Sa-Sı

sabit ekimoz (fixed ecchy­mose) travmamın geldiği bölgede oluşan ve yer değiştirmeyen morluk

sabunlaşma (saponifica­tion; adipoccere) durgun su içinde ya da nemli/­havasız mezarda bulunan şişman ölümün vücudundaki yağların çevredeki madensel tuz­larla birleşmesi sonra­sında ortaya çıkan, çürü­menin durması ve vücut bütünlüğünün bozulmamasıyla karakterize olgu

sadistik kişilik (sadistic personality) sadizm özellikleri içeren kişilik yapısı

sadizm (sadism) cinsel ey­lemleri sırasında partre­nine acı çektirmekten cin­sel keyif alan ve ancak bu şekilde hazza ulaşabilmeyle karakterize parafili türü davranış biçimi; antisosyal kişilikten farkıl olarak acı çektirdiği kişiye önem vermesi ve acı çekmesinden haz duyması

sadomazohistik (sadoma­sochistic) sadistik ve mazohistik nitelikleri olan; sadomazoşizm niteliğindeki kişilik bozukluğu

sadomazoşizm (sadomaso­chism) sadizm ve mazo­şizm komponentlerinin bir arada bulunduğu sapıklık

 

safizm (sap­phism; tribatisme) iki kadının birbiriyle cinsel haz alacak şekilde ilişkide bulunması; zürafe; sevicilik; lezbiyen­lik

Sakoda kompleksi (Sakoda complex) sfenoetmoidal ensefalomeningosel, corpus callosum agenezi ve yarıkların (orta çizgi yarıkları; dudak ve damak) saptandığı tabl

salisilat zehirlenmesi (sa­licilate poisoning) yüksek dozda alınan as­pirinin neden olduğu, baş dönmesi, başağrısı, kulak çınlaması, karın ağrısı, mide yanması, bulantı, terleme, solunum artışı, uyuklama, mide kanaması ve koma ile karakterize tablo

 

sanrı (haflucination; hallu­cinatio) halüsinasyon

santral karsinom, primer (primary central carcinoma) primer santral karsinom; odontogenezisin değişik aşamalarında ortaya çıkan epitel kalıntılarından kökenli, bir bölümü önceki odontogen kistin epitelinden gelişebilen, çoğu kez altçenede oluşan ve parestezi ve anestezi bulguları ile servikal lenf düğümlerine metastaz yapan, çok ender rastlanan skuamöz hücreli karsinom

SAPHO sendromu (SAPHO syndrome) sinovit, akneler, püstüller (püstüler psöriazis), hiperostozis, osteit bulguları, mandibulada diffüz sklerozan osteomyelit bulguları saptanabilen sendrom

sarhoşluk (drunkenness) kandaki düşük alkol düzeyinin oluşturduğu tablo; hafif alkol intoksikasyon; 0.1-1 pro­mil=kontrol kaybı, cesa­ret artışı, konuşkanlık, kararsızlık; 1-2 promil= iş yapamama, konuşma ve koordinasyon bozuk­luğu; 2-3 promil= denge kaybı, ağrı duyusunda azalma, görme bozukluk­ları; 3-4 promil= disso­siyasyon, stupor, koma; 4 promil ve fazlası= koma (ölüm)

sarkoidozis stomatiti (oral sarcoidosis) etyolojisi kesin olarak bilinmeyen, mediastinal lenfadenopatinin ön planda olduğu, akciğer dokusunun etkilenmesiyle pulmoner hipertansiyon, solunum yetmezliği ve cor pulmonale tablosunun belirdiği, dişetleri, yanak mukozası, damak ve dudak lokalizasyonu gösteren nodüllerde ülserleşmeler ile dişlerde sallanmalar ve dökülmelerin saptanabileceği granülomatöz yangı

sarkom (sarcoma; sa) epitel-dışı dokulardan kökenli kanser 

sarsılma (commotion; commotio) bazı organların işlevlerinde birden sarsılmaya bağlı olan, yapısal bir bozukluk olmaksızın beliren bozulma

savaş nörozu (war neuro­sis) cephedeki kişilerde görülen psikiyatrik belir­tileri tanımlayan kavram

savunma yaraları (defence injuries) saldırıya uğrayan kişinin kendini savunma gayreti içerisinde bulunduğu sırada aldığı, genellikle ellerde ve kollarda görülen yaralar

schwannoma, malign (malignant schwannoma) malign nörinal tümör; malign periferik sinir kılıfı tümörü; schwann hücrelerinden kökenli, servikal ve brankial sinir pleksusları ile nervus trigeminalis’te görece sık saptanan, bir bölümü Tip 1 nörofibromatozis kökenli sarkom

