XYZ

X-linked kalıtım (X-linked inheritance; XL): X kromozomu üzerindeki bir genin mutasyonu sonucunda oluşan, X-linked dominant ve X-linked resessif türleri olan, erkek çocuklarını daha çok etkileyen kalıtım türü

Y-linked kalıtım (Y-linked inheritance; YL): erkeklerdeki Y kromozomu üzerindeki bir genin mutasyonu sonucunda oluşan, kız çocuklarının etkilenmediği kalıtım türü

yabancı cisim yutulması (swallowed foreign bod­ies) kazayla yutulan ta­vuk kemiği. kılçık, kürdan gibi cisimler, çocuklarda oyuncak yu­tulması, alkoliklerde pro­tezlerin yutulmalarında görülen larinks, özofagus ve bağırsak tıkanmaları saptanan ta­blo

yakın atış (close range shot) dumansız barııtla 2-40 cm, dumanlı barutla 2-100 cm arasında yapılmış olan, namludan çıkan mermi, alev ve yanmış/yanmamış barut artıklarının deri üzerinde silinti halkası, vurma hal­kası, tatuaj gibi belirgin izler bıraktığı atış (üzerinde kalınca giysi bulunan kişilerde tatuaj bulgusuna rastlan­madığından, atış mesa­fesinin saptanması iste­nen olaylarda elbiselerin de incelenmesi zorunlu­dur)

yalancı ölüm (morte appa­rente) kalp ve solunum sisteminin fonksiyon­larının ileri derecede yavaşlamasına bağlı ola­rak meydana gelen ve bu özellikleriyle çevre ta­rafından ölüm gibi algılanan, kendiliğinden ya da bir girişimle düzelebilen durum

yalancı telem (pseudo­abrasion; pseudo-sillon) şişmanlarda ve yeni doğan çocuklarda baş bir süre öne eğik olarak kal­ması halinde, deri katları arasında oluşan ve za­manla kaybolan soluk çizgi

yangı (inflammation) iltihap; enflamasyon; organizmaya zararlı olabileceği algılanan tüm etkenleri ve onların neden olduğu zararları ortadan kaldırma çabası; etken/uyaran ve ona bağlı doku zararlarının bulunduğu yerde nötralize edilmesi ve/veya eritilmesi, vücut dışına atılması veya sınırlandırarak (demarkasyon) vücuttan ayrı tutulması çabaları

yangı, akut (acute inflammation) akut yangı; akut iltihap; bir dokunun ya da organın çeşitli bileşenlerini doğrudan sarsan tüm etkilere ya da uyaranlara karşı verilen, aktif hiperemi ve eksüdasyon gibi özgün olmayan bilinçsiz tepkilerden oluşan kısa süreli, nötrofil polimorfların ön planda olduğu reaksiyon

yangı, fibrinli (fibrinous inflammation) fibrinli yangı; fibrinli iltihap; damarlardan plazmanın çıktığı, plazma ile dokuya gelen fibrinojenin pıhtılaştığı, fibrin lifleri arasında az veya çok lökositlerin bulunabildiği, üremi, tüberküloz, pnömoni, difteri gibi hastalıklarda görülen yangı türü

yangı, kronik (chronic inflammation) kronik yangı; kronik iltihap; süreğen yangı; bir dokunun ya da organın çeşitli bileşenlerini doğrudan ya da dolaylı yollardan etkileyen uyaranlara karşı verilen, özgün olabilen, uzun süreli, lenfositlerin, plazma hücrelerinin ve fibrozisin ön planda olduğu tepki

yangı, lökositli (leukocytous inflammation) lökositli yangı; fibrinli iltihap; damarlardan plazmanın çıktığı, plazma ile dokuya gelen fibrinojenin pıhtılaştığı, fibrin lifleri arasında az veya çok lökositlerin bulunabildiği, üremi, tüberküloz, pnömoni, difteri gibi hastalıklarda görülen yangı türü

yangı, nekrozlu (necrotizing inflammation) nekrozlu yangı; nektotizan yangı; nekrozlu iltihap; ön planda doku yıkımının olduğu, nekroz alanlarını kuşatan eksüdasyonun olabildiği yangı türü

