebsiella, pseudomonas, streptococcus agalactiae (yenidoğanda), bacillus anthracis (biyoterrörizm) gibi canlı etkenlerin neden olduğu, akut yangı bulgularının ve komplikasyonlarının saptandığı akciğer yangısı
 

pnömoni, aspirasyon (aspiration pneumonia) aspirasyon pnömonisi; bilinç bozukluğunda (anestezi, alkolizm, narkotik maddeler, epileptiform nöbetler, felç, kafa travması, vd), özofagus patolojileri, reflü, nörolojik hastalıklar gibi nedenlerle mide içeriğinin, diş hekimliği girişimlerinde (endodontik tedavi, diş çekimi, periodontal infeksiyon, vd) bakteri içeren partiküllerin solunum yollarına kaçması sonucu oluşan, bronkojen abselerin ve gangrenleşmelerin görülebildiği pnömoni

pnömoni, aşırıduyarlılık (hypersensitivity pneumonia) aşırıduyarlılık pnömonisi; kuş tüyleri proteinleri ve tarımsal tozları ile ısıtma sistemleri tozlarının yoğun olduğu işyerlerinde, yüzme havuzlarında, vb ortamlarda çalışanlarda ya da yaşayanlarda görülen, antijen niteliği taşıyan canlı etkenlerin ya da partiküllerin solunmasıyla ortaya çıkan, Tip III ve Tip IV aşırıduyarlık reaksiyonları kombinasyonu olarak berliren, akut olgularda bronşiyollerde ve alveollerde nötrofiller, kronik olgularda nekrozsuz granülomlar saptanan pnömoni

pnömoni, atipik (atypical pneumonia) atipik pnömoni; bebeklerde (özellikle prematüreler), konjenital kalp hastalıkları ile kronik akciğer sorunları olanlarda ve immun yetmezlik bulguları gösteren hastalarda saptanan, sekonder infeksiyonların eklenebildiği, güçlü solunum yetmezliği bulguları içeren mycoplasma ve respiratory syncytial virus (RSV) infeksiyonları

pnömoni, bakteriyel (bacterial pneumonia) bakteriyel pnömoni; ağız boşluğu florasındaki canlı etkenlerin (Actinobacillus actinomycetemcomitans, Fusobacterium türleri ve Porphyromonas gingivalis) akciğer parenkimine ulaşarak neden olduğu, genellikle immunosupresyon, yıkıcı hastalıklar, intübasyon, sigara kullanımı, güçlü antibiyotik tedavisi, uzun süreli yatalak kalma, büyük cerrahi girişimler, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, konjestif kalp yetmezliği, diabetes mellitus gibi risk faktörlerini taşıyan bireylerde saptanan, diş hekimliğinde aspirasyon pnömonisi olarak tanımlanan tipinin önem kazandığı akciğer yangısı

pnömoni, diş hekimliğinde (aspiration pneumonia in dentistry) diş hekimliği aspirasyon pnömonisi; ağız boşluğunda, maksiller sinüslerde ve farinkste bulunan canlı etkenlerin akciğer parenkimine ulaşması ve kolonizasyonu ile ortaya çıkan, Streptococcus pneumonia, Mycoplasma pneumonia ve Haemophilus influenza gibi önce farinkste yerleşen, ağız hijyeni kötü olanlarda diş plaklarında tutunabilen ve uygun koşulları bulduğunda akciğer parenkimini infekte edebilen etkenlerin yanı sıra diş plaklarındaki, gangrenli dişlerden kopan infekte partiküllerin ve periodontal infeksiyon eksüdasındaki anaerop bakterilerin solunum yoluna kaçarak akciğerlere ulaşmasıyla oluşan, bronkojen abselerin ve gangrenleşmelerin oluşabildiği bakteriyel pnömoni türü

 

pnömoni, inhalasyon (inhalation pneumonia; community acquired pneumonia) inhalasyon pnömonileri; solunum havasındaki canlı etkenlerin solunmasıyla bulaşan (damlacık infeksiyonu), bakterilerin ya da virüslerin neden olduğu akciğer yangısı

 

pnömoni, konjenital (congenital pneumonia) konjenital pnömoni; fetüse annedeki bakteriyemi sırasında hematojen yolla gelen canlı etkenlerin, fetüsün amnion sıvısını aspire etmesi ya da doğum sırasında doğum kanalındaki infekte materyali aspirasyonu ile ortaya çıkan pnömoni

pnömoni, kronik (chronic pneumonia) lkronik pnömoni; nocardia, actinomyces, mikobakteriler gibi canlı etkenlerin neden olduğu, kronik-granülomlu pnömoniler

 

pnömoni, nekrotizan (necrotising pneumonia) nekrotizan pnömoni; nekrozlu pnömoni; akciğer gangreni; staphlyococcus aureus, klebsiella, streptococcus pyogens ve bazı anaerobik canlı etkenlerin neden olduğu, akciğerde gangrene neden olan yangı

 

pnömoni, nozokomiyal (nosocomial pneumonia) hastane infeksiyonu pnömonileri; hastanede yatan hastalarda görülen gram negatif çomaklar (e. coli, pseudomonas, enterobacter, serratia), staphlyococcus aureus ve bazı virüslerin (adenovirus, influenza A ve B, parainfluenza, RSV) neden olduğu pnömoniler

pnömoni, oportunistik (opportunistic pneumonia) oportunistik pnömoni; bağışıklık sisteminin güçsüzleştiği bireylerde escherichia coli, pseudomonas aeruginosa, candida albicans, histoplasma capsulatum, coccidioides immitis,, cryptococcus neoformans, aspergillus, pneumocystis jiroveci gibi çıkarcı etkenlerin neden olduğu pnömoni 

pnömotoraks (pneumoth­orax) plevral boşlukta gaz(hava) bulunması; plevra yaprakları arasındaki boşluğa hava girmesiyle karakterize, kesici alet-ateşli silah ya­ralanmalarında, kaburga kırıklarında, torakotomi sırasında, diafragma yırtıklarında, tüberkü­lozlularda görülen, ani göğüs ağrısı ve soluklanamama ile siyanoz bulgu­ları içeren tablo