schwannoma, oral (oral schwannoma) oral schwannoma; nörinom; dil, damak, ağız tabanı, dişetleri, yanak ve dudak yerleşimi sıkça görülen, periferik sinir kılıflarındaki schwann hücrelerinden kökenli, düzenli kapsülleri bulunan iyi huylu tümörler

scrofulo (scrofula) skrofula; servikal adenit tüberküloz

scrofuloderma (tuberculosis cutis colliquativa; scrofuloderma) scrofulo’daki lezyonların boyun derisine fistülleşmesi

sedatif (sedative) aktivi­teyi ve uyanıklığı bastıran; sakinleştirici

sekonder sterilite (secon­dary sterility) bir has­talık sonrasında meyda­na gelen, genellikle tedavi edilebilen kısırlık

sekonder şok (secondary shock) yavaş gelişen, da­marların dilatasyonu, akut kalp yetmezliği, kanama, dehidratasyon gibi nedenlerle ortaya çıkan, klinik bulguları primer şoka, tedavi edil­mezse ölümle sonlanabil­en tablo

 

seksiyo (sectio; section) bistüri ile kesme işlemi; sezaryenle doğum yapma

 

seksüel (sexual) cinsel; cinsellikle ilgili

seksüel asfiksi (sexual as­phyxia) transvestizm, pornografik ortam yaratarak otoerotik uyaran oluşturma, boynuna bağ takarak ya da kafasına naylon torba geçirerek meydana getirilen geçici hipoksi sırasında mey­dana gelen ve ölümle sonlanabilen, cinsel haz almaya yönelik asfiksi; otoerotik asfiksi

selektin (selectin) P-selektin, E-selektin, L-selektin; trombosit ve endotel yüzeylerinde bulunan medyatör grubu

sementikel (cementicle) periodontal membranda saptanan küre biçiminde, ortasında dejenere epitel kalıntıları olabilen kalsifiye sement kürecikleri

sementleşen fibroma (cementyfing fibroma) sınırları belirgin ve yer yer yoğunlaşan granüllü yapıda kireçlenme alanları içeren litik lezyonun mikroskopik incelemesinde, mononükleer genç mezenkim hücrelerinden yapılı bir fibroma komponenti içerisinde yer yer yoğunlaşan, bazı alanlarda serpilmiş olarak bulunan sementikeller saptanan tümör

sementoblastoma (cementoblastoma) gerçek sementoma; periodontal membranı oluşturan mezenkimal dokudan kökenli, büyük tümörlerde patolojik kırık görülebilen, radyolojisinde diş köküne yapışık, litik ve sklerotik alanlar içeren 2-4 cm çapında yuvarlakça bir oluşumun saptandığı, mikroskopik incelemesinde fibroblastik hücrelerden ve damardan zengin bir zeminde yoğun olarak üretilen ve çevresinde bir dizi aktif sementoblastlar bulunan, birbirleriyle anastomozlar yapan sementoid doku bandlarının bulunduğu tümör

semento-ossifying fibroma, jüvenil (juvenile cemento-ossifying fibroma) jüvenil semento-ossifying fibroma; çocuklarda görülen, osteoblastik ve sementoblastik aktivitenin çok güçlü olduğu ve sık sık residiv yapan fibroma

sementosarkom (cementosarcoma) sementoblastik sarkoma; hızlı gelişen, aşırı agresif, periost reaksiyonu oluşturmayan, mikroskopisinde pleomorfizm gösteren mezenkimal doku içerisinde genellikle sementoid madde adacıklarının saptandığı, atipik mezenkimal hücrelerin sementoid madde adacıklarının çevresinde dizilişlerinin sementoblastları anımsattığı, öncelikle akciğerlere metastaz yapan, ender görülen bir kanser

semer kırığı (pillion frac­ture) motorsiklet sürücü­sünün arkasında oturan kişinin, bir çarpışma sıra­sında femurunun alt ucunda meydana gelen, kondillerin şaftın gerisine doğru deplase olduğu T şeklindeki kırık

semptom (symptom; symptome; symptoma) hastalık ya da sendrom belirtisi; has­talığın ya da sendromun varlığını gösteren belirtiler