yangı, seröz (serous inflammation) seröz yangı; seröz iltihap; yangının başlangıcında damarlardan yalnızca serumun çıktığı en hafif yangı türü

yangı, sistemik belirtiler (systemic findings in acute inflammation) akut yangıda saptanabilen ateş, bakteri infeksiyonlarında lökositoz, virüs infeksiyonlarında lenfositoz ve nötropeni, alerjilerde ve parazit hastalıklarında eozinofili, akut faz reaktan maddelerinin (C-reaktif protein, alfa1-antitrypsin, haptoglobin) düzeylerinde yükselme, ferritin düzeyinde düşme, sedimentasyonda (ESR) hızlanma, lenfadenopati, kan kültüründe canlı etken varlığı, sepsis ve septik şok gibi bulgular; kronik yangıda saptanabilen anemi,  plazma protein (immunoglobulinler ve kompleman) düzeylerinde artma, sistemik amiloidoz, kilo kaybı, eklem ve kas ağrıları gibi bulgular

yangı, yerel belirtiler (local findings in acute inflammation) akut yangıda saptanan calor (ısı artışı), rubor (kırmızılık), dolor (ağrı), tumor (şişlik) ve functio laesa (işlev aksaması) gibi bulgular; kronik yangıda saptanabilen nedbe (fibrozis), functio laesa (işlev aksaması),  kanser gelişmesi, kanama gibi bulgular

yanık (burn) 70°C ve daha yüksek yerel ısı artışlarında epidermis hücrelerinin kısa sürede ölmesiyle ortaya çıkan ülser türü lezyon; deride ısı, kimyasal madde ya da elektrik akımı etkisiyle meydana gelen, derin ya da yüzeysel lezyon; yerel ısı yükselmesiyle meyda­na gelen, vücut deri yüzeyinin %20sinden fazlasını etkilediğinde şok, infeksiyon, üremi gibi komplikasyonlarla ölüme neden olabilen lez­yon; 1.derece yanıkta hiperemi, 2.derece yanıkta ödem, vezikül ve bül, 3.derece yanıkta nekroz, 4.derece yanıkta kömürleşmenin görüldüğü tablo

yanık, 1. derece (first degree burn) yüzeysel yanık; 1. derece yanık; epidermiste hafif dejenerasyon görülen, dermisin ve adnekslerin etkilenmediği, vazodilatasyona bağlı kırmızılık (eritem) ve hafif ödem görülen olgu

yanık, 2. derece (second degree burn) 2. derece yanık; epidermiste yüzeysel nekroz olmasına karşın dermisin ve adnekslerin etkilenmediği, veziküllerin ve büllerin oluştuğu; rejenerasyonla iz bırakmadan iyileşen yanık türü

yanık, 3. derece (third degree burn) derin yanık; 3. derece yanık; epidermis ve dermis nekrozunun yanı sıra adneks nekrozları yapan ve subkutan dokuya ulaşabilen derin nekrozlar içeren,  sikartis bırakarak iyileşen yanık

yanık, aspirin (aspirin burn) aspirin yanığı; diş ğrısı olan bölgelere konulan aspirin tabletinin neden olduğu mukoza yanığı

yanık, mukoza (burns of oral mucosa) fiziksel (elektrik akımı, aşırı sıcak ya da donmuş maddeler, vb) ile kimyasal maddelerin (asid, alkali, gümüş nitrat, hidrojen peroksid, formokrezol, sodyum hipoklorid, paraformaldehid, aspirin, vb) neden olduğu, ağız mukozasında erozyon ya da ülserlere neden olan yanıklar

yanık, özofagus (esophagus burn) özofagus yanığı; özellikle zeytinyağından sabun üretilen Ege, Marmara ve Güneydoğu Anadolu gibi yörelerdeki çocuklarda kostik maddelerin yutulmasına bağlı olan mukoza yanığı

yanık şoku (burn shock) plazma kaybı, ağrı ve yanık bölgesindeki nek­rotik dokulardan çıkan toksik maddelerin neden olduğu, infeksiyon ve böbrek yetmezliğine bağlı kusmaların eklen­mesiyle ağırlaşan; yanık lezyonlarından plazma kaybı sonucunda ortaya çıkan bir tür hipovolemik şok