 

semptomatik (symptomat­ic) hastalık belirtisi nite­liğinde; bazı belirtileri olan

sendrom (syndrome) gen­ellikle bir arada bulunan semptomlar topluluğunun oluşturduğu tablo

senestopati (cenestopa­thy) vücudun hangi bölgesinde olduğu tanımlanamayan ra­hatsızlık ve buna bağlı huzursuzluk hali

senestopatik halüsinas­yon (cenesthopathic hallucination) içorganlarının yetersiz çalıştığı/çürüdüğü/yer değiştirdiği/çalındığı şeklindeki ifadelerle tanımlanan halüsinasyon

senil (senile) yaşlı; yaşlılık bulguları olan kişi

senil deliryum (senile delir­ium) sıklıkla yaşlılıkta görülen ve akut olarak başlayan, oryantasyon bozuklukları, huzursuz­luk, uykusuzluk, halüsinasyonlar ve amaçsız davranışlarla karakterize, bazan yaşlılık psikozuyla birlikte olan tablo

 

senil demans (dementia senilis) genellikle 65 yaşın üzerindeki kişilerde, önceleri hafıza kusurları, zamanla tüm akli fonksiyonlarda geri­leme ve çökme ile gelişen, ilerleyici nite­likte olan, karakter değişikliği, huysuzluk, ir­ritabilite, egoizm, püerilizm, çevresindeki yeniliklerden ve değiş­melerden korkmak, teşhircilik, pederastik/hiperseksüel/homoseksüel davra­nışlar, hırçınlıklar, para­noid fikirler gibi bulgularla karakterize akli arıza

senil psikoz (senile psy­chosis) depresyon, para­noid fikirler ve halüsinasyonların eşlik ettiği bunama hali

senilite (senility) yaşlılık

senilis (senilis) yaşlılıkla ilgili; yaşlılığa ait; yaşlılık nedeniyle olan

senkop (syncope) kan gör­me, korku, heyecan, güçlü ağrı, diabet, kalp hastalıkları, antihipertansif ilaçlar, yakası sıkı gömlek basısı, anemi, hipoglisemi, bar­bitürat zehirlenmesi, aşırı alkol alınması, serebral ateroskleroz, kafa trav­ması, beyin tümörü, bey­in damarları anomalileri, serebral iskemi gibi nedenlerle ortaya çıkan, birden beliren geçici bi­linç kaybı; bayılma

senkop, vazovagal (vasova­gal syncope) vzaovagal senkop; ağrı, korku, kan görme gibi fiziksel ve emosyonel nedenlerle ortaya çıkan, bulantı, hal­sizlik ve terleme ile başlayan bayılma

sensoryal paralizi (sensory paralysis) beşduyu fonk­siyonlarının bozulduğu felç

sepsis (sepsis) septisemi; pyojen bakterilerin ve gram negatif canlı etkenlerin kan dolaşımına girmesi sonucunda beliren, sistemik yangısal tepki sendromuna özgü en az 2 bulguyu içeren, kan kültüründe canlı etken varlığının saptandığı, organ etkilenmesinin bulunmadığı tablo

 

sepsis, güçlü (severe sepsis) güçlü sepsis; aşırı sitokin salınımı (sitokin fırtınası), vazodilatasyona bağlı hipotansiyon, hipoperfüzyon kökenli oligüri, organlarda (böbrekler, akciğerler, karaciğer, beyin) disfonksiyon saptana sepsis durumu

sepsis ikteri (sepsis-induced cholestasis) bakteri infeksiyonlarında (özellikle gram negatiflerde) görülen güçlü hiperbilirubinemi 

septik (septic; septicus; septikos) canlı etkenlerd­en kökenli

septik şok (septic shock) diabet, siroz, lenfoma, kanser, infek­siyon hastalıkları bulu­nan, sitotoksik ilaçlar ve kortikosteroid alan kişilerdeki bakteriyemi ya da sepsis sırasında ortaya çıkan, titreme, ateş, deride yaygın kırmızılık, hipotansiyon, damar kollapsı, böbrek yetmezliği gibi bulgularla başlayan, teda­vi edilemezse hipovole­mik ya da kardiyojen şok ile ölüme kadar gidebilen klinik tablo

septisemi (septicemia) sepsis

serbest oksijen radikalleri (free radicals; oxygen reactive species; ROS) serbest oksijen radikalleri; reaktif oksijen; bakterisid ve sitotoksik etkileri olan, üretimi çoğunlukla kemotaktik maddeler, immun kompleksler ve fagositoz süreciyle koşut, çoğunlukla fagositlerce ve endotel hücrelerince salınan, kısa ömürlü ancak bakterisid/sitotoksik etkisi çok güçlü olan oksijen kökenli medyatörler