yara (wound) vücut bütünlüğünün bozulduğu lezyon


yara, penetran (penetran wound) sivri uçlu cisimlerin (kama, süngü, iğne gibi), mermi çekirdeklerinin ve patlamalarda uçuşan cisimlerin neden olduğu,  ağzı dar, derinliği fazla olan, sinirleri, damarlar ve iç organları da etkileyebilen yaralar

yara iyileşmesi, primer (primary intention) primer yara iyileşmesi; kesiğin iki kenarı (yara dudakları) birbirinden uzaklaşmadığında ya da sütür konularak karşı karşıya getirildiğinde gerçekleşen, yerinde çok ince bir iz bırakabilen ya da iz bırakmayan yara iyileşmesi

yara iyileşmesi, sekonder (secondary intention) sekonder yara iyileşmesi; yara dudaklarının birbirinden uzak olduğu ya da önemli doku kayıpları olduğunda gerçekleşen, yerinde az ya da çok bir iz bırakan yara iyileşmesi

yara açıları (angles of wound) yara dudak­larının birbirleriyle karşılaştığı noktalarda (her iki uçta) oluşan açılar

yara boyu (length of wound) yaranın, deri üzerinde gözle görülen uzunluğu

yara derinliği (depth of wound) yara tabanı ile deri yüzeyi arasındaki uzaklık

yara dudakları (edges of wound) yaralı deri bölgesinin yara içine bakan yüzleri; yaranın karşılıklı kenarları

yara genişliği (width of wound) yara dudakları arasındaki uzaklık

abrazyon (abrasion) sıyrık; epidermisin yalnızca yüzeysel katmanlarında aşınmanın oluştuğu bazal hücrelerin proliferasyonu (rejenerasyon) ile kısa sürede iyileşen en basit deri yarası

yara kuyruğu (tail of wound) yara açısından değişik yönlere doğru uzanan yüzeysel yırtıklar/ çizikler

yarık, çene-yüz (maxillofacial cleft) çene-yüz yarıkları; 1. ve 2. faringeal (brankiyal) arklardan kökenli malformasyonların sonucunda ortaya çıkan, çene kemiklerini, orbitaları, kulakları, kafatası kemiklerinin bazı bölümlerini etkileyen, kalıtsal hastalıklarda/sendromlarda ya da gebelerin alkol, tütün gibi madde bağımlılıkları ile bazı ilaçlar (valproik asit) ile folik asid eksikliği gibi çevresel faktörlerin etkili olduğu defektler

yarık, kraniyal (cranial cleft) kraniyal yarıklar; ensefalosel ya da meningoensefalosel olarak nitelendirilen, kafatası suturalarındaki kaynaşma gecikmeleri ve yetersizlikleri gibi sorunlar nedeniyle ortaya çıkan çoğu kez maksillofasiyal yarıklarla birlikte görülen defektler

yarık, kraniyofasiyal (craniofacial cleft) kraniyofasiyal yarık; kafatası kemikleriyle yüz kemiklerinin birleşme sorunlarından kaynaklanan defekt

yarık, maksillofasiyal (craniofacial cleft) maksillofasiyal yarık; çene ve yüz bileşenleri (burun, dudaklar, yanaklar, göz kapakları) arasındaki yarık

yarık, orofasiyal (orofacial cleft) damak-dudak-dil yarıkları; altçene yarığı, yarık dudak, yarık damak, yarık dudak-yarık damak, uvula bifida (yarık uvula), dil ve farinks yarıkları

yatrojen infeksiyon (iatro­genic infection) hekim tedavisi sırasında meyda­na gelen infeksiyon has­talığı

yeşilağaç kırığı (greenstick fracture; willow fracture) uzun bir kemikte kemiğin bir tarafının kırık, bu alanın karşısına rastlayan bölgenin sağlam olduğu, daha çok çocuk kemiklerinde görülen kırık

yetersiz kişilik (insuffi­cient personality) toplumsal, mesleki ve duy­gusal yaşamında gerilik ve zayıflık bulunan, yaşama tam bir bağlılık göstermeyen. mutluluk­ları, heyecanları ve istekleri bulunmayan, sürekli başarısız olan, tatsız, kuru, sinmiş, silik kişilik yapısı

yıldızsı kırık (stellate frac­ture) bir noktadan çevreye ışınsal kırık çizgileri içeren fraktür

yırtık (laceration; lacera­tio) dokuları geren ve ezen güçlerin oluşturduğu deri ve içorgan lezyonları

yırtık (laceration) deride dokuları geren ve ezen güçlerle oluşan, yara çizgisinin düzenli ya da yıldıza benzer dallanmalar gösterdiği, kenarları ekimozlu deri lezyonu; derin dokuların ve organların yırtıklarında (karın üzerine gelen geniş cisimlerle olan travmalarda) karaciğer, dalak, böbrekler, vd ölümle sonlanabilen yırtılmalar

yineleme kompülsiyonu (repetition compulsion) daha önceki emosyonel geçmişin yeniden ve daha güçlü oluşması

yoksunluk sendromu (ab­stinance syndrome) abstinans sendromu; psikotrop madde, alkol ve tütün bağımlılarında maddenin alınamaması (eksikliği) sonucu oluşan aşırı sıkıntı ve uyumsuzluk, bulantı ve kusma, diyare, karında kramplar, ataksi, halüsinasyonlar, taşikardi ve hipertansiyon, terleme gibi bağımlı gebelerin doğan bebeklerinde benzerlerinin saptandığı bulguları içeren klinik tablo

abstinans sendromu (absti­nance syndrome) toksik (uyuşturucu uyarıcı) madde alışkanlığı olan kişilerde, bu madde­nin kesilmesinden sonra­ki ilk 24-48 saat içerisinde beliren, hırçınlık, sıkıntı, ağrılar,uykusuzluk terleme, el­lerde titremeler, nabızda hafifleme, bulantı, kus­ma, ishal, bağırsak kanamaları, kalp ve solu­num yetmezliği bulgu­larıyla karakterize, ölümle sonlanabilen ta­blo; yok­sunluk sendromu

yonca yaprağı kafatası (kleeblattschädel) temporoparietal, koronal, lambdoidal ve metopik suturalardan en az 3’ünün erken kapanması (pansinostoz) nedeniyle ortaya çıkan üç loblu kafatası olgusu 

yorgunluk kırığı (fatigue fracture) bale çalışmaları, uzun ve yorucu yürüyüşler ya da ekzersizler sonrasında meyda­na gelen kırık

yüzeysel ekimoz (superfı­cial ecchymose) trav­manın geldiği bölgede, travma etkisinden çok kısa bir süre sonra ortaya çıkan, ortası oldukça koyu renkli olan morluk

Zahorsky anjini (Zahorsky herpangina) ülserli farinjit; fusospiroket stomatitinin farinke kadar ilerlemesiyle ortaya çıkan klinik tablo

zehir (poison) 50 g’dan az miktarı ölüme neden olan, endojen ya da ekzo­jen kökenli maddeler

 

zeka geriliği (mental retar­dation) kromozom de­fektleri ve anomalileri, oligofreni, endokrin sistem hastalıkları, konjeni­tal infeksiyonlar, annenin gebelik sürecinde aldığı radyasyon-ilaçlar-alkol­-sigara, konjenital ya da edinsel sendromlar, mik­rosefali, genetik kökenli nörolojik hastalıklar, me­tabolizma bozuklukları, doğumsal beyin has­talıkları, prematürelik, doğum travmasına bağlı beyin kanamaları, preek­lampsi, doğum sırasındaki asfiksi, virüs ve bakterilerin oluşturduğu ensefalitler, annenin ve bebeğin beslenme bozuklukları gibi faktörlerin neden ola­bildiği, zeka seviyesinde değişik düzeylerdeki azalma ile karakterize, zeka yaşının 15 üzerine çıkamamasıyla karakter­ize tablo

zonula adherens (zonula adherens) epitel hücrelerinde, fibroblastik hücrelerde, kalp kası hücrelerindeki interkalar disklerde ve düz kas hücrelerinin arasındaki bağlantıları sağlayan cadherin moleküllerinin organizasyonu