serbest oksijen radikalleri, hidrojen peroksid (hydrogen peroxide; H2O2): O2- moleküllerinin hücre yüzeyinde ve fagolizozomlarda bulunan superoxide dismutase enzimi aracılığıyla hızla H2O2’e dönüşmesiyle oluşan, mitozu tetikleyen, hücre çoğalması üzerinde etkili,  canlı etkenleri parçalayabilen ve öteki oksidan maddelerin oluşumuna katkıda bulunan serbest radikal

serbest oksijen radikalleri, nitrik oksid (nitric oxide anion; •NO; NOS) çeşitli hücreler tarafından üretilen, bu nedenle nöronal NOS (nNOS), endotelyal NOS (eNOS) ve değişken NOS (iNOS) gibi 3 türü bulunan, en önemli etkisi damar vazodilatasyonu olan, ayrıca damar endotelinin zarar gördüğü alanlarda trombositlerin kümeleşmesini önleyen, lökosit kökenli oksijen radikallerinin etkisini azaltan, makrofaj kökenli olduğunda canlı etkenlerin bir bölümüne ve tümör hücrelerine sitotoksik etki gösteren kısa ömürlü bir serbest radikal

serbest oksijen radikalleri, superoksid anyonu (superoxide anion; O2-) fagositlerin ve endotel hücrelerinin mitokondrial membranlarının iç katmanında üretilen, kısa ömürlü ancak bakterisid/sitotoksik etkisi çok güçlü olan, ayrıca DNA hasarı, ateroskleroz, otoimmun hastalıklar, demans, diabet, yaşlanmayı hızlandırma gibi olumsuz etkileri olan, oksijen kökenli medyatörlerin büyük bölümünün oluşumunda ilk adım olan anyon

serbest radikaller (free radicals) dış yörüngelerindeki “unpaired” elektronlar nedeniyle oldukça aktif ancak çabuk bozulan (stabil olmayan) moleküllerdir. Normal metabolizma sırasında (solunumla alınan oksijenin kullanılması), radyasyonla (ultraviole ve x-ışınları), kimyasal maddelerin ve ilaçların yıkımı (acetaminophen) ile, lökositlerin serbest radikal üretimesiyle, katalizör metallerin (demir, bakır) etkisiyle oluşurlar. Oluşan oksidatif stres hücre yapısını ve işlevlerini bozarak çeşitli hücre zararlarına neden olurlar; antioksidan olarak bilinen kimyasallarca inaktive edilirler (bkz antioksidanlar)

serebral ateroskleroz (cere­bral atherosclerosis) bey­nin önemli atardamar­larını etkileyen, aterom ülserlerinin ve kireçlenmenin görülmediği, anevrizmaların kolaylıkla oluştuğu da­mar sertliği

serebral palsi (cerebral pal­sy) doğum öncesi ve doğum sırasındaki san­tral sinir sistemi zarar­larına bağlı olarak gelişen, istemli hareket­lerdeki koordinasyon bo­zukluğuyla karakterize tablo

serebral paralizi (cerebral paralysis) intrakraniyal hipertansiyona bağlı olarak meydana gelen felç

serebroskleroz (cerebros­clerosis) beyin damar­larındaki ateroskleroza bağlı olarak gelişen, önceleri başağrısı, başdönmesi, uykusuzluk, hırçınlık, sosyal uyum bozuklukları, çabuk yo­rulma, hafıza kusurları ile başlayan, kendisindeki bu değişiklikleri görerek hekime başvurma(senil demans’tan fark), beyin damarlarındaki olaylara bağlı olarak gelişen felçler ve bunların belirtileriyle seyreden, epileptik nöbetlerin eklendiği, za­manla bunamanın gelişebildiği, beyin doku­sunda sertleşme ile ka­rakterize tablo; beynin katılaşması ve küçülmesi

serebrospinal (cerebrospi­nal) beyin ve omurilik ile ilgili

 

serebrospinal likör (liquor cerebrospinalis; cerebros­pinal fluid) BOS; beyin-omurilik sıvısı; bkz likör

serebrospinal otore (cere­brospinal otorrhea) şakak kemiği kırıklarında ku­laktan likör (BOS) gelmesi

serebrovasküler (cerebro­vascular) beyin damarları ile ilgili

serebrovasküler aksidan (cerebrovascular acci­dent) beyinde tromboz, embolizm, kanama, anev­rizma rüptürü gibi neden­lerle oluşan,hemipleji, hemiparezi, başdönmesi, şaşkınlık, afazi ve dizar­tri ile ortaya çıkan, kalıcı nörolojik bozukluklarla seyreden klinik tablo; serebrovasküler atak

 

serebrovasküler atak (ce­rebrovascular attack) serebrovasküler aksidan

seroid (ceroid) yapısal olarak lipofuscin kökenli olan, dokulara biriktiğinde oluşan depo hastalığında nörodejenatif hastalıklara ve görme bozuklukları gibi yol açan lipopigment 

 

Serres epitel artıkları (rest of Serres) alveol kreti ile periost arasındaki dental lamina kalıntıları; dental laminayı oluşturan epitel hücreleri artıkları; işlevini tamamlayarak kaybolan dental laminadan yetersiz apoptozis nedeniyle arta kalan epitel hücreleri

seruloplasmin (ceruloplasmin) bağırsaklardan emilen bakırın kan proteinlerine bağlanarak oluşturduğu yeşil renkli bir pigment 

serum (serum) par­tiküllerinden arınmış yarı berrak/berrak sıvı; vücut zarlarının üzerini nemli tutan berrak sıvı

serum hastalığı (serum sickness) yabancı bir proteinin (antijen) kan dolaşımına ikinci kez girmesiyle birlikte oluşan küçük moleküllü immun komplekslerin damarların endotel hücreleri arasındaki uygun açıklıklardan dokulara çıkarak bazal membrana birikmesiyle başlayan, kompleman sisteminin aktivasyonu ve aktif bir yangı ile süren sistemik nitelikte tip III aşırıduyarlılık reaksiyonu

servikal intraepitelyal neoplazma (cervical intraepithelial neoplasm; CIN) genital HPV infeksiyonunda uterus serviksinde beliren , jinekopatolojik değerlendirme amaçlı smear incelemelerinde dökülen epitel hücrelerinin niteliklerine göre 3 aşamalı displazi bulgularının saptandığı prekanseröz lezyon  

sezaryen doğumu (cesare­an section) bebeğin doğurtulması için karın ve uterus duvarlarının ameliyatla açılması işlemi

sfinkter (sphincter) geçitlerı ve doğal delikleri kuşatarak onların açılıp kapanmalarını sağlayan halkamsı kas örgüsü

sıcak çarpması (heat stroke) aşırı sıcak/güneşli bir ortamda uzun­ca bir süre kalma sonu­cunda ısı düzenleme mer­kezlerinin yetmezliği ya da tam çöküşüyle ortaya çıkan, başağrısı, güçsüzlük, ani bilinç kaybıyla karakterize, deride kırmızılık ve kuru­ma, hafif terleme, seri ve hızlı nabız, yüksek ateşle seyreden, öldürücü düzeylere varabilen tablo

sıcak apopleksisi (heat apoplexy) sıcak çarpmasının güçlü olduğu, baş ağrısı, baş dönmesi, bilinç sislenmesi, kuru ve sıcak vücut yüzeyi ile ateş bulgularıyla karakterize, şok ve koma sürecine giren olguların birden ölümle sonlanabildiği tablo

sıcak çarpması (heat stroke) çevre koşullarının neden olduğu sistemik hipertermi türü; nemli-sıcak havalarda solunum havası su buharına doymuşsa ter buharlaşamaz, ayrıca çevre ısısı vücut ısısına eşit ya da fazlaysa radyasyonla soğuma gerçekleşemez, hipotalamustaki ısı düzenleme merkezi etkilenir ve vücut ısısı yükselir

sıcak krampları (heat cramps) futbolcularda, maraton koşanlarda, aktif askerlerde ve çok sıcak ortamlarda çalışanların iskelet kaslarında, aşırı terlemeye bağlı dehidrasyon sonucunda elektrolitlerin (özellikle NaC1) yitirilmesiyle oluşan, tuz alınmasıyla önlenebilen kramp biçimindeki kasıl­malar

sıcak yorgunluğu (heat exhaustion) sporcularda ve çok sıcak ortamlarda çalışanlarda aşırı terlemeye bağlı dehidrasyon sonucunda elektrolitlerin (özellikle NaC1) yitirilmesiyle oluşan, soğuk, soluk ve ıslak deri, konsantrasyon bozukluğu ile karakterize,  sıcak apopleksisi riski taşıyan, elektrolik desteği ile giderilebilen tablo

sıyrık (abrasion) çok güçlü olmayan ya da eğik gelen mekanik bir etkiyle epidermis ve bazen dermisin yüzeysel bölümlerinin yerinden ayrılmasıyla oluşan yara

sIgA (secretory IgA) salgısal immunoglobulin A; mukozaların koruyucu immunoglobulini